Ana içeriğe geç
Sözlük

apacı ile cümle

apacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Ambos espacios serán muy presentes en su escritura.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Hay en ella signos claros.
1750 öncesinde, Teksas'ın baskın Kızılderili kabilesi Apaçiler idi.Antes del 1750, la tribu predominante en Texas era los apaches.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?¿Pueden creer una palabra de lo que ella dice?
Kiyovalarla daha önce ittifak kurmuş olan Kiyova Apaçileri ise müttefiklerinin bu anlaşmasına uymuşlardır.Los apache kiowa, como aliados de los kiowas, finalmente también se unieron a la alianza.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Hay que distinguir entre novela testimonio y discurso testimonio.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.Iré junto con Juan (para) visitarte a ti y a quienes están contigo.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.En verdad, te hemos otorgado una Victoria manifiesta.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?È credere in qualcosa di evidente?
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Egli è un puro Essere (śuddhasattva) ed è inconcepibile (acintya).
Kur'an'da mübarek gecelerle ilgili: "Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik.La profezia descritta nel libro si avvererà tra poche ore, la notte di Ognissanti.
Apaçiler arasında ise son savaşçıydı.L'ultima battaglia dei Templari.
Apaçiler çöl ve kanyonlarda mücadelede oldukça başarı göstermiş ve ustalaşmışlardı.Gli Apache invece praticavano l'arte della guerra prevalentemente in zone desertiche e in presenza di canyon.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.Я вижу, что ты и твой народ находитесь в очевидном заблуждении“».
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Он был очевидцем первой, а о второй написал со слов её участников, сотоварищей по плену.
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Ясное Писание (араб.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Это является явным неверием (куфр)».
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Это и есть просветление».
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Пребываю к вам неизменно благосклонный».
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Мы к вам с теплом и светом! (неопр.).
Biz onlara “Kızılderililer”, bazen de “Apaçiler” (normalde sadece bir kabilenin ismi) diyoruz.В историографии их обычно называют «союзами племён», иногда просто «племенами».
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Он побледнел и сказал: «Все — плохие предзнаменования!»
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Во что следует верить?
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."И если Земля кругообразна, то и небо кругообразно, то есть не имеет края, а это противоречит Писанию.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Коран, прежде всего очевидные и недвусмысленные аяты (нассы).
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Воистину, я опасаюсь, что вас постигнет наказание в великий день“. ».
Bunda, Apaçilerin, özellikle de Çirikava Apaçilerinin yağmacı olmalarının etkisi vardır.Возможно, в этом были виноваты их бургундские и, особенно, франкские союзники.
Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler.Мы выполним обещание нашего Пророка.
Teksas topraklarının göreceli yerlisi olmayıp sonradan gelenler: Teksas Apaçileri (İng.Род характерен исключительно для Нового Света и встречается только в Неотропике (от Техаса, США до Аргентины).
2- O apaçık Kitâp hakkı için!وكتاب «شرح المغني» في أصول الفقه في مجلدين كبيرين.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."ولا بد فيه من النقل الصريح عن النبي صلى الله عليه وسلم.
Arizona'daki ölümlerin çoğu Apaçiler tarafından gerçekleştirilmiştir.معظم الوفيات في أريزونا حدثت بسبب الأپاتشي.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.ونقض الغرض قبيح عقلاً، ويستحيل على الله سبحانه وتعالى.
Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.وعلمت أن الله مطلع على فاستحييت أن يرانى على معصية.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.قل إنك تسمع الطبول البعيدة..
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.وهو يستعين بما في داخل نفسه، حتى يجعل من مادته شيئًا ظاهرًا مفهومًا.
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.فلما راحا على إبيهما، فحدثاه بشأنهما، قال لعامر: أنت مدركة، وقال لعمرو: أنت طابخة.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."مؤلفاته: «صوت الغائب»، «من لا شيء»، «أيام السماء» «وصية في كتاب»، «أرضنا الجديدة»، «مصير» و«جعيتا».
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."قال الحسن البصري: «كان سعد بادنًا، فلما حملوه، وجدوا له خفة.
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Depois quando viraram para mim disseram: É magnífica!
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.A divindade, nas religiões monoteístas, é onipotente, onisciente e onipresente.
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!(Sun, é revelada como estando grávida, mesmo Jin sendo estéril).
2- O apaçık Kitâp hakkı için!Beide komen terug in het boek).
Zuhruf (43. Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için!Oorzaak: wat de voornaamste aanleiding tot de handeling was (Omdat hij honger had at hij de taart op).
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."De slag had een duidelijke aanleiding.
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Van een puurheid, zo onvoorwaardelijk zuiver!".
Fakat sözü uzatmak ayıbından korkuyorum da apaçık anlamanı Allah'tan diliyorum.Want nu weet ik dat gij God vrezende zijt, en uw zoon, uw enige, mij niet hebt onthouden".
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Maar is hij wel te vertrouwen?
Sonra o onlara beyyinelerle gelince 'bu apaçık bir sihir' dediler."Toen zei Medea tegen hem: "Hier is een magische zalf.
Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. ...Neen, gij zijt een onwetend volk."
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Soera Duidelijk Uiteengezet is een soera van de Koran.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Een duidelijke monding is er niet.
(İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.Die prijs beloont het gebruik van klare en duidelijke taal.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.Alsof je de vliegen kunt horen zoemen.
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.A On, obróciwszy się, zgromił ich i rzekł: Nie wiecie, jakiego ducha jesteście.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Czy są powody, by wierzyć?.
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.Bóg jednocześnie jest osobą dobrą, wszechpotężną i wszechwiedzącą.
"Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta olmasın."A nie mógł nikt – na niebie ani na ziemi, ani pod ziemią – otworzyć księgi ani na nią patrzeć.
Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.W odcinku Proroctwo (The Prophecy) wyjawia przyjaciołom prawdę o swoim przeznaczeniu.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."Tvärtom är det något som (numera) opererar i öppet ljus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod