Triatlon için antrenman yapıyorum.I'm training for the triathlon.
Arkadaşlarımla antrenman yapmayı seviyorum.I love training with my friends.
Artık gerçekten bir antrenör değilim.I'm not really a coach anymore.
Tom antrenörlerin yaptığı şekilde bağırdı.Tom yelled the way coaches do.
Tom şu anki baş antrenördür.Tom is the current head coach.
Antrenman yapamayacağım.I won't be able to practice.
Her gün antrenman yapıyorum.I'm training every day.
Antrenmana devam edeceğim.I'll continue training.
Bu bakteri mevcut tüm antibiyotiklere karşı dirençli.This bacteria is resistant to every available antibiotic.
Barack Obama'nın annesi Ann Dunham bir antropologdu.Barack Obama's mother, Ann Dunham, was an anthropologist.
Antika mobilyayı onarırız.We restore antique furniture.
Antik Yunanca öğreniyorum.I'm learning Ancient Greek.
Antik Mısır dili öğreniyorum.I'm learning Coptic.
Yangın antikacı dükkanında başladı.The fire started in the antique store.
Yarayı bu antiseptik ile yıkayın.Wash his wound with this antiseptic.
Tom'un güç antrenmanı sonuçları göstermeye başladı.Tom's strength training began to show results.
İyi bir basketbol antrenörü olduğumu biliyorum.I know I'm a good basketball coach.
Tom iyi bir basketbol antrenörüdür.Tom is a good basketball coach.
Tom, Boston'daki en iyi antrenörlerden biridir.Tom is one of the best coaches in Boston.
Tom profesyonel bir antrenör.Tom is a professional trainer.
Tom üç yıldır bir basketbol antrenörüydü.Tom was a basketball coach for three years.
Tom eskiden basketbol antrenörü idi.Tom used to be a basketball coach.
Ben bir antrenördüm.I was a coach.
Ben iyi bir antrenör olduğumu düşünüyorum.I think I'm a good coach.
Antika topluyorum.I collect antiques.
Tom çok iyi bir basketbol antrenörü.Tom is a very good basketball coach.
Antarktika'da neredeyse hiç kimse yaşamaz.Almost nobody lives in Antarctica.
Antarktika yaşamak için uygun olmayan bir yerdir.Antarctica is an unpleasant place to live.
"Elitizm" in eleştirisi çoğunlukla anti-entellektüelciliğin örtülü bir biçimidir.Criticism of "elitism" is often a veiled form of anti-intellectualism.
Baş futbol antrenörü Tom Jackson'dır.The head football coach is Tom Jackson.
Bize bir antrenör bulmanı istiyorum.I want you to find us a coach.
Dünya, Eski Antlaşma tarafından yönetilmiyor.The world is not governed by the Old Testament.
Ben baş antrenörüm.I'm the head coach.
Mısır'da yeni bir antik piramit keşfedildi.A new ancient pyramid has been discovered in Egypt.
Antibiyotiklere dirençli bakteriler ciddi bir halk sağlığı problemidir.Antibiotic-resistant bacteria are a serious public health problem.
Başkaları için antenim var ve onların nasıl hissettiklerini algılıyorum.I have antennae for other people, and perceive how they feel.
Yeni Antlaşma 1767'de İskoç Galcesi olarak basıldı.In seventeen sixty-seven, the New Testament was printed in Scottish Gaelic.
Romalılar, antik çağın teknolojik açıdan en ileri medeniyetlerinden biriydi.The Romans were one of the most technologically advanced civilizations of antiquity.
Tom on gün boyunca günde üç kez sekiz saatte bir antibiyotik aldı.Tom took antibiotics three times a day every eight hours for ten days.
Tom antisosyaldir.Tom is antisocial.
1570 tarihli Stettin Antlaşması, İsveç ile Danimarka arasındaki savaşı sona erdirdi.The Treaty of Stettin of 1570 ended the war between Sweden and Denmark.
Tom ve Mary anti-faşisttir.Tom and Mary are anti-fascists.
Tom bir anti-faşisttir.Tom is an anti-fascist.
Mary bir anti-faşisttir.Mary is an anti-fascist.
Tom antik halılar alır ve satar.Tom buys and sells antique rugs.
Tom antikalar alır ve satar.Tom buys and sells antiques.
Tom'un evinin hemen yanında küçük bir antika dükkanı var.Tom has a small antique shop right next to his house.
Tom harika bir antrenör olacak.Tom will be a great coach.
Tom bir güreşçi ve antrenör.Tom is a wrestler and a coach.
Yeni bir antrenör kiraladık.We've hired a new coach.
Tom çok iyi bir antrenör.Tom is a very good coach.
Tom benim antrenörümdü.Tom used to be my coach.
Tom bir lacrosse antrenörüdür.Tom is a lacrosse coach.
Bir antrenöre ihtiyacım yok.I don't need a coach.
Tom'un dairesi antikalarla dolu.Tom's apartment is full of antiques.
Tom'un dairesi antikalarla doludur.Tom's flat is full of antiques.
Tom bir antrenör değil.Tom isn't a coach.
Tom bir antrenör.Tom is a coach.
2013'ün Ekim ayında, Tom antrenörlükten emekli oldu.In October of 2013, Tom retired from coaching.
Tom iyi bir basketbol antrenörü olacağını düşünüyor.Tom thinks he'd be a good basketball coach.