"Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi.He said: this is of the work of the satan, verily he is an enemy, a misleader manifest.
Elçileri kendilerine apaçık belgelerle gitmişlerdi.There came unto them their apostles with evidences.
Musa, onlara apaçık delillerle gitmişti; ancak onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar.And assuredly Musa came unto them with the evidences, yet they were stiff-necked in the land.
Elçileri kendilerine apaçık belgeler, ilahiler ve aydınlatıcı kitaplar getirdilerTheir apostles came Unto them with evidences and scriptures and a Book luminous.
Zira o, sizin için apaçık bir düşmandır.Surely he is to you an open enemy.
Doğrusu şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Ben size apaçık bir delil getiriyorum.Truly, I have come to you with a manifest authority.
Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.Verily! He is to you a plain enemy.
İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.And that would be the obvious success.
Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir.[La ilaha ill-Allah (none has the right to be worshipped but Allah)]."
Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim.Indeed I have come unto you from your Lord with a clear proof.
Bu, apaçık bir kurtuluştur.And that would be the obvious success.
Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır".Relate not your vision to your brothers, lest they arrange a plot against you. Verily!
Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız."Verily!
Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.And verily, they had been before in mainfest error;
Şüphe yok ki o, size apaçık bir düşmandır.Verily, he is to you an open enemy.
Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.'Iesa (Jesus), son of Maryam (Mary)]:
Şüphe yok ki Şeytan, insana apaçık bir düşmandır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız."We shall never believe in you till we see Allah plainly."
Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.And We gave Musa (Moses) a clear proof of authority.
Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Ben size apaçık bir kanıt getirmekteyim."Truly, I have come to you with a manifest authority.
Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.He is to you a plain enemy.
Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.And We gave Musa (Moses) a clear proof of authority.
Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır.And indeed (their destruction) is clearly apparent to you from their (ruined) dwellings.
Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.Truly, I have come to you with a manifest authority.
Onu apaçık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.When We sent him to Fir'aun (Pharaoh) with a manifest authority.
Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.And verily, they had been before in mainfest error;
Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.Vol. 11, Page 129).
Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Andolsun biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik.And indeed We gave to Musa (Moses) nine clear signs.
Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.Truly, I have come to you with a manifest authority.
Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.When We sent him to Fir'aun (Pharaoh) with a manifest authority.
Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.And verily, they had been before in mainfest error;
Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.And We gave Musa (Moses) a clear proof of authority.
Şeytan, insanın apaçık düşmanıdırSurely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Ben size apaçık bir delille gelmiş bulunuyorum."Truly, I have come to you with a manifest authority.
Onu Firavun'a apaçık bir delil ile göndermiştik.When We sent him to Fir'aun (Pharaoh) with a manifest authority.
Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.And verily, they had been before in mainfest error;
Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik.And We gave Jesus son of Mary the clear proofs, and We supported him with the Holy Spirit.
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.There shall be no compulsion in religion; the right way has become distinct from the wrong way.
Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.The disbelievers are your manifest enemies.
Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar.Even if they see every sign, they will not believe in it.
Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip-seçmeyiz."They said, “We will not prefer you to the proofs that have come to us, and Him who created us.
Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.The disbelievers are your manifest enemies.
Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.A proof has come to you from your Lord, and We sent down to you a clear light.
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik.To Pharaoh and his nobles, but they turned arrogant.
Bir zamanlar ya Musa demiştiniz, Allah'ı apaçık görmedikçe inanmayız sana.And recall that you said, “O Moses, we will not believe in you unless we see God plainly.”
Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verip onu RuhülKudüs'le kuvvetlendirdik.And We gave Jesus son of Mary the clear proofs, and We supported him with the Holy Spirit.
Dinde zor yok. Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır.There shall be no compulsion in religion; the right way has become distinct from the wrong way.
Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız."And recall that you said, “O Moses, we will not believe in you unless we see God plainly.”
Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.The disbelievers are your manifest enemies.
Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.A proof has come to you from your Lord, and We sent down to you a clear light.
İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.God thus clarifies His revelations for you, so that you may be guided.
Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.The disbelievers are your manifest enemies.
Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur indirdik.A proof has come to you from your Lord, and We sent down to you a clear light.
Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber'imize düşen sadece apaçık tebliğdir.If you turn away—know that the duty of Our Messenger is clear communication.
Meryemoğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik.And We gave Jesus son of Mary the clear proofs, and We supported him with the Holy Spirit.