Ana içeriğe geç
Sözlük

apacı ile cümle

apacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Bu şeytanın bir işidir; o bir düşmandır, apaçık bir saptırıcıdır," dedi."This is of Satan's doing," he said. "He is certainly an enemy and a corrupter."
Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Gerçekte o, kendilerine bilgi verilmiş olanların göğsünde apaçık ayetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Senden önce elçileri halklarına apaçık delillerle gönderdik.Verily We sent many apostles before you to their people, who brought clear signs with them.
Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.Surely the evil-doers are in clear error.
Biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.We keep an account of all things in a lucid register.
Bu, ancak bir mesaj ve apaçık bir Kuran'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı görmez mi ki bize karşı apaçık bir düşman kesilir?Does not man see We created him from a drop of semen? Even then he becomes an open contender,
Derler, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir."And say: "This is only magic.
Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.That was indeed a trying test.
Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.We gave them the explicit Book,
Yoksa apaçık bir delile mi sahipsiniz?Or have you received some clear authority?
"Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyediliyor."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Apaçık kayıp budurRemember, this will be an all-too-evident loss.
Çünkü, elçiler onlara apaçık delillerle gittiklerinde inkar ediyorlardı.This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe.
Musa'yı ayetlerimiz ve apaçık bir yetki ile gönderdik.We sent Moses with Our signs and clear authority
Onlar da derler ki, "Elçileriniz size apaçık delillerle gelmemiş miydi?"They will say: "Did not your apostles come to you with clear proofs?"
İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.Man is surely most ungrateful.
Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?Can you make the deaf to hear, or show the blind, and those lost in clear error, the way?
Apaçık olan bu kitaba andolsun.The perspicuous Book is witness
Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.So watch for the day when the sky begins to emit clear smoke,
Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.The Apostle who explained all things clearly had come to them,
"ALLAH'a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delille gelmiş bulunuyorum."Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
Onlara apaçık emirler verdik.And gave them a clear exposition of Our laws.
Apaçık zafer işte budur.This will be a clear triumph.
Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."My duty is only to warn you clearly."
Biz sana apaçık bir zafer verdik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Musa'da da (bir ders vardır). Onu Firavun'a apaçık bir delil ile göndermiştik.As (there was) in Moses when We sent him to the Pharaoh with clear authority.
Biz, apaçık ayetler indirmiş bulunuyoruz.We have sent down very clear signs.
Sonra kendilerine apaçık delilleri gösterdiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Dedi ki, "Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım."He said: "O my people, I warn you clearly
Onu apaçık bir ufukta görmüştür.He had surely seen Him on the clear horizon.
Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter.And this is a sufficient manifest sin.
Elif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.Alif-Lam-Ra; these are verses of the Book and the bright Qur’an.
De ki: "Ayetler (mu'cizeler) Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız."And when you said “O Moosa!
Bu, apaçık bir günah olarak yeter.And this is a sufficient manifest sin.
Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.Alif-Lam-Ra; these are verses of the Book and the bright Qur’an.
De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın Katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın Katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.Alif-Lam-Ra; these are verses of the Book and the bright Qur’an.
De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin?(The disbelievers whose hearts are sealed, are deaf and blind to the truth).
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."I am indeed a Herald of clear warnings to you.”
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir.Indeed the clear proof from your Lord has come to you, and We have sent down to you a bright light.
Hiç kuşkunuz olmasın, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."I am indeed a Herald of clear warnings to you.”
O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.Therefore rely on Allah; you are indeed upon the clear Truth.
De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.And do not ever let the devil stop you; he is indeed your open enemy.
De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Apaçık bir günah olarak bu yeter.And this is a sufficient manifest sin.
Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.Alif-Lam-Ra; these are verses of the Book and the bright Qur’an.
Andolsun biz (her şeyi) apaçık bildiren âyetler indirdik. Allah dilediğini doğru yola iletir.And We indeed sent down clear verses; and Allah may guide whomever He wills to the Straight Path.
Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.Therefore rely on Allah; you are indeed upon the clear Truth.
Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?(The disbelievers whose hearts are sealed, are deaf and blind to the truth).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod