Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.This (the Quran) is in illustrious Arabic.
Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).Nothing exists greater or smaller than this without its record in the illustrious Book.
Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.This (the Quran) is in illustrious Arabic.
Biz sana apaçık âyetler indirdik.(Muhammad) We have given you enlightening authority.
Sana apaçık ayetler indirmekteyiz.(Muhammad) We have given you enlightening authority.
İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır."Nothing exists greater or smaller than this without its record in the illustrious Book.
Tuttular, O'na kullarından bir parça tasarladılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.And they assign to Him a part of His servants; man, to be sure, is clearly ungrateful.
Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir.Men, you have received clear evidence from your Lord.
Elif lam ra. Bunlar apaçık Kitabın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Ta sin. Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Elif, Lam, Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Ta, sin. Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
Elif lam ra. Bunlar, her şeyi apaçık bildiren kitabın ayetleridir.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Elif, Lâm, Râ. O apaçık, apaydınlık Kitap'ın ayetleridir bunlar.A. L. R. These are the symbols (or Verses) of the perspicuous Book.
Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Atomdan da küçük olsun büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear record.
TT. S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.These are verses of the Qur'an,-a book that makes (things) clear;
Bunun yanında, "seçim yasasının tekrarlı, birden fazla ve apaçık ihlali" de mevcut.In addition, there were "indications of repeated, multiple and flagrant breaches of electoral law".
Vicdanlarında sorumluluk taşıyanlar için bir konuyu apaçık belirtmeme izin verin.Let me be crystal clear to those with guilty consciences.
1890'ların başlarında, Apaçi Savaşları'nın kapanmasıyla Fort Bowie görevden alındı ve terk edildi.In the early 1890s, with the close of the Apache Wars, Fort Bowie was decommissioned and abandoned.
Apaçi Geçidi GünümüzApache Pass Today
Apaçi PınarıApache Spring
Apaçi Geçidi İstasyonuApache Pass Station
Öklid, aksiyomlarının fiziksel gerçeklikle ilgili apaçık ifadeler olduğuna inanıyordu.Euclid believed that his axioms were self-evident statements about physical reality.
Alfred, apaçık bir ateist olmasına rağmen bunu yaptı.[1] [2]Alfred did so even though he was an avowed atheist.[10][11]
Bu erken dönemde, Apaçi Kızılderililerinin kasabayı ve çevresini sık sık ziyaret ettiği bildirildi.During this early period, Apache Indians reportedly frequented the town and surrounding area.[6]
İlk başta, Arizona Bölgesi'ndeki Apaçi Ulusal Ormanı'nda orman asistanıydı.At first, he was a forest assistant at the Apache National Forest in the Arizona Territory.
Savaş, Hussites için apaçık bir zafer olarak kabul edilmektedir.The battle was a clear victory for the Hussites.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Unsere Gesandten sind bereits mit klaren Beweisen zu ihnen gekommen.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Nochmals aufgezogen, sie gerufen: ,O wehe!
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Die Darstellungen zeigen die Verkündigung, die Himmelfahrt und die unbefleckte Empfängnis.
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Тойон, siehe die zweite Bedeutung in der Aufzählung).
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Anhand des ^A Befehls wird das deutlich (siehe nächster Abschnitt).
Apaçiler arasında ise son savaşçıydı.Der letzte Krieg der Apachen.
(İşte) bunlar (sana gönderilen) Kitâb’ın ve o apaçık Kur’an’ın âyetleridir.Licht und ein „klares Buch“ (kitāb mubīn) sind zu ihnen gekommen.
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.Das Buch vom Tag ist dort auf dem Südteil und das Buch von der Nacht auf dem Nordteil abgebildet.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Kann man dem Glauben trauen?
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Darin gleich — — In Wahrheit ist Interpretation ein Mittel selbst, um Herr über etwas zu werden.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Der Wahrheitswert (1 wahr, 0 falsch) eines Satzes α wird in möglichen Welten bestimmt.
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Diese Verkündigung aber ist mir als Prediger des Wortes Gottes befohlen“, wird er zitiert.
Bu dil farkı bir kenara koyulursa Kiyovalar ile Kiyova Apaçileri arasından kültürel bir fark bulunmaz.Außer durch die andere Sprache waren die Kiowa-Apachen nicht von den Kiowa zu unterscheiden.
Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, bir Bedonkohe Apaçi yerlisiydi.Geronimo, der große Apachenhäuptling war aus dem Indianerreservat ausgebrochen.
Veritabanı, "apaçık çoğaltılması durumları hariç" bir girdiyi asla kaldırmaz.Die Wahrhaftigkeit kann falsche Aussagen nur durch einen Irrtum hervorbringen.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Vermeidet jede Unbesonnenheit“.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."Et personne dans le ciel, ni sur la terre, ni sous la terre, ne put ouvrir le livre ni le regarder.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.En effet, nos messagers sont venus à eux avec les preuves.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."C'est alors pour lui une véritable révélation.
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Vous vous retrouvez à jouer un rôle déterminant .", ».
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Le degré ] est strictement inférieur à (car = ]:K] et :K] est le degré de Q qui est > 1).
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Et dirent ceux qui déniaient parmi eux : "Ceci n'est qu'une magie évidente !".
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?C'est difficile à croire?
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.Éternel, tout-puissant et omniscient.
Beyazlar Apaçileri bütün Kızılderililer arasında en vahşi ve en tehlikeli ulus olarak görüyordu.L'animal était, aux yeux des peuples autochtones de l'Arctique, le plus dangereux de tous.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Cuando le dijeron que habían ganado los beocios dijo: "Es tiempo de morir".
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...¡Sí, sois un pueblo inmoderado!".