Ana içeriğe geç
Sözlük

apacı ile cümle

apacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Apaçık Kitaba andolsun kiI call to witness the lucent Book,
Gerçekten insan apaçık bir nankördür.Man is surely most ungrateful.
(Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin?Can you make the deaf to hear, or show the blind, and those lost in clear error, the way?
Apaçık Kitaba andolsun ki,The perspicuous Book is witness
Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.The Apostle who explained all things clearly had come to them,
Allah'a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
İşte apaçık başarı budur.This will be a clear triumph.
Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."I only follow what is revealed to me. My duty is only to warn you clearly."
Onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.They are clearly in the wrong."
Biz sana apaçık bir fetih verdik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.So turn to God. I give you a clear warning from Him.
Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.In that case we shall he in error and insane.
Fakat (Îsa'nın müjdelediği elçi) onlara apaçık deliller getirince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."You will now realise who is in manifest error."
Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.He had surely seen Him on the clear horizon.
Andolsun Biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları fasıklardan başkası inkar etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.
Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.Do not walk in the footsteps of Satan, your acknowledged enemy.
Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O’nu Ruhu'l-Kudüs'le destekledik.And to Jesus, son of Mary, We gave tokens, and reinforced him with divine grace.
Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.Distinct is the way of guidance now from error.
Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız?Would you take it away by slandering and using unjust means?
Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.We have given you a clear sanction against them.
Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?
Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi.Even then they made the calf, when clear signs had reached them.
Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.Still We forgave them and gave Moses clear authority.
Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.To you has come light and a clear Book from God
Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.If you turn away, remember, that the duty of Our Apostle is to give you a clear warning.
Suçlu-günahkarların yolu apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz.Thus distinctly do We explain Our signs that the way of sinners may become distinct.
Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."I certainly find you and your people in error."
De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır.Say: "To God belongs the consummate argument.
Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"And I told you that Satan was your open enemy.
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.At this Moses threw down his staff, and lo, it became a live serpent.
O, apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir.He is only a plain admonisher.
Onlara Katımız'dan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
(Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır.All things conform to a manifest law.
Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.We sent Moses with Our signs and full authority
Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.These are the verses of the immaculate Book.
Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."Surely Satan is man's acknowledged foe.
Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır.Man He created from a drop of semen; and still he becomes an open contender.
Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?Therefore it is binding on the prophets to convey the message in clearest terms.
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.If they still turn away, your duty is to warn them in clear terms.
Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."He said: "You and your fathers were in clear error."
İşte bu, apaçık bir kayıptır.This is indeed a palpable loss.
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir."The duty of the Messenger is to convey the message clearly.
Bunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,""By God, we were plainly in error
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."
Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."This is a clear favour indeed."
Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod