Tom Mary'ye annesinin nerede olduğunu sordu.Tom asked Mary where her mother was.
Çocuk annesinin yemek pişirmesini izledi.The kid watched her mother cook.
Meryem'in annesinin içki zulası var.Mary's mother's a cupboard drinker.
Tom sık sık annesinin aşçılığı hakkında şikayet ediyor.Tom often complains about his mother's cooking.
Benim annem onların annesinin bir kızkardeşi.My mother is a sister of their mother.
Eğer Mary'nin annesinin oğlu benim erkek kardeşimse, öyleyse Mary benim kızkardeşimdir.If Mary's mother's son is my brother, then Mary is my sister.
Tom annesinin Noel için ona aldığı gömleği giymek istemedi.Tom didn't want to wear the shirt that his mother had gotten him for Christmas.
Tom annesinin kucağında oturuyordu.Tom was sitting on his mother's lap.
Tom'un annesinin gururlu olduğundan eminim.I'm sure Tom's mother is proud.
Tom hâlâ büyük annesinin evinde.Tom is still at his grandmother's house.
Tom annesinin eteğinin arkasına saklandı.Tom hid behind his mother's skirts.
Mary'nin kızı, annesinin mezarının açılmasını emretti.Mary's daughter ordered her mother's tomb to be opened.
Onun annesinin üç oğlu vardı ve o en küçüğüydü.His mother had three sons, and he was the youngest.
Tom annesinin Noel ağacını süslemesine yardım etti.Tom helped his mother decorate the Christmas tree.
Tom annesinin öldüğü zamanı hatırlıyor.Tom remembers when his mother died.
Tom annesinin arkasında durdu.Tom stood behind his mother.
Tom hem annesinin hem de babasını kaybetti.Tom has lost both of his parents.
Tom, annesinin cenaze töreni için para ödemeyi göze alamadı.Tom couldn't afford to pay for his mother's funeral.
Mahalle'de Fadıl'ın annesinin bir fahişe olduğu iyi biliniyordu.It was well known in the neighborhood that Fadil's mother was a prostitute.
Fadıl annesinin evinde saklandı.Fadil was holed up at his mother's house.
Fadıl annesinin evinden ayrıldı.Fadil left his mother's house.
Tom, Mary'nin annesinin operasyonu için para ödemesine yardım etmek için para gönderdi.Tom sent money to help Mary pay for her mother's operation.
Tom'un annesinin adı Mary'dir.Tom's mother's name is Mary.
Tom annesinin bakımını üstleniyor.Tom looks after his mother.
Leyla, annesinin kaçırılmasına tanık oldu.Layla witnessed her mother's abduction.
Leyla'nın annesinin uyuşturucu sorunları vardı.Layla's mother had drug issues.
Leyla annesinin kurallarını çiğnedi.Layla broke her mother's rules.
Leyla annesinin kurallarını ihlal etti.Layla broke her mother's rules.
Leyla, annesinin cesedini evinin arkasındaki ormanda buldu.Layla discovered her mother's body in the woods behind her home.
Tom, annesinin evi temizlemesine ve elbiseleri yıkamasına yardımcı oldu.Tom helped his mother clean the house and wash clothes.
Mary annesinin onun için yaptığı elbiseyi giyiyordu.Mary was wearing the dress her mother made for her.
Mary, annesinin onun için yaptığı elbiseyi giyiyor.Mary is wearing the dress her mother made for her.
Tom annesinin arkasında saklandı.Tom hid behind his mom.
Tom annesinin akşam yemeği yapmasına yardımcı olmak için mutfağa girdi.Tom went into the kitchen to help his mother make dinner.
Tom annesinin çantasından para çaldı.Tom stole money from his mother's purse.
Tom'un tıpkı annesininki gibi mavi gözleri var.Tom has blue eyes just like his mother.
Tom, annesinin bulaşıkları yıkamasına yardım etti.Tom helped his mother wash the dishes.
Tom, annesinin mezarını ziyaret etmek için mezarlığa gitti.Tom went to the cemetery to visit his mother's grave.
Tom'un babası annesinin vefatından sonra yeniden evlendi.Tom's father remarried after his mother passed away.
Tom, annesinin yemek hazırlamasına yardımcı oldu.Tom helped his mother cook dinner.
Sami annesinin çığlıklarına uyandı.Sami awoke to his mother's screams.
Sami annesinin evine kaçtı.Sami fled to his mother's house.
Sami annesinin gözünün elmasıydı.Sami was the apple of his mother's eye.
Sami, annesinin kaybı ile baş etti.Sami struggled with the loss of his mother.
Sami annesinin evinde Leyla ile tanıştı.Sami met Layla at his mother's house.
Sami, annesinin cilt tonuna sahipti.Sami had his mother's skin tone.
Sami, annesinin cinayetine tanık oldu.Sami witnessed his mother's murder.
Mary annesinin yapabileceği kadar iyi yemek pişiremez.Mary can't cook as well as her mother can.
Sami annesinin evine gitti.Sami went to his mom's house.
Tom annesinin gözlerine sahip.Tom has his mother's eyes.
Bana annesinin doktor olduğunu söyledi.She told me her mother was a doctor.
Bana annesinin önceden bir doktor olduğunu söyledi.She told me her mother had been a doctor.
Annesinin ona doğum gününde aldığı kazağı giymek istemiyordu.He didn't want to wear the sweater that his mother had gotten him for his birthday.
Annesinin yemekleri çok güzel.Her mother is a very good cook.
Annesinin de babasının da buraya hiç gelmediğini söyledi.He said that neither one of his parents had ever been here.
Tom hâlâ annesinin yanında uyuyor.Tom still sleeps next to his mom.
Mark Antony annesinin üçüncü kocasıdır.Mark Antony was her mother's third husband.
Sağlığı hala kırılgan olmasına rağmen annesinin cenazesine katılmak için İsveç'e gitti.Although her health was still fragile, she went to Sweden for her mother's funeral.
Okulda Hubert öğretmeni Bayan Cloutier'e annesinin öldüğünü söyler.At school Hubert claims to his teacher, Ms Cloutier, that his mother is dead.
Kral Joffrey, Stannis'in mektubuyla annesinin karşısına çıkar.King Joffrey confronts his mother with Stannis' letter.