ant ile cümle

ant kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlardan biri, antropolojiden, İnsanoğlunun evrensel özellikleri çalışması.One of them, from anthropology, is the study of human universals.
Anton Çehov'dan geliyorAnton Chekhov, who said,
Ay'ın yüzeyi hakkında Antartika'nın kalbinden daha çok bilgiye sahiptik.We knew more about the surface of the moon than we did about the heart of Antarctica.
Antartika'dan bahsettiğimde insanlar genellikleWhen I talk about Antarctica, people often say,
Biliyor musun babannem seneye bir seyahat gemisiyle Antartika'ya gidecek.You know, my grandmother's going on a cruise to Antarctica next year. You know.
Hiç kimse Antartika'nın sahilinden Güney Kutbu'na ve sonra tekrar geriye yürümedi.No one has ever walked from the very coast of Antarctica to the South Pole and back again.
Havva değil. Botticelli'nin resmetmiş olduğu antik dönem aşk tanrıçası Venüs.No, Botticelli's portrait is the ancient goddess of love, Venus.
Bunlar sıklıkla reçetelendirilen antidepresanlardır.These are commonly prescribed antidepressants.
Sen gelmiyorsun diye, hiç bir kız da gelmiyor antrenmanlaraSince you don't come, the girls don't come as well.
Vay ,antrenman yapıyorlar...Wow, oh. Practicing...
O yüzden bu antrenman olayına ihtiyacım var.That's why I need to do this training thing.
Bileşen, olan Oleuropein'in güçlü bir antioksidan olduğunu göstermiştir.Oleuropein, the chemical compound found in olive leaf, is a powerful antioxidant.
Herkes C Vitamininin vücuttaki serbest radikallerle savaşan antioksidanlarla dolu olduğunu bilir.We all know that Vitamin C is full of antioxidants designed to fight free radicals in our body.
Yüksek antioksidan özellikleri düzeyiyle,With a high level of antioxidant properties,
C Vitamininden beş kat daha fazla antioksidan�Five times more antioxidant power
Bu Antarktika'nın troipk bölgelerden daha sıcak olduğunu ortaya çıkarmak kadar garip birşey.That's as bizarre as finding that the Antarctic on the Earth is hotter than the tropics.
Boynuzlar yapabiliyorsunuz, antenler -- hatta, yakından bakarsanız, toynaklar.You can get horns, antlers -- even, if you look close, cloven hooves.
Yani, bir makaslıböcek -- çene olarak iki noktaya sahip, antenleri var.I mean, a stag beetle -- it's got two points for jaws, it's got antennae.
Çalışmalar, antioksidanların bu heterosiklik aminoları azaltabildiğini gösteriyorStudies show that antioxidants are known to decrease these heterocyclic amines.
Temel istatistik birimlerine antropolojiyi aradım. Herkes diyor ki,I've done anthropology on the main statistical units.
Ayrıca Matthew'u antibiyotik tedaviye başlattı.She also started Matthew on antibiotics.
Bu yaş grubu için,erken antibiyotik tedavisi çok kritiktir.Early antibiotic treatment is most critical in this age group.
Antik Roma'daki geçirgensizlik kriteri erkek egemenliğiydi.Well, in ancient Rome, impenetrability was the criterion of masculinity.
Antibiyotiklerin etkinliği azalıyordu.Antibiotic sensitivity was going down.
Ve Şili'de antibiyotikler hala etkindi.And in Chile, you still had antibiotic sensitivity.
Ve keşfettiğim, karıncaların bir antenle temas sistemi kullanıyor olmalarıdır.And what I've found out is that ants are using a network of antennal contact.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.So anybody who's ever looked at ants has seen them touch antennae.
Antenleriyle koklarlar.They smell with their antennae.
Antartika'ya kadar dünyayı kaplarlar.They cover the earth, except for Antarctica.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.You actually had to go to antique stores. You had to go to Europe.
1801'de İkinci Koalisyonun sonunda Luneville antlaşması yapılmıştı.1801 - You had your Treaty of Luneville.
Savaşlardan dolayı bir sonraki yıla kadar da İngiltere ile başka bir antlaşma yapılmadı.They don't have a treaty with Great Britain until the next year, really just out of attrition.
Ve bu aslında tüm antik şehirlerin gerçeğidir.And in fact, that's true of every ancient city.
Cevap, "antik yiyecek yolları."The answer is what I call "ancient food miles."
Antik Yunan'dan, yiyecek için "sitos" ve yer için "topos."sitos" for food, and "topos" for place.
Alt tabaka için antimonAnd antimony for the bottom layer.
Bizim bir "anti-Templeton"ın öne çıkmasına ihtiyacımız var.We need an anti-Templeton to step forward.
Karşınızda Paul Anthony.This is Paul Anthony.
Antik Romalılar bu konuda bizden farklı bir bakış açısına sahiplermiş.But the ancient Romans atleast for a moment felt differently
İstediğim bu, sadece iki antrenman.That's all I wanted -- just two practices.
Kaybediyordum, fakat en iyi antermanımdı çünkü bu Atlantaydı.I was losing, but it was the best training because this was Atlanta.
Çok fazla antropomorfik olmak istemem ama yemin ederim şöyle der gibi baktı;You don't want to be too anthropomorphic, but I swear that she looked at me
Benimle Antarktika ve Arktika'ya gelmek isteyen varsa götürürüm, haydi gidelim.Anybody want to come with me to Antarctica or the Arctic, I'll take you; let's go.
Antartika'da ana bilim istasyonu bulunmaktadır. Yani, Çin gıdaların farklı çeşitleri bakın.You see different varieties of Chinese food.
Siz antibiyotiklerin temiz sudan daha fazla etki yaptığını düşünüyorsunuzdur, ama gerçek tam tersi.You'd think maybe antibiotics made more difference than clean water, but it's actually the opposite.
Yeni antivirallere, kokteyllere, aşılara ihtiyacımız var.We need new anti-virals and cocktails. We need new kinds of vaccines.
Bu, Campo-Formio Antlaşması'ndan.This is from the Treaty of Campo-Formio.
Ve inanç alanındaki bu değişikliği takiben antik Roma uygarlığında başka gelişmeler de olmuş.And all the changes that will take place in Italy and in former Empire.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.They came to told me, I have to save him.
Bu ülkedeki antibiyotik ilaçların yarısının insanlara degil, hayvanlara verilmesi gibi.Like half the antibiotics in this country are not administered to people, but to animals.
Hayır, cidden çok antisosyallerdi, ve sanat hakkında birşey bilmiyorlardı.No, they were really big geeks, and they didn't know much about art.
Örümcek lifleri aynı zamanda anti-balistik yetenekleriyle de yüksek bir potansiyele sahipler.Spider silks also have a lot of potential for their anti-ballistic capabilities.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.And that search has led me to ancient Greece and ancient Rome.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu:So the ancient artist was protected from certain things,
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.It's one of the major reasons why exercise is proven to be a potent antidepressant.
Antidepresan ilaçların kullanımında sadece son 20 yılda %300 oranında bir artış oldu.There's been a 300% increase in antidepressive use just in the last 20 years.
Echinacea (Ekinezya), biraz anti oksidan sizi kendinize getirir.Echinacea, a little antioxidant to get you going.
Gençliğimizde onunla bir antlaşma yaptık.When we were young, we made a pact,
Bu yüzden, antlaşmamız bir sonraki kuşağa geçti.So, our pact was passed down to the next generation.
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:He would go to antique shops, and the game was as such:

İlgili Sayfalar