Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.Όταν θα προσπαθώ να σας εξηγήσω γιατί γύρισα αφού είπα στον τύπο ότι το μέλλον της Apple είναι σκοτεινό.
Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.Когато се опитвам да обясня че съм се върнал, след като съм казал на пресата че бъдещето на Епъл е черно.
Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.Когда я попытаюсь объяснить, зачем вернулся после того как рассказывал прессе про безнадёжное будущее Apple.
Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.כשאנסה להסביר למה חזרתי לאחר שאמרתי לעיתונאות שהעתיד של Apple היא שחורה.
Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.عندما أحاول شرح لمَ عدت♪♫♪ بعد إخبار الصحافة أان مستقبل ماكنتوش مظلم.♪♫♪
Basına Apple'ın geleceğinin olmadığını söyledikten sonra neden geri döndüğümü açıkladığımda.なぜ戻ったのか説明しようとした 信じないかもしれないけど
Bazı durumlarda, parçalarınızı doğrudan HP veya Apple'a satıyor olabilirsiniz.في بعض الحالات، قد تبيع قطعك مباشرة لإتش بي أو آبل
Bazı durumlarda, parçalarınızı doğrudan HP veya Apple'a satıyor olabilirsiniz.여러분이 직접 애플이나 HP에 부품을 판매하는 경우에는
Bazı durumlarda, parçalarınızı doğrudan HP veya Apple'a satıyor olabilirsiniz.その場合は再販業者の費用の代わりに販売費が増えます
Bazı kişiler mutlaka Apple kullanmak isterler, kendilerini bu firmanın değerleri ile özdeşleştirirler.Komputery w ogóle. Niektórzy kupią produkt Apple, bo lubią tę markę, a inni wybiorą Sony.
Ben becerikliyim sen sevimsizsin Apple 2 ile seni yenmek çok kolaydıJeg er glat, du er cheesy at slå dig er alt for nemt
Ben sadece Apple'ın interneti kaçırmasında etkili olmadım.자, 저는 애플사가 인터넷을 놓치도록 역할을 했을뿐 아니라
Ben sadece Apple'ın interneti kaçırmasında etkili olmadım.כעת, לא רק שלא היה לי תפקיד חשוב בסיוע לאפל לפספס את האינטרנט,
Ben sadece Apple'ın interneti kaçırmasında etkili olmadım.وبذلك لم أساهم فقط في جعل شركة Apple تخفق في توقع ظهور الإنترنت،
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Aşa că un computer Apple - asemenea acestuia - PowerBook - acest computer este ca şi cum m-ar provoaca.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Der Apple Computer -- wie diese -- das PowerBook -- dieser Computer -- fordert mich also heraus.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Entonces, el computador Apple, como esos, el PowerBook, este computador, no, como que me desafía.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.애플컴퓨터들은 -- 이런 파워북들이 -- 예 이겁니다
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Les ordinateurs Apple -- comme ces -- les PowerBooks -- cet ordinateur -- il me défie.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Počítač od Apple -- jako tenhle PowerBook -- mě zkrátka vyzývá.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Så Apple computeren -- ligesom de -- PowerBook'en -- denne computer -- den udfordrer mig.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Takie, jak ten PowerBook.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor. Temelde şöyle diyor:Esimerkiksi tämä PowerBook. se haastaa minut ja käytännössä sanoo:
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor. Temelde şöyle diyor:I computer Apple, come questo Powerbook... questo computer mi sfida.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Um computador Apple, como um Powerbook, como este computador, desafia-me.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Οι υπολογιστές της Apple, όπως αυτός ο Powerbook, αυτός εδώ, με προκαλεί.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Вот, значит, компьютер Эппл - как эти - ПауэрБук - вот этот компьютер здесь - так он бросает мне вызов.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Та Apple компютър -- като този -- PowerBook -- точно този компютър -- всякаш ме предизвиква.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.אז מחשבי אפל -- כמו אלה - הפאואר-בוק -- המחשב הזה -- כאילו
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.جهاز الكمبيوتر أبل -- مثل إصدارهم-- بور بوك -- هذا الكمبيوتر -- مثل ،
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.私に挑んできます こんな風に言ってくるのです
Birkaç Apple çalışanı uygulamanın bazı grupların gücüne gidebileceğini düşünmüş.그 앱이 일부 그룹의 사람들에게 모욕적일 수도 있다고 애플이 판단했기 때문이죠.
Birkaç Apple çalışanı uygulamanın bazı grupların gücüne gidebileceğini düşünmüş.lo lắng rằng nó sẽ gây khó chịu cho một vài nhóm.
Birkaç Apple çalışanı uygulamanın bazı grupların gücüne gidebileceğini düşünmüş.מפני שאחדים מאנשי "אפל" חששו שזה יפגע בקבוצות מסוימות.
Birkaç Apple çalışanı uygulamanın bazı grupların gücüne gidebileceğini düşünmüş.لأن بعض العاملين في آبل كانوا قلقين من كونه يسيء لبعض المجموعات.
Birkaç Apple çalışanı uygulamanın bazı grupların gücüne gidebileceğini düşünmüş.特定のグループにとって攻撃的であることを憂慮したからです 彼のアプリは
Birkaç sene içinde, bu pazarın da Apple'i ortaya çıkacak.In einigen Jahren werden wir sehen, dass es solch einen Apple auch für diesen Markt geben wird.
Birkaç sene içinde, bu pazarın da Apple'i ortaya çıkacak.Over enkele jaren zullen we zien dat de Apple van dit type van markt bovendrijft.
Birkaç sene içinde, bu pazarın da Apple'i ortaya çıkacak.Tra qualche anno vedremo una Apple emergere anche in questo mercato.
Birkaç sene içinde, bu pazarın da Apple'i ortaya çıkacak.Vom vedea în câțiva ani, va apărea echivalentul lui Apple
Birkaç sene içinde, bu pazarın da Apple'i ortaya çıkacak.W ciągu kilku lat będzie można zaobserwować odpowiednik Apple na tym rynku.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Appleに電話で苦情を言ってきました 「マウスがキーキー鳴るとはどういうことですか?」 と担当者が尋ねると
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Een vrouw belde Apple om te klagen dat haar muis piepte -- hij maakte een piepgeluid. De technicus zei:
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Egy nő azzal a panasszal hívta az Apple-t, hogy az egere cingog - cincogó hangot ad ki.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Eine Frau rief Apple an, und klagte dass ihre Maus quietschte - also ein Quietschgeräusch machte.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.어떤 여자분이 애플에 전화했습니다. 그 여자분의 마우스가 끽끽거린다고 항의를 했죠
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Kobieta zadzwoniła do Apple, żeby się poskarżyć, że jej mysz piszczała - wydawała skrzypiący dźwięk.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Một người phụ nữ gọi Apple để than phiền về việc con chuột của bà cứ kêu rúc rích. Gây những tiếng rúc rích.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.O femeie a sunat la Apple plangand-u-se ca soarecele ei squeakaie -- face un sunet dubios
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Uma mulher ligou para a Apple e queixou-se que o rato chiava, fazia um ruído de guincho. E o técnico:
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Una donna ha chiamato Apple per lamentarsi che il suo mouse squittiva - faceva come uno squittio.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Una mujer llamó a Apple para quejarse que su mouse (ratón) estaba chillando - haciendo un sonido chillón.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Une dame a appelé Apple pour se plaindre que sa souris grinçait -- qu'elle émettait un son grinçant.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Μία γυναίκα κάλεσε στην Apple για να παραπονεθεί πως το ποντίκι της έτριζε, κάνοντας έναν θόρυβο τριξίματος.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Жена се обади на Епъл да се оплаче че мишката и цвърчи -- прави цвърчящ шум
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.Женщина позвонила в Apple, чтобы пожаловаться, что её мышка скрипит — издаёт скрипы.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.אישה התקשרה ל-Apple להתלונן שהעכבר שלה צפצף -- עשה רעש צפצפני.
Bir kadın Apple'ı faresinin gıcırdadığını -- gıcırtılı bir ses çıkardığını söylemek için aradı.اتصلت إمرأة على ماكنتوش تشتكي ان الفأرة تصرصر-- تصدر صوة صرصرة.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Egyszer abban az örömben volt részem, hogy egy Apple call centerben ülhettem egy napig.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Ich hatte mal das seltene Privileg, einen Tag in einem Apple-Callcenter zu verbringen.