ansız ile cümle

ansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Y de repente se levantó una tempestad tan grande en el mar que las olas cubrían la barca, pero él dormía
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Και ιδου, τρικυμια μεγαλη εγεινεν εν τη θαλασση, ωστε το πλοιον εσκεπαζετο υπο των κυματων αυτος δε εκοιματο.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Аж ось схопилась велика хуртовина на морі, така що филя заливала човна; Він же спав.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.И вот, сделалось великое волнение на море, так что лодка покрывалась волнами; а Он спал.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.И, ето, голяма буря се подигна на езерото, до толкова щото вълните покриваха ладията; а Той спеше.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.והנה סער גדול היה בים ותכסה האניה בגלים והוא ישן׃
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.واذ اضطراب عظيم قد حدث في البحر حتى غطت الامواج السفينة. وكان هو نائما.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.海 裡 忽 然 起 了 暴 風 、 甚 至 船 被 波 浪 掩 蓋 . 耶 穌 卻 睡 著 了
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.海 裡 忽然 起 了 暴風 、 甚至 船 被 波浪 掩 蓋.耶穌卻 睡 著 了
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.예수께서 저희를 만나 가라사대 평안하뇨 하시거늘 여자들이 나아가 그 발을 붙잡고 경배하니
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.Og se, Jesus møtte dem og sa: Fred være med eder! Men de gikk frem og omfavnet hans føtter og tilbad ham.
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.И ето Исус ги срещна и рече: Здравейте! А те се приближиха и се хванаха за нозете Му и Му се поклониха.
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.הנה הלכות להגיד לתלמידיו והנה ישוע נקרה אליהן ויאמר שלום לכן ותגשנה ותאחזנה ברגליו ותשתחוין לו׃
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.وفيما هما منطلقتان لتخبرا تلاميذه اذا يسوع لاقاهما وقال سلام لكما. فتقدمتا وامسكتا بقدميه وسجدتا له.
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.忽 然 耶 穌 遇 見 他 們 、 說 、 願 你 們 平 安 。 他 們 就 上 前 抱 住 他 的 腳 拜 他
İsa ansızın karşılarına çıktı, ‹‹Selam!›› dedi. Yaklaşıp İsanın ayaklarına sarılarak Ona tapındılar.忽然 耶穌 遇見 他 們 、 說 、 願 你 們 平安 。 他 們就 上前 抱住 他 的 腳拜 他
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.A ki pusztulással sujtja a hatalmasokat, és pusztulás száll az erõsségekre.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Ấy chính Ngài làm cho kẻ mạnh thình lình bị diệt vong, đến nỗi sự hủy hoại đến trên đồn lũy.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Ấy chính Ngài làm cho kẻ mạnh thình_lình bị diệt_vong , đến_nỗi sự hủy_hoại đến trên đồn_lũy .
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.der über den Starken eine Verstörung anrichtet und bringt eine Verstörung über die feste Stadt.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Egli fa cadere la rovina sulle fortezze e fa giungere la devastazione sulle cittadelle
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.El aduce ca fulgerul prăpădul peste cei puternici, aşa că nimicirea vine peste cetăţui.``
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Él es el que irrumpe con destrucción contra la fortaleza, de modo que la destrucción alcance a la plaza fuerte
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.hänen, joka äkisti tuottaa väkevälle hävityksen, ja niin tulee hävitys linnoitukseen.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Han lader Ødelæggelse bryde ind over Borge, Ødelæggelse komme over Fæstninger.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Han som lar ødeleggelse lyne frem mot den sterke og fører ødeleggelse over den faste borg!
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Ia membinasakan orang berkuasa bersama pertahanan mereka
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Il fait lever la ruine sur les puissants, Et la ruine vient sur les forteresses.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.ki spravlja naglo potrtje nad močnega, da pokončevanje nastane v trdnjavi.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.저가 강한 자에게 홀연히 패망이 임하게 하신즉 그 패망이 산성에 미치느니라
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Kterýž očerstvuje zemdleného proti silnému, tak že zemdlený do pevnosti vchází.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Który pokrzepia słabego przeciwko mocarzowi, tak że ten osłabiały do twierdzy uchodzi.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Ktorý pôsobí to, aby sa zableskla zkaza nad silným, a prišla zkaza na pevnosť.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Met verwoestende snelheid en kracht brengt Hij vernietiging over de sterken en doorbreekt alle verdedigingen.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Och han låter fördärv ljunga ned över starka fästen; ja, över fasta borgar kommer fördärv.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.O que faz vir súbita destruição sobre o forte, de sorte que vem a ruína sobre a fortaleza.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.τον εγειροντα αφανισμον κατα του ισχυρου και επαγοντα αφανισμον εις τα οχυρωματα.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Он укрепляет опустошителя против сильного, и опустошитель входит в крепость.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.Тогова, който нанася внезапна гибел върху силните, Тъй щото гибел достига в крепостите.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.המבליג שד על עז ושד על מבצר יבוא׃
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.الذي يفلح الخرب على القوي فيأتي الخرب على الحصن.
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.他 使 力 強 的 忽 遭 滅 亡 、 以 致 保 障 遭 遇 毀 壞
Kaleyi ansızın yıkar, Surlu kenti yerle bir eder.他 使力 強 的 忽遭 滅亡 、 以致 保障 遭遇 毀壞
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Ak náhle usmrtí bičom, smeje sa zkúške nevinných.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Bila orang yang tak bersalah mati tiba-tiba, Allah hanya tertawa saja
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Ha ostorával hirtelen megöl, neveti a bûntelenek megpróbáltatását.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Hij bespot de wanhoop van de onschuldige, wanneer die wordt getroffen door rampen.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Jestliže bičem náhle usmrcuje, zkušování nevinných se posmívá;
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Jeźli biczem nagle zabija, z pokuszenia niewinnych naśmiewa się;
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Jos ruoska äkkiä surmaa, niin hän pilkkaa viattomain epätoivoa.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.홀연히 재앙이 내려 도륙될 때에 무죄한 자의 고난을 그가 비웃으시리라
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Ko bič nagloma ubije, smeje se On izkušnji nedolžnih.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Når svepen brått rammer med død, spotter han de uskyldiges lidelse.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Når Svøben kommer med Død i et Nu, så spotter han skyldfries Hjertekval;
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Nếu tai họa giết chết thình lình, Thì Ngài chê cười sự thử thách của người vô tội.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Nếu tai_họa giết chết thình_lình , Thì_Ngài chê_cười sự thử_thách của người vô_tội .
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Om en landsplåga kommer med plötslig död, så bespottar han de oskyldigas förtvivlan.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Quando o açoite mata de repente, ele zomba da calamidade dos inocentes.
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Se un flagello uccide all'improvviso, della sciagura degli innocenti egli ride
Kırbaç ansızın ölüm saçınca, O suçsuzların sıkıntısıyla eğlenir.Şi dacă biciul ar pricinui măcar îndată moartea!... Dar El rîde de încercările celui nevinovat.
İlgili Sayfalar