Annesinin ölümünden sonra Eliza, tiyatro topluluğuyla birlikte kaldı.Après le décès de sa mère, Eliza demeure au sein de la troupe.
Annesinin MÖ 69 yılında doğum yaparken ölmesi üzerine–MÖ68, babaannesi Aurelia Cotta tarafından büyütülmüştür.Après la mort de sa mère en couches en 68, elle est élevée par sa grand-mère paternelle Aurelia Cotta.
Siddhartha’nın doğumundan önce, annesinin onu rüyasında beyaz bir fil şeklinde gördüğü söylenir.La veille de la naissance de Bouddha, sa mère aurait rêvé d’un éléphant blanc.
Eğer ebeveynlerden biri Yahudi değilse çocuk annesinin statüsünü alır.Si l'un des parents n'est pas juif, l'enfant n'est pas un mamzer.
Annesinin daha önce gözünden tedavi olduğu bilinmektedir fakat bu durumun ölümüne olan etkisi bilinmemektedir.Elle avait reçu auparavant des soins à un œil, mais la cause exacte de sa mort est inconnue.
Emily annesinin intiharı sonucunda depresyona girmiş küçük bir çocuktur.Emily Callaway est une petite fille en dépression après le suicide de sa mère.
Üçüncü sınıftayken annesinin memleketi olan Takayama, Gifu'ya taşındılar.Vers la troisième année, il a déménagé à Takayama, Gifu, qui est la ville natale de sa mère.
Ölümü yeneceğine dair annesinin mezarı başında yemin eder.Elle jure sur le tombeau de son père de le venger.
Aufidia, Romalı magistra Marcus Aufidius Lurco'nun kızıdır ancak annesinin adı bilinmez.Aufidia est la fille du magistrat romain Aufidius Lurco et de son épouse inconnue.
Anakin, annesinin yerini bulduğunda ne yazık ki çok geç kalmıştır.Lorsque Morane arrive chez lui, il est trop tard.
Andronikos, Aleksios'a annesinin idamı için bir ferman imzalattırdı.Andronic oblige le jeune Alexis à signer l'ordre d'exécution de sa mère.
Annesinin portrelerini ise fotoğraflardan yapmıştır.Portrait de sa mère.
Adını annesinin ve babasının adlarının ilk hecelerinden almaktadır.Il s'engage à relever le nom et les armes de sa cousine.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Néron résista à l'intervention de sa mère dans ses affaires personnelles.
Annesinin sert disiplini altında yetiştirildi.Elle est soumise à l'éducation sévère d'une mère très stricte.
5.yaşındayken annesinin ve babasının ona bir tenis raketi almasıyla anında tenise aşık oldu.Pour son cinquième anniversaire, son père lui offre une raquette de tennis.
Anında annesinin katil olduğuna ikna olmuş durumda.Or, la jeune fille est convaincue que son père est l'assassin de sa mère.
Annesinin kimliği bilinmemektedir.L'identité de sa mère n'est pas connue.
Momo, abisi tarafından “sevimli” diye adlandırılır ve neredeyse her zaman annesinin yanında durur.Fille unique, elle se décrit comme « souvent très seule », et très proche de sa grand-mère.
Kız, Daniş'in annesinin mücevherlerini çalarak kaçar.Celui-ci veut retrouver les bijoux perdus de sa grand-mère.
Annesinin ebeveynleri, Meissen Margrave'i II. Albert ve Sicilyalı Margaret'dır.Ses grands-parents maternels étaient Albert II, Margrave de Meissen et Marguerite de Sicile.
1988'de Su Çi, hasta olan annesinin yanında bulunman amacıyla Burma'ya geri döndü.En 1988, Aung San Suu Kyi retourne vivre en Birmanie afin de s’occuper de sa mère, vieillissante.
Annesinin kendisine olan etkisi çok büyüktür.Sa mère a une importante influence sur lui.
Cenazesi annesinin yanında Highgate Mezarlığı'nda icra olmuştur.Il est enterré aux côtés de sa mère au cimetière d'Évran.
Emma ise, çocuklarını da alarak annesinin yanına yerleşmiştir.Abby revient aux urgences en compagnie de sa mère.
Yavru yunus bir yıl boyunca emzirilir ve toplam 3 yıl boyunca annesinin yanında yaşar.Le petit est allaité durant un an, et il peut rester avec sa mère parfois jusqu'à trois ans.
Annesinin yardımıyla modelliğe Neşe Erberk'in ajansına girerek başladı.Avec l'aide de sa mère il entre dans une agence de mannequins.
Annesinin adı ve ailesi bilinmemektedir.Le nom de sa mère et sa fratrie sont inconnus.
Yavru eğer dinlenmek istiyorsa annesinin ön bacaklarına dayanır.Le petit s'agrippe à la fourrure de sa mère pour la première étape de sa vie.
Bursa'da annesinin türbesinde gömülüdür.Elle est maintenant enterrée dans le village natal de sa mère.
Annesinin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyir.Inquiète de leur relation, la mère de Paul va s’opposer ouvertement à leur liaison.
Spora annesinin verdiği atletizm ilgili bir kitapla tanıştı.Elle fut initiée au sport par sa mère qui lui acheta un manuel d'athlétisme.
Ayrıca amcası ve annesinin sakladığı birçok sırrı da öğrenecektir.Jenny découvre un secret que son père et sa mère lui ont caché.
Ayıldığında kendisini annesinin yanında bulur, kötü bir rüya gördüğünü söyler.Sans paraître s'apercevoir qu'il vient de tomber du ciel, il dit avoir fait un cauchemar.
Peyton ise biyolojik annesinin ortaya çıkmasının verdiği zor duruma kendini alıştırmaya çalışmaktadır.Sutton avance néanmoins beaucoup dans la recherche de sa mère biologique.
Annesinin kömür işi oğlunun Paris'te bulunan École Centrale des Arts et Manufactures'te okumasını sağladı.Ses études le mêne à École centrale des arts et manufactures de Paris.
Sun, Jin'in babasını bulur (Mr. Kwon) ve babası, Jin'in annesinin başka erkeklerle birlikte olduğunu doğrular.Sun parvient à trouver le père de Jin et il lui confirme ce qu'était sa mère.
Rabia annesinin vefatına üzülür.Jeanne fait le deuil de sa mère.
Jon, Tom'un annesinin yeğeni.Jon es sobrino de la madre de Tom.
Bize annesinin bir resmini gösterdi.Nos enseñó una foto de su madre.
Annesinin avukatıyım.Soy abogado de su madre.
Eğitimini bitirdikten sonra yaşamını annesinin yanında Kassel’de sürdürmüştür.Después de terminar sus estudios volvió a vivir con su madre en Kassel.
Sekiz yaşında, annesiyle, annesinin piyanist olarak çalıştığı Viyana kentine taşındılar.A los 8 años, él y su madre se trasladaron a Viena, donde ella trabajaba como pianista.
Sanatçının Annesinin Kızı Olarak Portresi.«Retrato de la madre del artista».
Ama ertesi gün annesinin Stan'in evine ggittiğini öğrenir.A la mañana siguiente, George encuentra a su madre en el parque.
Yıllar geçer, Çakır bir sipahi olmuştur ve süt annesinin yanına gider.Años atrás, una tormenta de nieve se llevo la vida de su madre.
Annesinin ölümünün ardından Britannicus'un sorumluluğu Claudius'a geçti.Tras la caída de su madre, Británico se convirtió en una responsabilidad para su padre Claudio.
Çocukluğunda babası Roma Katolik kilisesinden olmasına rağmen annesinin Episkopal kilisesine katıldı.De niño, Warner asistió a la iglesia episcopal de su madre, aunque su padre era católico romano.
Annesinin kimliği bilinmemektedir.Se desconoce la identidad de su madre.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Recuerda entonces que es éste el nombre que su madre usa cuando se le aparece en sueños.
Max'ın annesinin ismi May'dir.La mamá de Max lo considera un perro .
Annesinin ailesi Toronto'da yaşıyor.Reside con su familia en Toronto.
Annesinin adı Flori, babasının adı José'dir.Afirma que su apellido no es Maurín (el apellido de su padre) sino José.
Annesinin Carlyle'i dört yaşındayken terk ettikten sonra babası tarafından büyütüldü.Su madre los dejó cuando Carlyle tenía sólo cuatro años.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Al llegar a casa, ve que su madre no está.
Annesinin adı Debbie'dir.En Club Seventeen su nombre es Debbie.
Annesinin kendisine olan etkisi çok büyüktür.Su madre también parece haber tenido una importante influencia.
Annesinin teşvikiyle müzik hayatına atıldı ve The Cosby Show adlı televizyon programına çıktı.Se hizo famosa por su aparición en la serie televisiva The Cosby Show.
Adam kendini Rock'ın annesinin kardeşi, yani dayısı olarak tanıtır.Fue llamado Ralph como el hermano de su madre, y Waldo como el padre de su bisabuela.
Dizinin sonunda Zuko hapse attırdığı babasına annesinin yerini sorar.Luego vemos a Zuko caminando hacia la prisión a visitar a su padre encerrado en ella.