Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.Man is surely most ungrateful.
Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.He is your open enemy.
Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.And sent them tokens to bring out the best in them.
Din hususunda onlara apaçık deliller verdik.And gave them a clear exposition of Our laws.
Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık.We have put you on the right way in the matter (of divine law).
Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.My duty is only to warn you clearly."
İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.They are clearly in the wrong."
Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.As (there was) in Moses when We sent him to the Pharaoh with clear authority.
Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."I give you a clear warning from Him.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.In that case we shall he in error and insane.
Biz apaçık âyetler indirmişizdir.We have sent down very clear signs.
Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Biz sana apaçık âyetler indirdik. Onları yoldan çıkan sapıklardan başkası inkâr etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Gerçekleri iyice bilmek isteyenler için delilleri apaçık gösterdik. [74;52; 6,124; 51,52-53]But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.
Orada apaçık alâmetler ve deliller, İbrâhimin makamı vardır.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
De ki: “Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım.Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny.
Bütün bunlar apaçık bir kitaptadır.[2,44; 29,17; 6,59]{KM, Mezmurlar 104, 11-12; 155,15-16}All things conform to a manifest law.
Kendilerine gerçekleri apaçık gösteren o kitabı verdik.We gave them the explicit Book,
Halbuki Biz onlara apaçık âyetler de indirmiştik.We have sent down very clear signs.
Cehennem her görene, apaçık görünür.And Hell made visible to him who can see,
O, vahyi getiren elçi Cebrail'i, apaçık ufukta görmüştü. [53,13-16]He had surely seen Him on the clear horizon.
Sana apaçık ayetler indirmekteyiz. Yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkar etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.Do not follow in the footsteps of Satan your acknowledged foe.
İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık ayetler verdik!Ask the children of Israel how many a clear sign We had given them.
Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik.And to Jesus, son of Mary, We gave tokens, and reinforced him with divine grace.
Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.We have given you a clear sanction against them.
Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar.Even then they made the calf, when clear signs had reached them.
Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.Still We forgave them and gave Moses clear authority.
ALLAH'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da geldi size.To you has come light and a clear Book from God
Seni ve halkını tümüyle apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."I certainly find you and your people in error."
Halkının ileri gelenleri, "Seni apaçık bir sapıklık içinde gürüyoruz," dediler.The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
İnkarcılar, "Bu, apaçık bir büyücüdür," dediler.(Yet) the unbelievers say: "He is a clear sorcerer."
Sonra onun ardından, elçiler gönderdik, halklarına apaçık deliller getirdiler.Afterwards We sent many messengers who brought clear proofs to their peoples.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Tüm bunlar apaçık bir kitaptadır.All things conform to a manifest law.
Nuh'u halkına gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım,"We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
A. L. R. Bu (harfler), apaçık kitabın mucizeleridir.ALIF LAM RA. These are the verses of the immaculate Book.
Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır.Surely Satan is man's acknowledged foe.
A. L. R. Bu (harfler) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir.ALIF LAM RA. These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
De ki: "Ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.Man He created from a drop of semen; and still he becomes an open contender.
Amaçladıkları kişinin dili yabancıdır, bu ise apaçık Arapça bir dildir.The speech of the man they imply is obscure while this is clear Arabic.
Çünkü şeytan aralarına girer. Şeytan, insanın apaçık düşmanıdırVerily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Dilersen İsrail oğullarına sor.We gave Moses nine clear signs; so ask the children of Israel.
"Doğrusu, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz," deyince,He said: "You and your fathers were in clear error."
Böylece, biz onu apaçık ayetler olarak indirdik. ALLAH dilediğini ve dileyeni doğruya ulaştırır.That is why We have sent down these clear revelations, for God gives guidance whomsoever He please.
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, inkarcıların yüzünde inkarcılığı okursun.When Our clear messages are read out to them you can see denial on the faces of unbelievers.
Sonra biz, Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Apaçık ayetler indirmiş bulunuyoruz.We have surely sent down clear signs.
Dedi ki, "Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Bu apaçık bir lütuftur."This is a clear favour indeed."
Sen apaçık gerçeği izlemektesin.Certainly you stand on positive truth.
Bu (harf) ler bu apaçık Kitabın mucizeleridir.These are the verses of the illuminating Book.