Fakat apartmanda yaşadığı için köpeğini Basri Amca'ya emanet eder.Z tego powodu dostała pozwolenie na przeprowadzkę do domu męża we wsi Kobrino pod Gatczyną.
Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir.Następnie budynek zaadaptowano na mieszkania.
Şimdilik amcamla birlikte kalıyorum fakat daha sonra küçük bir apartman dairesine taşınacağım.Póki co mieszkam z wujkiem, ale później wyprowadzę się do jakiegoś małego mieszkania.
Apartheid karşıtı eylemci ve Güney Afrika'nın eski devlet başkanı, Nelson Mandela, Gandi'den ilham almıştır.Anti-apartheidaktivisten och före detta presidenten i Sydafrika, Nelson Mandela, var inspirerad av Gandhi.
2003 yılına kadar bina dünyanın en yüksek apartmanı idi.Den sistnämnda var fram till 2003 världens högsta bostadsbyggnad.
Lopez doğduğu sırada ailesi küçük bir apartman dairesinde yaşıyordu.När Lopez föddes flyttade familjen till en liten lägenhet.
Olay Güney Afrika'da apartheid rejimi sırasında geçmektedir.Den utspelar sig i Sydafrika under apartheid.
Apartheid karşısında durmuştur.I Sydafrika upphörde apartheid.
Henry Townshend, Ashfield kasabası'nın güneyinde 302 numaralı orta büyüklükte bir apartman dairesine taşındı.Henry Townshend bor i lägenheten 302.
"Love Will Tear Us Apart", Joy Division`ın en ünlü parçası."Love Will Tear Us Apart" är en låt av det brittiska postpunkbandet Joy Division.
Saldırganlar muhtemelen bir apartman dairesinde Makar'a tecavüz ettiler.Vid något tillfälle skulle More till och med ha låtit tortera en misstänkt i sitt eget hem.
Polanski'nin Apartman Üçlemesinin Repulsion ve Rosemary'nin Bebeği filmlerini takip eden son filmidir.Ingår i Polanskis trilogi av "lägenhetsfilmer", där Rosemary's Baby och Repulsion utgör de två första.
Şişli’de bir apartman dairesinde görüşürler.De bor tillsammans i en lägenhet i Fruängen.
Merkezi ısıtma, genel olarak, soğuk iklimlerdeki özel apartman veya kamu binalarında kullanılır.Detta gäller särskilt för direkt användning i form av uppvärmning av hus och andra byggnader.
Fakat apartmanda yaşadığı için köpeğini Basri Amca'ya emanet eder.De rekommenderar att de för Sophies skull ska bo tillsammans i hennes föräldrahem.
Apartmanda garip sesler ve olaylar olmaktadır.У готелі постійно відбуваються дивні та жахливі події.
Koval, 31 Ocak 2006 tarihinde Moskova'daki apartman dairesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.Коваль помер у своїй московській квартирі 31 січня 2006 року у віці 92 роки.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Попри велику родину живе один у власній квартирі.
Eski bina, apartman binası olarak kullanılmaya devam edildi.Стара будівля банку стала використовуватися як житловий будинок.
Rastgele yapılan apartmanlar kentin görünümünü önemli ölçüde değiştirdi.Стрімка індустріалізація значно змінила обличчя міста.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Добре переносить життя в квартирі.
Fakat daha sonraki yıllarda yerlerini lüks apartmanlar aldı.В той час його друзі заледве беруть необхідні прохідні бали.
Evlendiklerinin ertesi günü İstanbul'a Avrupa Apartmanı'na taşınırlar.Після одруження батьки переїхали у Западинку.
Benim apartman yakındır.Моя квартира знаходиться неподалік.
İşte benim apartmanın anahtarı.Ось ключ від моєї квартири.
Love Will Tear Us Apart hakkında her şeyPíseň Love Will Tear Us Apart je coververzí skupiny Joy Division.
Olay Güney Afrika'da apartheid rejimi sırasında geçmektedir.(10) Příběh se odehrává v jižní Africe za apartheidu.
Eli yakın bir zamanda Håkan adlı yaşlı bir adamla Oskar'ın yaşadığı evin yanındaki apartmana taşınmıştır.Eli se nedávno přistěhovala do vedlejšího bytu, kde žije se starším mužem jménem Håkan (Per Ragnar).
Apartheid karşısında durmuştur.Byla členkou hnutí proti apartheidu.
1960'larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başladı.Ty na začátku 60. let doplnilo sídliště obytných domů.
Bugün, buna rağmen insanlar apartmalarda ve daha modern evlerde yaşarlar.Dnes žijí ve vesnicích v domech s elektřinou a dalšími modernějšími předměty denní potřeby.
Güngör: Fırat'ın oturduğu apartmanın altındaki berberdir.Uvádí se bytem Brezová pod Bradlom.
Ruskin Arms'ın üstündeki apartmanda bir kadın oturmaktadır.V Russellově bytě mají spolu sex.
Apartmanda rahatlıkla yaşayabilir.Do bytu se ještě stihnou schovat.
Apartheid karşıtı eylemci ve Güney Afrika'nın eski devlet başkanı, Nelson Mandela, Gandi'den ilham almıştır.Activistul anti-apartheid, fostul președinte al Africii de Sud, Nelson Mandela, a fost influențat de Gandhi.
Suudi kadınlara yönelik muameleler "cinsiyet ayrımcılığı" ve "cinsiyet apartheidı" olarak tanımlanmaktadır.Felul cum sunt tratate femeile este considerat de unele surse drept segregare sexuală și „apartheid sexual”.
Apartheid karşısında durmuştur.Acest partid se împotrivea apartheidului.
Central Park during Autumn, New York.jpg New York'ta Central Park'a bakan lüks apartmanlar.Pe timpul verii există zboruri directe din JFK, New York.
Büyük jüt fabrikalarının birçoğu yıkıldı; birçoğu da ofis binalarına veya ikamet apartımanlarına dönüştürüldü.Cazematele au devenit inutile, multe dintre ele fiind transformate în magazii pentru echipamentul agricol.
Seyit büyük bir apartmanda kapıcıdır.Winston trăiește într-un apartament foarte modest.
Gregory House'un yaşadığı apartman dairesinin numarası 221, daire kodu B'dir.Dr. Gregory House, protagonistul serialului Dr. House, locuiește în apartamentul 221B.
Afgan Tazısı apartman hayatı için pek uygun bir köpek türü değildir.Bichonul maltez este un câine de apartament, care nu are standarde înalte.
Yaşadığı apartmanın önüne hatıra tabelası vurulmuştur.Acest lucru este menționat de placa memorială așezată pe casa unde a locuit.
Barselona'da kiralamak için bir apartman bulmam gerek.Trebuie să găsesc un apartament de închiriat în Barcelona.
Eski bina, apartman binası olarak kullanılmaya devam edildi.A régi banképületet ezután apartmanházként használták tovább.
Apartmanda rahatlıkla yaşayabilir.Lakásban nehezen tartható.
Yaşadığı apartmanın önüne hatıra tabelası vurulmuştur.Volt lakása közelében róla készült szobor őrzi emlékezetét.
"When It All Falls Apart", Avustralyalı The Veronicas ikilisinin The Secret Life of... albümünden bir şarkı.A When It All Falls Apart a The Veronicas harmadik kislemeze debütáló, The Secret Life of… című albumukról.
Bahçeye ihtiyaç duymadıkları için apartman hayatına çok rahat uyum sağlarlar.Nagy helyigénye miatt állatkertben nem könnyű tartani.
1960'ların başında Paris'ten bir apartman satın aldı.1960-as évek legelején Párizsban telepedett le.
Apartman da kendi apartmanının aynısıdır.Alváza mindenben azonos a kocsiéval.
Hatta Walter ayrı bir apartman dairesinde oturmaya başlamıştır.Ted kezd hozzászokni ahhoz, hogy egyedül van egy lakásban.
Dickie'nin arkadaşı Freddie, Dickie'nin apartmanda olduğunu sanarak ziyarete gelir.Freddie Miles, Dickie régi barátja, találkozik Ripleyvel Dickie római lakásában.
Üst kat altı odalı bir apartman ve bir bekar odası şeklindedir.A felső szintet egy nagy lakosztály foglalta el hat szobával.
Apartman dairesinin bir bahçesi var mı?Tartozik a lakáshoz kert?
House'ın apartman numarası olan 221B, Holmes'un sokak numarasına bir atıfdır.Housen asunnon numero, 221B, on viittaus Holmesin kotiosoitteeseen.
Şimdi bir apartmana dönüştürülmüştür.Nyt se on saneerattu asunnoiksi.
Nick, Schmidt, Winston ve koç apartman dairesindeki ilk dört oda arkadaşıdır aslında.Asunnon alkuperäiset neljä kämppäkaveria ovat siis hän, Nick, Schmidt ja Winston.
Uzaklarda modern apartmanlar görünür.Nykyisin paikalla on moderneja asuinrakennuksia.
Apartman kapıcı dairesi kendi içinde karakterlere sahiptir.Sen kattohuoneisto on hänen henkilökohtaisessa käytössään.