Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.He is your open enemy.
Apaçık olan Kitab'a andolsun ki,The perspicuous Book is witness
Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
İşte apaçık kurtuluş budur.This will be a clear triumph.
Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Musa'da da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.As (there was) in Moses when We sent him to the Pharaoh with clear authority.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler.In that case we shall he in error and insane.
Biz apaçık ayetler indirmişizdir.We have sent down very clear signs.
Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.If you turn away, the duty of the Apostle is to convey the message clearly.
Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!You will now realise who is in manifest error."
Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.He had surely seen Him on the clear horizon.
(İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.An Apostle from God, reading out hallowed pages
Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?
Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir.To you has come light and a clear Book from God
O gün kimden azab giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.Whosoever is spared that Day will surely have mercy shown to him, and this will be a clear triumph.
Biz âyetlerimizi, anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik.How clear have We made Our signs for those who understand.
Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Kendilerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.All things conform to a manifest law.
Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik.We sent Moses with Our signs and full authority
O halde bize apaçık bir delil getirin!" dediler.Bring to us then a clear proof."
Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
Ancak kulak hırsızlığı eden şeytan hariç, onu apaçık bir alev sütunu takip eder.Except the ones who listen on the sly, yet they are chased away by a shooting flame.
De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.Verily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
Andolsun biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!)We gave Moses nine clear signs; so ask the children of Israel.
Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?Have not clear proofs come to them in what is contained in the earlier Books?
İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.He said: "You and your fathers were in clear error."
De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın.When Our clear messages are read out to them you can see denial on the faces of unbelievers.
Andolsun biz (her şeyi) apaçık bildiren âyetler indirdik.We have surely sent down clear signs.
Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.""By God, we were plainly in error
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."
Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."This is a clear favour indeed."
Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.Certainly you stand on positive truth.
Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.These are the verses of the illuminating Book.
O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi."He is certainly an enemy and a corrupter."
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.Surely the evil-doers are in clear error.
"Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."Our duty is to convey the message clearly."
"Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."In that case I would surely be in clear error.
Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.You are only in palpable error.
O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?Does not man see We created him from a drop of semen? Even then he becomes an open contender,
Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir."And say: "This is only magic.
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)That was indeed a trying test.
İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.They wander (astray) in clear error.
O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler.This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe.
Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.I call to witness the lucent Book,