Hiçbir antidot mevcut değildir.No antidote is available.
Tom beni dedesinin antika saatini çalmakla suçladı.Tom accused me of stealing his grandfather's antique watch.
Yardımcı antrenörler Tom ve John'dur.The assistant coaches are Tom and John.
Bir zamanlar basketbol antrenörüydüm.I was a basketball coach at one time.
Ben antrenör değilim.I'm not the coach.
Tom bir antrenördü.Tom was a coach.
Tom ve ben birlikte antrenman yaparız.Tom and I train together.
Ne zaman antrenman yapabilirim?When can I train?
Bir antlaşma imzalandı.A treaty was signed.
Profesyonel sporcular antrenmana saatler harcarlar.Professional athletes spend hours training.
Biz birlikte antrenman yaparız.We train together.
Antarktika'nın yılın bu döneminde güzel olduğunu duyuyorum.I hear Antarctica's pretty this time of year.
Andoryalıların mavi deri, beyaz saç ve antenleri vardır.The Andorians have blue skin, white hair, and antennae.
Antik dönem Gnostikleri maddesel dünyanın içkin olarak kötücül olduğuna inanıyorlardı.The ancient Gnostics believed that this material world was innately malevolent.
Ben üç yıldır antrenörlük yapıyorum.I've been coaching three years.
Tom iyi bir antrenördü.Tom was a good coach.
Antlaşma bir başarı değildi.The treaty was not a success.
Antrenörler maçtan sonra tokalaştı.The coaches shook hands after the game.
Antibiyotikler virüsleri yok edemez.Antibiotics can't destroy viruses.
Antibiyotikler virüsleri öldüremez.Antibiotics can't kill viruses.
Keops Piramidi Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biridir.The Great Pyramid of Giza is one of the Seven Wonders of the Ancient World.
Bazıları Mısır piramitlerinin antik uzaylılar tarafından inşa edildiğine inanıyor.Some believe that the Egyptian pyramids were built by ancient aliens.
Antlaşma bizi zorluyor.The treaty obliges us.
Nerede antreman yapıyorsun?Where do you train?
Biz yüksek rütbeli üç antrenörle tanıştık.We met three coaches of high rank.
Doktor antibiyotiklerle hastayı tedavi etti.The doctor treated the patient with antibiotics.
Antik el yazması yangında zarar gördü.The ancient manuscript was damaged in a fire.
Dünya çapında antik kentlerle ilgileniyorum.I'm interested in ancient cities throughout the world.
Tom'a antibiyotik verildi.Tom was given antibiotics.
Antina'nın midesinde bir batma hissi vardı.Antina had a sinking feeling in her stomach.
Antananarivo Madagascar'ın başkentidir.Antananarivo is the capital of Madagascar.
Tom iyi bir antrenör.Tom is a good coach.
Tom'un antrenörü onu seviyor.Tom's coach likes him.
O, barış antlaşması imzalandığı için memnun oldu.He was glad the peace treaty was signed.
Tom triatlon için antrenman yapıyor.Tom is training for a triathlon.
Babylon antik Babil'in başkentiydi.Babylon was the capital of ancient Babylonia.
Tom'un oldukça iyi bir antrenör olduğunu düşünürdüm.I used to think Tom was a pretty good coach.
Tom baş antrenör.Tom is the head coach.
Tom takımın baş antrenörüdür.Tom is the team's head coach.
Yeni antrenör takımın kalitesini artırdı mı?Has the new coach improved the team's quality?
Her antikor belirli bir bakteri veya virüsü hedef alır.Each antibody targets a specific bacteria or virus.
Fransa'nın Antoine Griezmann'ı turnuvanın oyuncusu olarak adlandırıldı.France's Antoine Griezmann was named as the player of the tournament.
Antik dilleri öğrenmeyi severim.I like studying languages from ancient times.
Tom babası ile antrenman yapar.Tom works out with his father.
Her iyi dövüşçünün antreman maçı yapılan bir boksöre ihtiyacı vardır.Every good fighter needs a sparring partner.
Wayde van Niekerk'in antrenörü 74 yaşında bir büyük-büyükannedir.Wayde van Niekerk's coach is a 74 years old great-grandmother.
Günlük fitness antrenmanı onun için çok önemlidir.His daily fitness training is very important to him
Yeni bir baş antrenörümüz var.We have a new head coach.
Antiloplar kolayca aslanlardan kaçabilirler.Antelopes can easily outrun lions.
Antilop kaçtı.The antelope ran away.
Tom antremanından sonra buz banyosu yaptı.Tom took an ice bath after his workout.
Suzana'nın bir antidepresana ihtiyacı var.Suzana needs an antidepressant.
Kız kardeşinle çok antipatik olma, Tom.Don't be so unpleasant with your sister, Tom.
Tom bir fitness antrenörü.Tom is a fitness trainer.
Fiziksel antrenmandan sonra kendisini biraz dondurma ile ödüllendirdi.After her physical training session, she rewarded herself with some ice cream.
Caddeye yakın Anthony şişeden kestane suyu içti.Near the street Anthony drank water-chestnut juice from a bottle.
Bu bir antika gibi görünüyor.It looks like an antique.
Yeni bir antrenörümüz ve bazı yeni oyuncularımız var.We have a new coach and some new players.
Rheinland, Versailles Antlaşması ile demilitarize bir bölge haline getirildi.The Rhineland was made a demilitarised zone by the Treaty of Versailles.
Tom antidepresanlar kullanıyor.Tom is taking antidepressants.