Ana içeriğe geç
Sözlük

apacı ile cümle

apacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz!Then you will see it with the eye of certainty.
Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (Ey Muhammed!)We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik.But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.
Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.Do not follow in the footsteps of Satan your acknowledged foe.
İsrailoğullarına sor ki kendilerine nice apaçık mucizeler verdik.Ask the children of Israel how many a clear sign We had given them.
Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
Siz iftira ederek ve apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?Would you take it away by slandering and using unjust means?
Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.We have given you a clear sanction against them.
Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi.But of Moses they had asked a bigger thing, and demanded: "Show us God face to face."
Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.Still We forgave them and gave Moses clear authority.
Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.To you has come light and a clear Book from God
Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.If you turn away, remember, that the duty of Our Apostle is to give you a clear warning.
O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.Whosoever is spared that Day will surely have mercy shown to him, and this will be a clear triumph.
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız.Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny.
Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, demişti.I certainly find you and your people in error."
Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!At this Moses threw down his staff, and lo, it became a live serpent.
O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.He is only a plain admonisher.
Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaçık bir uyarıcıyım.We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.We sent Moses with Our signs and full authority
Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.These are the verses of the immaculate Book.
Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.Surely Satan is man's acknowledged foe.
Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir.Our father is surely in the wrong.
Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!Bring to us then a clear proof."
Ra. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın ayetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.And say: "I am a distinct warner,"
Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.The speech of the man they imply is obscure while this is clear Arabic.
Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.Verily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?Have not clear proofs come to them in what is contained in the earlier Books?
İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.This is indeed a palpable loss.
De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Sonra ayetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u gönderdik.Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
Cehennem de azgınlara apaçık gösterilir.And Hell made visible to those who had gone astray.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."By God, we were plainly in error
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.I am only a plain admonisher."
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.This is a clear favour indeed."
Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.Certainly you stand on positive truth.
O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi."He is certainly an enemy and a corrupter."
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık ayetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a warner, plain and simple."
Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.
Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.We keep an account of all things in a lucid register.
"İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum."In that case I would surely be in clear error.
Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.You are only in palpable error.
"Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi?Did I not commit you, O children of Adam, not to worship Satan who is your acknowledged foe,
Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.Even then he becomes an open contender,
Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.We gave them the explicit Book,
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.Remember, this will be an all-too-evident loss.
İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.They wander (astray) in clear error.
Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde, inkar etmeleri idi.This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe.
Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık hüccetle, gönderdik.We sent Moses with Our signs and clear authority
Apaçık Kitab'a andolsun ki,I call to witness the lucent Book,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod