ansız ile cümle

ansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Den som får mycken tillrättavisning, men förbliver hårdnackad, han varder oförtänkt krossad utan räddning.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Een man die (ondanks veelvuldige waarschuwingen) weigert zijn leven te beteren, komt onverwacht ten val.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.El hombre que al ser reprendido endurece la cerviz, de repente será quebrantado, y para él no habrá remedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Hvo Nakken gør stiv, skønt revset tit, han knuses brat uden Lægedom.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.자주 책망을 받으면서도 목이 곧은 사람은 갑자기 패망을 당하고 피하지 못하리라
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Kuritusta saanut mies, joka niskurina pysyy, rusennetaan äkisti, eikä apua ole.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.L'uomo che, rimproverato, resta di dura cervice sarà spezzato all'improvviso e senza rimedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Mož, ki, večkrat posvarjen, postane trdovraten, se zdrobi nagloma, tako da mu ne bode zdravila.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở trách thường, lại cứng cổ mình, Sẽ bị bại hoại thình lình, không phương cứu chữa.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở_trách thường , lại cứng_cổ mình , Sẽ bị bại_hoại thình_lình , không phương cứu_chữa .
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Siapa terus membangkang kalau dinasihati, suatu waktu akan hancur dan tak dapat diperbaiki lagi
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un homme qui mérite d`être repris, et qui raidit le cou, Sera brisé subitement et sans remède.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un om care se împotriveşte tuturor mustrărilor, va fi zdrobit deodată şi fără leac. -
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Wer wider die Strafe halsstarrig ist, der wird plötzlich verderben ohne alle Hilfe.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Ανθρωπος οστις ελεγχομενος σκληρυνει τον τραχηλον, εξαιφνης θελει αφανισθη και χωρις ιασεως.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Человек, который, будучи обличаем, ожесточает выю свою, внезапно сокрушится, и не будет ему исцеления.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Човек, който често е изобличаван, закоравява врата си. Внезапно ще се съкруши и то без поправление.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.איש תוכחות מקשה ערף פתע ישבר ואין מרפא׃
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.الكثير التوبّخ المقسي عنقه بغتة يكسر ولا شفاء.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢 次 受 責 罰 、 仍 然 硬 著 頸 項 . 他 必 頃 刻 敗 壞 、 無 法 可 治
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢次 受 責罰 、 仍然 硬 著 頸項 . 他 必頃刻敗壞 、 無法 可治
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Also kam Josua plötzlich über sie; denn die ganze Nacht zog er herauf von Gilgal.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.A tedy prišiel Jozua náhle proti ním; celú noc išiel hore z Gilgala.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Después de subir toda la noche desde Gilgal, Josué cayó sobre ellos de repente
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.E Josué deu de repente sobre eles, tendo marchado a noite toda, subindo de Gilgal;
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Giosuè piombò su di loro d'improvviso: tutta la notte aveva marciato, partendo da Gàlgala
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.In Jozue, ko je šel gori celo noč od Gilgala, plane nadnje iznenada.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Iosua a venit fără veste peste ei, după ce a mers toată noaptea dela Ghilgal.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.I připadl na ně Jozue v náhle, nebo celou noc táhl z Galgala.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.I przypadł na nie Jozue nagle; bo całą noc ciągnął z Galgal.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Josué arriva subitement sur eux, après avoir marché toute la nuit depuis Guilgal.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Jozua trok gedurende de nacht verder en verraste de vijandelijke legers volkomen.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.여호수아가 길갈에서 밤새도록 올라가서 그들에게 갑자기 이르니
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Niin Joosua yllätti heidät, kuljettuaan kaiken yötä Gilgalista.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Och Josua kom plötsligt över dem, ty han tågade hela natten, sedan han hade brutit upp från Gilgal.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Og Josua faldt pludselig over dem, efter at han i Nattens Løb var draget derop fra Gilgal,
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.rájok töre Józsué nagy hirtelen, [miután] egész éjszaka ment vala Gilgálból.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Så kom Josva brått over dem; han brøt op fra Gilgal og marsjerte hele natten.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Vậy , Giô-suê ở Ghinh-ganh đi trọn đêm , rồi chợt đến áp chúng_nó .
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Vậy, Giô-suê ở Ghinh-ganh đi trọn đêm, rồi chợt đến áp chúng nó.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Ηλθε λοιπον επ' αυτους ο Ιησους εξαιφνης, αναβας απο Γαλγαλων δι' ολης της νυκτος.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.И пришел на них Иисус внезапно, потому что всю ночь шел он из Галгала.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.Исус, прочее, дойде върху тях внезапно, като беше се качвал цяла нощ от Галгал.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.ויבא אליהם יהושע פתאם כל הלילה עלה מן הגלגל׃
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.فأتى اليهم يشوع بغتة. صعد الليل كله من الجلجال.
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.約 書 亞 就 終 夜 從 吉 甲 上 去 、 猛 然 臨 到 他 們 那 裡
Gilgaldan çıkıp bütün gece yol alan Yeşu, Amorlulara ansızın saldırdı.約書亞 就 終夜從 吉甲 上去 、 猛然 臨到 他 們那裡
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.A aj, bouře veliká stala se jest na moři, takže vlny přikrývaly lodí. On pak spal.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.A hľa, veliká búrka povstala na mori, takže vlny prikrývaly loď, a on spal.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.A oto się wzruszenie wielkie stało na morzu, tak iż się łódź wałami okrywała; a on spał.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Ed ecco scatenarsi nel mare una tempesta così violenta che la barca era ricoperta dalle onde; ed egli dormiva
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.És ímé nagy háborgás lõn a tengeren, annyira, hogy a hajót elborítják vala a hullámok; õ pedig aluszik vala.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.In glej, velik vihar nastane na morju, tolik, da zagrinjajo valovi ladjo: on pa je spal.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Ja katso, järvellä nousi kova myrsky, niin että venhe peittyi aaltoihin; mutta hän nukkui.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.바다에 큰 놀이 일어나 물결이 배에 덮이게 되었으되 예수는 주무시는지라
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Och se, då uppstod en häftig storm på sjön, så att vågorna slogo över båten; men han låg och sov.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Og se, det blev en stærk Storm på Søen, så at Skibet skjultes af Bølgerne; men han sov.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Og se, det blev en stor storm på sjøen, så at båten skjultes av bølgene; men han sov.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Thình lình biển nổi bão lớn, đến nỗi sóng dậy phủ thuyền; nhưng Ngài đương ngủ.
Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.Thình_lình biển nổi bão lớn , đến_nỗi sóng dậy phủ thuyền ; nhưng Ngài đương ngủ .
İlgili Sayfalar