Ana içeriğe geç
Sözlük

apacı ile cümle

apacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Louis'nin böyle apaçık bir şeyi nasıl göremediğini anlayamamıştım.And I didn't understand how Louis could not see what seems so self-evident.
Basit, apaçık, mantıklı, aynı zamanda test edilmemiş birşey.Simple, straightforward, commonsensical -- also, largely untested.
Bir tanesi apaçıktı.So one of them was fairly straightforward.
Ve apaçık bir hata.So it's an obvious mistake.
Mahcubiyeti apaçık belliydi.He was clearly embarrassed.
Bilirsin, başında bahsettim mi bilmiyorum. ama bu iyi çünkü apaçık değil.And you know, I don't if I mentioned in the beginning, this is good because it's not obvious.
Hırslı olduğu apaçık ortadaydı.He was obviously ambitious.
Yetenekli olduğu apaçık ortadaydı.He was obviously competent.
Yani, ipin en uzun parçası apaçık 3. parçadır.Well, the longest piece of rope is clearly piece 3.
Evet, ayrıca orada yeni hiçbirşey öğrenmedim, apaçık ortada.And OK, I didn't learn anything new there as well -- that's pretty obvious.
Bu kararlar apaçık Oyuncu'nun hareket biçimininin bir yansıması.These decisions are clearly a reflection of the Actor's policy.
Bu araçlar apaçık belli ve insanlar da bu araçları istiyor.It's not rocket science. These tools are obvious and people want them.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Well we clearly need something that is effective at reducing the mosquito population.
Yani bütün bunların işe yarayabilmesi için apaçık bir şekilde güven noktasında durmam gerekiyor.So in order for all this to work, obviously I have got to be in a position of trust.
Bu orbite sahip olan gezegen yada rocketin daha fazla enerjiye sahip oldugu apacik ortada.One, obviously, the planet or the rocket that has this orbit has more energy.
Evrenle mütemadi olduğunuz size... ...apaçık oluveriyor.It becomes absolutely obvious to you that you are continuous with the universe.
Bu sizin için apaçık olabilir, ama sadece bu durumda değil, yararlı olabilir.This might be obvious to you, but just in case it's not, it might be helpful.
Apaçık, kimse henüz bunu düşünmediği için.Simply because nobody thought of it yet.
Boşver, apaçık belli.Never mind, make it obvious.
Apaçık bir soruydu bu.Pretty straightforward problem, don't you think?
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Saul saw and knew that Yahweh was with David; and Michal, Saul's daughter, loved him.
Apaçıktır hepsi anlayana, Bilgiye erişen, doğruluğunu bilir onların.They are all plain to him who understands, right to those who find knowledge.
Andolsun, sana apaçık ayetler indirdik, onları yoldan çıkmışlardan başkası inkar etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter.See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?Have they not bethought themselves their companion is not mad? He is only a plain admonisher.
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Bunların hepsi apaçık bir Kitaptadır.All things conform to a manifest law.
Andolsun biz Nuh'u da kavmine gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
Bunlar apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the immaculate Book.
Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır!Surely Satan is man's acknowledged foe.
Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.And say: "I am a distinct warner,"
İşte apaçık ziyan budur.This is indeed a palpable loss.
De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik;Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!"By God, we were plainly in error
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a plain admonisher."
Apaçık Arapça bir dille.In eloquent Arabic.
Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Allah'a tevekkül et, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.
Şunlar, o apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the illuminating Book.
O, gerçekten apaçık, şaşırtıcı bir düşmandır.""He is certainly an enemy and a corrupter."
De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."Say: "My Lord knows who has come to guidance, and who is clearly in error."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.
(Her şeyi apaçık bir Kitapta tesbit etmiştir) Ki, inanıp iyi işler yapanları mükafatlandırsın.In order that He may recompense those who have believed and done the right.
Zaten biz, her şeyi apaçık bir kütüğe ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.We keep an account of all things in a lucid register.
O takdirde ben, apaçık bir sapıklık içinde olurum.In that case I would surely be in clear error.
Doğrusu siz, apaçık bir sapıklık içindesiniz." derler.You are only in palpable error.
O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.And say: "This is only magic.
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.That was indeed a trying test.
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor.Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"Remember, this will be an all-too-evident loss.
Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.They wander (astray) in clear error.
Andolsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetki ile gönderdik:We sent Moses with Our signs and clear authority
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod