Mary Anthony.Mary Anthony.
Herşeyden önce ben bir geekim (çok çalışan - anti-sosyal).First of all, I'm a geek.
Bu resimde ise bu çabanın antitezini görüyoruz.And this is a kind of antidote to that.
İntravenöz antibiyotikler başlandı ve bir kaç gün içinde düzeldi.He was placed on intravenous antibiotics and he recovered after a few days.
Ve bu neredeyse ideolojik bir reaksiyon gibidir, o kişiye antikorların saldırması gibi bir şey.And it's almost like an ideological reaction, like the antibodies begin to attack that person.
Bu vakumlama yasasının güçlü antropik ilkesidir.That's the strong anthropic principle of vacuuming.
Antik Yunan'ın Klasik dönemi olan M.Ö. 5. yüzyılda yapılmışlarCreated in the 5th century B.C. , which was the Classical period of Ancient Greece
En son, sizi Antartika'ya götürmek istiyorum.Finally, I want to take you to Antarctica.
İşte bu Antartika'daki Ross Buz Tabakasına inen biziz.So this is us landing on the Ross Ice Shelf in Antarctica.
Bu bir Amerikan C-17 kargo uçağı bizi Yeni Zelanda'dan Antarktika'daki McMurdo'ya uçuran.That's an American C-17 cargo plane that flew us from New Zealand to McMurdo in Antarctica.
Hüseyin Bey, how do you like my antennas?You see how I figured it out.
Ne çeşit bir sosis yedin sen öyle ya? Anti-frizli mi?What the fuck kind of sausages do you eat, anti-freeze?
Cevap, "Hayır, Sayın Başkan, kendisi bir anti-komünist", olur.The reply was, "No, Mr President, he's an anti-communist."
Hindistan levhasını Antarktika'nın yanına getirelim.So let's rewind it. Let's rewind it into a —
Bak Empire State binasının antenini görüyor musun?[CEClLIA ALEMANl] You see that, the antenna of the Empire?
Antik dönem kalıntıları ile çevrelenmiş.He's surrounded by the ruines of classical antiquity.
[Mario Lopez Antezana:[Mario Lopez Antezana:
Steve Sillett ve Marie Antoine, Sekoya ormanlarının zirvelerini keşfeden en önemli kişilerdir.Steve Sillett and Marie Antoine are the principal explorers of the Redwood forest canopy.
Antropolog John Watson, 23 kültüre ait şu iki veriye sahipti.So this anthropologist, John Watson, found 23 cultures that had two bits of data.
Bunlar üzerinde çalışıyoruz çünkü bunları antibiyotiklere alternatif olarak sunabiliriz. .And we study these the most because this might be a good alternative to antibiotics.
Daha yakın bir zamanda antik dönem tarihine ilişkin buluşlarımız.More recently, finding ancient history.
4:46 Dolata en su lugar una eternidad antes de que kâđýt. !4:46 Dolata en su lugar una eternidad antes de que kâđýt. !
Ubicaciones en antes kâđýt.Ubicaciones en antes kâđýt.
13.80 De la Mujer de 150 años de antigüedad.13.80 De la Mujer de 150 años de antigüedad.
17.86 Eţyalarýnýn toda escritorio antiguo.17.86 Eţyalarýnýn toda escritorio antiguo.
46.14 Antes de que yo maté a ese chico!46.14 Antes de que yo maté a ese chico!
Öyleyse gelin geleneksel antropoloji kavramına bakalım.So let's look at the concept of traditional anthropology.
Ben, bir sayborg antopolojist olarak, aniden dedim ki,I, as a cyborg anthropologist, have suddenly said,
Geleneksel antropoloji yerine, bunun üzerine çalışmamın bir nedeni var.Now there's a reason why I study this, versus traditional anthropology.
Ben de antropoloji okumaya başladım.So I started studying anthropology.
İşte bu yüzden sayborg antropolojisini araştırıyorum.So that's why I study cyborg anthropology.
"Tabi ki barış antlaşması imzalayacağız" der gibiydiler. "Amerikalıların gitmesini sağlayacak""It'll make the Americans go away."
Eğer beni taşıyacaksan, antreman yapmaya başlasan iyi olur.If you're going to carry me, you better start working out.
Antlaşmaya göre, o topraklar bağımsız bir ulustur.According to the treaty, those lands are a sovereign nation.
Antlaşmalar unutulmuştu.The treaties were out the window.
Antlaşma, Kırmızı Bulut ve Siular için tam bir zafer gibi gözüküyordu.The treaty seemed to be a complete victory for Red Cloud and the Sioux.
Gene 1871'de antlaşma yapma sürecini sona erdirdik.Also in 1871, we ended the time of treaty-making.
Fort Laramie Antlaşması'nın ihlâliyle Lakota Savaşı başladı.The Lakota war begins over the violation of the Fort Laramie Treaty.
1877 ayrıca bizim Fort Laramie Antlaşmaları'nı yok saymanın bir yolunu bulduğumuz bir yıl.1877 is also the year we found a way to get around the Fort Laramie Treaties.
Antlaşmalardan bıkmışlardı.They were tired of treaties.
Antlaşmalara saygı gösterin.Honor the treaties.
Çivit mavisi boyası kullanmak, onu antimikrobik yapıyor.And using indigo, make it anti-microbial.
Çünkü bakın, ben kendim sosyal antopolog değilim ama olan bir arkadaşım var.Because, look, I'm not a social anthropologist but I have a friend who is.
Antartika'ya ilk kez 10 yıl önce gittiğimde ilk kez buzdağlarını görmüştüm.I first went to Antarctica almost 10 years ago, where I saw my first icebergs.
Bir buzdağı erirken, onun antik atmosferini içime çekiyorum.As an iceberg melts, I am breathing in its ancient atmosphere.
Ve elektrotlar yahut anten yardımıyla bu kasılmayı algılayıp kola hareket etmesini söylüyoruz.And we can use electrodes or antennae to pick that up and tell the arm to move.
Şizofreni tedavisinde kullanılan bir anti-psikotik ilacın denemeleri sırasında da bu oldu.And this is exactly what happened which antipsychotic medication for schizophrenia.
Bunun anlamı düşünüyorum ben, Antik Yunan düşünüyorum ve bu üçgen ölçü anlamına gelir.I think it means-- I think it's from Ancient Greek, and it means triangle measure.
Ama her uzun yüklü kablo gibi o da kazara bir antene dönüştü.But like any long length of charged wire, it also inadvertently became an antenna.
Antenin içinde tünemiş güvercinler vardı.There were pigeons roosting in the dish.
Bugün sizler için bir antrenmanım var.What's up Youtube! Mike Chang!
Justin'e anti-epileptik verilmesinden sonra oluşan değişim de inanılmazdı.After Justin was given anti-seizure medication, the change in him was amazing.
İlk olarak 2. Leopold Marie- Antoinette'in ağabeysiydi.Well one, Leopold II was the brother of Marie-Antoinette.
Sonuç olarak 16. Louis'i - yanlış yazmışım - ve Marie- Antoinette'i hapsettiler.So they imprison-- my spelling-- imprison Louis XlV and Marie-Antoinette.
Gel, Antenor.C'mon, Antenor.
Ben Antenor'u bekliyorum.I'm waiting for Antenor.
Romada'yız, Tiber nehrinin kıyısında. Antik döneme ait bir Roma tapınağına bakıyoruz.[music]
Antarktika'nın buzu büyüleyici bir ışık ile parıldıyor, korunmayan gözleri kör ediyor.The ice of Antarctica glows with a light so dazzling, it blinds the unprotected eye.
Antarktika'nın buzu iklim değişikliği için bir takvim gibi.Yet, the ice of Antarctica is a calendar of climate change.
Güçlü bir anti-afrodizyaktır.It's a powerful anti-aphrodisiac. (Laughter)