Yeni Antlaşma'nın çevirmenleri sapkınlar olarak kabul edildi.The translators of the New Testament were considered heretics.
Antartika'ya taşınmak istiyorum.I want to move to Antarctica.
Antartika'da yaşamak istiyorum.I want to live in Antarctica.
O, bir antivirüs yükledi.She downloaded an antivirus.
Bu antik saat neredeyse mükemmel durumda.This antique clock is in nearly perfect condition.
Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.Without effective antibiotics, any surgery, even a minor one, could become fatal.
Antoine Lavoisier Fransız devrimi sırasında başı kesilerek idam edildi.Antoine Lavoisier was beheaded during the French revolution.
Tom yeni yardımcı antrenördür.Tom is the new assistant coach.
Ben Antarktika'dan eve henüz geldim.I just arrived home from Antarctica.
Birkaç gemi Antarktika'daki deniz buzunda sıkışmış.Several ships are stuck in sea ice in Antarctica.
Antikalarla ilgilendiğini bilmiyordum.I didn't know you were interested in antiques.
Sanırım antika sandalyelerinden birini almaya ilgi duyabilirim.I think I might be interested in buying one of your antique chairs.
Hangi antivirüs programını kullanıyorsun?What antivirus are you using?
Tom çok antrenman yaptı.Tom trained very hard.
Antarktika Okyanusu dünyanın en güvenilmez okyanusu olarak düşünülür.The Southern Ocean is considered the world's most treacherous ocean.
Churchill çok anti-komünistti.Churchill was very anti-communist.
Tom'un antrenman yaptığını söyleyebilirim.I could tell that Tom had been working out.
Tom istihbaratın kaynağını kimseye ifşa etmeyeceğine ant içti.Tom promised not to divulge the source of the information to anyone.
Antiller Denizi sık sık kasırgalar tarafından karıştırılır.The Antilles Sea is often stirred up by hurricanes.
Kraliçe Marie Antoinette giyotinle edildi.Queen Marie Antoinette was guillotined.
Tom sahada takım antrenmanını izledi.Tom watched the team practice on the field.
Antrenör takım çalışmasını izledi.The coach watched the team practice.
Bu matematik öğretmeni aynı zamanda basketbol takımının antrenörüdür.This math teacher is also the coach of the basketball team.
Antrenman yapmak için bir yer arıyorum.I'm looking for a place to work out.
Birçok nemlendirici krem, anti-aging etkileri olduğunu iddia eder.Many moisturizing creams claim to have an anti-aging effect.
Tom'un bayağı az antikası var.Tom has quite a few antiques.
Tom antikaları gerçekten çok sever.Tom really likes antiques.
Tom oldukça antisosyal iken Mary çok sokulgandır.Mary is very gregarious while Tom is quite antisocial.
Jack'in antrenörü eğitime geç kaldığı için onu bankta tutmaya karar verdi.Jack’s coach decided to keep him on the bench for being late to training.
Bu arkeologlar antik kalıntıları inceliyor.These archeologists study ancient ruins.
Amerikan tarihinde anti-entellektüelliğin derin bir zorlanması var.There's a deep strain of anti-intellectualism in American history.
Antrenman yapmak için bazı şeylerim vardı.I had some things to work out.
Tom Jackson benim futbol takımındaki antrenörlerden biridir.Tom Jackson is one of the coaches on my soccer team.
Bir antihistaminik ister misin?Would you like an antihistamine?
Osiris, Anubis ve Horus en ünlü antik Mısır tanrılarından bazılarıdır.Osiris, Anubis, and Horus are some of the most famous ancient Egyptian deities.
Eğer bir gün alkolik olursam, kesinlikle tatile Antalya'ya gideceğim.If I ever turn into an alcoholic, I'll surely go on vacation to Antalya.
Antrenman yapmak istiyorum.I want to workout.
Ben antibiyotik alıyorum.I'm taking antibiotics.
Bal antibakteriyeldir ve asla çürümez.Honey is antibacterial and it never spoils.
O, saldırgan bir biçimde anti-Amerikan'dır.He's aggressively anti-American.
O iyi bir antibakteriyel ve antifungal sabundur.That's a good antibacterial and antifungal soap.
Adil antropolojiyi sever.Adil likes anthropology.
Hafta sonları hariç her gün antrenman yapar.He works out every day except weekends.
Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.Scientists have just discovered a colony of flying penguins living in Antarctica.
Yen baş antrenör kim?Who's the new head coach?
Yeşil oldukları için Antep fıstığını sevmiyorum.I don't like pistachios because they're green.
Bir saatlik antremandan sonra iyi hissediyorum.I feel good after one hour workout.
Mike spor salonunda haftada iki ya da üç kez antrenman yapar.Mike works out in the gym two or three times a week.
Antrenman yapmaktan nefret ediyorum ama onun sağlık için yararlı olduğunu biliyorum.I hate working out, but I know it’s good for health.
Onun babasını adı Carlos Antonio. Onun erkek arkadaşının Carlos Miguel.Her father's name's Carlos Antonio. Her boyfriend's Carlos Miguel.
Onlar Fransız devriminden Marie Antoinette'in sorumlu olduğunu söylüyor.They say that Marie Antoinette was responsible for the French Revolution.
Antrea güzel bir kadının adıdır.Antea is a pretty woman's name.
Antrea güzel bir kadının ismidir.Antea is a pretty woman's name.
Antenler tercihen binanın en yüksek kısmına yerleştirilmeli.Antennas should be placed on the highest part of the building, preferably.
O atletizm antrenörüdür.She is the athletic trainer.
Tom bir Antisemitisttir.Tom is an anti-Semite.
Antep fıstığı veya yer fıstığına alerjin olup olmadığını hatırlayamıyorum.I can't remember if you are allergic to peanuts or pistachios.
Tom, antika saat koleksiyonu yapıyor.Tom collects antique clocks.
Bu antika masa hala kullanımda.This ancient table is still in use.
Mary bir maraton için antrenman yapıyor.Mary is training for a marathon.