ansız ile cümle
ansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.So We caught them unawares.
O size ansızın gelecektir.When it comes, it will come unawares."
İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.They are only waiting for a single blast that will seize them, but they will go on contending.
Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
(Ansızın) sabah baskını yapanlara,Then those charging in the morning
İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
İşte bu azap, kendilerine ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Bunun üzerine, haberleri olmadan onları ansızın yakaladık.So We caught them unawares.
Göklere ve yere ağır gelen o saat size ansızın gelecektir.Oppressive will it be for the heavens and the earth. When it comes, it will come unawares."
Onlara ansızın, beklemedikleri bir anda gelecektir.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir."Heavy is it in the heavens and the earth; it will not come on you but suddenly!'
Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir."Heavy is it in the heavens and the earth; it will not come on you but suddenly!'
Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O, size ansızın gelecektir, başka değil."Heavy is it in the heavens and the earth; it will not come on you but suddenly!'
O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir.Heavy is it in the heavens and the earth; it will not come on you but suddenly!'
Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir.Heavy is it in the heavens and the earth; it will not come on you but suddenly!'
O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.They ask thee as though thou wert familiar therewith.
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar.They ask thee as though thou wert familiar therewith.
Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
İnsanlar, hiç farkında değillerken o kıyamet ansızın başlarına gelivermesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak.In fact, it will come upon them suddenly, and bewilder them.
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır.In fact, it will come upon them suddenly, and bewilder them.
Nitekim, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir.In fact, it will come upon them suddenly, and bewilder them.
De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur?Say: Can ye see yourselves, if the punishment of Allah come upon you unawares or openly?
De: "ALLAH'ın azabı size ansızın veya duyurudan sonra gelse...Say: Can ye see yourselves, if the punishment of Allah come upon you unawares or openly?
Ansızın geçen araba sessizliği bozdu.Plötzlich störte ein vorüberfahrendes Auto die Stille.
24 Aralık 1490 yılında Sultan Yakup ansızın, esrarengiz şekilde öldü.Bereits am 26. Oktober 1494 verstarb der junge Kaiser plötzlich und unerwartet.
Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür.Als Ernest elf Jahre alt war, starb überraschend seine Mutter.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.La casa de los infieles será demolida y ellos serán totalmente arrasados.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.C'è uno sparo improvviso fuori scena e Dorn va a vedere che cosa è successo.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.А покровителями и помощниками неверующих являются тагуты, которые выводят их из света к мракам.
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.В период работы собора внезапно скончался.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.ولعمري إن كفرهم أشهر من كفر إبليس.»
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.Morreu acidentalmente durante a campanha em Espanha.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.Deze gesteldheden zijn: Degenen die ongelovig zijn en onwetend en hardleers zijn.
Siyasi çalışmalarını sürdürdüğü bir dönemde ansızın öldü.Podczas prowadzenia tych badań nagle zmarł.
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.Mördad under pågående valkampanj.
Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür.Коли Катерині було 13 років, померла її мати.
Eğer fok dikkat etmezse, ayı ansızın ortaya çıkıp ona doğru atak yapabilir.Pokud toto nepřítele neodradí, bleskurychle se na něj vrhne a silně jej udeří.
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.Brusc se aude o împușcătură înafara scenei, iar Dorn merge să investigheze.
Bir gece, ansızın keşfettiği bir gerçekle hayatının sonsuza dek değişeceğinin farkında değildir.Ώσπου ένα τυχαίο γεγονός θα αλλάξει τη ζωή της για πάντα.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.Dengan demikian kata kafir menyiratkan arti seseorang yang bersembunyi atau menutup diri.
Ancak konuşma sırasında ansızın bir vampirin saldırısına uğrarlar.Tetapi pada saat akan menikah, tiba-tiba Ilalang diserang oleh vampir-vampir tidak dikenal.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.不信者に対する審判の日における罰について述べられる。
Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür.16歳の時、突然祖母が亡くなる。
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.実は、投票が行なわれている最中に大統領が急死していたのだ。
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.不同於某些不信者所言,祂於形相(semblance)上受苦,他們自身僅只存在於形相。
İsteği kabul edilir ve orklar bir gün ansızın saldırdığında haydutların çoğu öldürülür ya da tutsak alınır.当時平、灤多盜贼,蕭王家奴用统领的军队屢破賊兵,盗贼被斩杀或者被俘虏,多次被赏赐。
Ansızın sahne dışından bir silah sesi duyulur, Dorn bakmaya gider.לפתע נשמע קול יריית רובה בחדר הסמוך, ודורן הולך לבדוק זאת.
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.במהלך הצילומים הוא נפטר באופן פתאומי.
Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür.כאשר מלאו לו 13 מתה אמו באופן פתאומי.
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.Počas volebnej kampane sa všeobecne predpokladalo, že prehrá.
Seçim kampanyası sırasında ansızın öldü.Med načrtovanjem napada je nepričakovano umrl.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Ai ăn ở cách ngay thẳng sẽ được cứu rỗi; Còn ai đi theo hai lối cách cong vạy sẽ sa vào một trong hai lối ấy.
İlgili Sayfalar