Tom baş futbol antrenörü.Tom is the head football coach.
Tom Mary'ye antrenman yaptırmamı istiyor.Tom wants me to coach Mary.
Tom bir yardımcı antrenör.Tom is an assistant coach.
Tom, çocuklarını futbol antremanına götürdü.Tom drove his children to soccer practice.
Tom hâlâ antrenman yapıyor mu?Does Tom still work out?
Tom bir kişisel antrenördür.Tom is a personal trainer.
Sadece antika bir gramofon satın aldım.I just bought an antique gramophone.
Az önce antika bir gramofon satın aldım.I just bought an antique gramophone.
Tom müthiş bir antrenördü.Tom was a terrible coach.
Sami bir bardağı antifrizle doldurdu.Sami filled a glass with antifreeze.
Sami antifrizden öldü.Sami died from antifreeze.
Sami, Leyla'nın kendini antifriz ile öldürdüğünü söyledi.Sami said Layla killed herself with antifreeze.
Sami, Leyla'ya ölümcül dozda antifriz verdi.Sami gave Layla a lethal doze of antifreeze.
Sami mutfak çöpünde bir antifriz kabı buldu.Sami found a container of antifreeze in the kitchen garbage.
Sami bir bardak antifriz döktü.Sami poured a glass of antifreeze.
Sami, Leyla'yı antifriz ile öldürmek istiyordu.Sami wanted to kill Layla with antifreeze.
Sami antifriz zehirlenmesinden öldü.Sami has died from antifreeze poisoning.
Sami antifriz ile zehirlendi.Sami was poisoned with antifreeze.
Sami cinayet için antifriz kullandı.Sami used antifreeze for murder.
Sami antifriz ile ölümüne zehirlendi.Sami was poisoned to death with antifreeze.
Sami antifrizle zehirlendi.Sami has been poisoned with antifreeze.
Sami, Leyla'yı onu antifrizle zehirleyerek öldürdü.Sami killed Layla by poisoning her with antifreeze.
Sami antifrizle kendini öldürdü.Sami killed himself with antifreeze.
Sami, Leyla'yı antifrizle öldürmekle suçlandı.Sami was accused of killing Layla with antifreeze.
Ben bir basketbol antrenörüydüm.I used to be a basketball coach.
Yeni antrenörümüzü sevmiyorum.I don't like our new coach.
Tom bir antrenör, değil mi?Tom is a coach, isn't he?
Tom iyi bir antrenör, değil mi?Tom is a good coach, isn't he?
Başkan Trump çok antipatik.President Trump is very unpopular.
Antarktika, şaşırtıcı bir hızla eriyor.Antarctica is melting at an astonishing pace.
Tom çok iyi bir antrenör, değil mi?Tom is a very good coach, isn't he?
Tom futbol antrenmanında.Tom is at soccer practice.
Tom çatıya TV anteni kurdu.Tom installed a TV antenna on the roof.
Tom çatıya televizyon anteni taktı.Tom installed a TV antenna on the roof.
Antibiyotik içmiyorsun.You don't take antibiotics.
Antisemitizm aptalların sosyalizmidir.Antisemitism is the socialism of fools.
Antik Akdeniz uygarlıkları üzerine eğitim görüyor.He is studying the ancient civilizations of the Mediterranean.
Bu bir yavru Güney Afrika antilobu.This is a blesbok calf.
Bir daha irtibata geçmemek üzere ant içmiştik.We had taken an oath not to contact one another again.
Biz hepimiz seni korumaya ant içtik.All of us have taken an oath to protect you.
Eskiden antik çağda insanlar burada tanrı için kurban keserlermiş.In ancient times people used to sacrifice animals to their god here.
Antik çağlarda insanlar tanrıları için burada hayvan kurban edermiş.In ancient times people used to sacrifice animals to their god here.
Antibiyotik almanız lazım.You have to take antibiotics.
Antalya'nın ilginç bir bölgesinde yaşadı.He lived in an interesting part of Antalya.
Antisemitistlerin gerçekten inandıkları şey bu.This is what antisemites actually believe.
Etiler, Anadolu'da yaşamış antik dönem medeniyetlerinden biridir.The Hittites are one of the civilizations of the ancient era that lived in Anatolia.
Hangi antivirüsü kullanıyorsun?Which antivirus do you use?
Günde iki saat antrenman yapıyorum.I train two hours a day.
Antrenmanı sana fayda sağlayacak şekilde ölçülü yap, işin suyunu çıkarıp kendini yıpratma.You should train to stimulate, not annihilate.
Ne zaman antibiyotik içersem o zaman çiğ lahana turşusu yerim.I eat raw sauerkraut whenever I'm taking antibiotics.
Antalya Türkiye'nin turizm başkentidir.Antalya is the tourist capital of Turkey.
Tom futbol antrenörü.Tom is a football coach.
O antisemit bir Yahudi.He's a Jewish antisemite.
Paul, antik Çin'de doğduğunu söyledi.Paul said he was born in ancient China.
"Brest-Litovsk Antlaşması'ndan Sonra Türkiye ve Ermeniler"."Brest-Litovsk Antlaşması'ndan Sonra Türkiye ve Ermeniler".
Almanya, Velsen Antlaşması'nı EGF ya da daha sonraki bir anlaşma üzerinde imzalamamıştır.Germany did not sign the Treaty of Velsen on the EGF or any subsequent accord.
Ama en iyilere karşı oynamayı seçersen günlük antrenmanlar yapmak zorundayız."But if you want to play against the best, we have to train on a daily basis."
'A' Antarktika'yı temsil eder.'A' stands for Antarctica.
Antlaşma açıkça da Serbest Bölgeler (Madde 5) için de geçerlidir.The treaty explicitly also applies to free zones (Article 5).
The Physics of Bubbles, Antibubbles, and all That (İngilizce).The Physics of Bubbles, Antibubbles, and all That.