O, babasının gözlerine ve annesinin burnuna sahip.She has her father's eyes and her mother's nose.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım etti.Mary helped her mother to cook.
Annesinin güzel bir resmini çizdi.She painted a beautiful picture of her mother.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım eder.Mary helps her mom cook.
O, annesinin onu affetmesi için dua etti.He prayed that his mother would forgive him.
Mary annesinin onu affetmesi için dua etti.Mary prayed that her mother would forgive her.
Tom annesinin masaya koyduğunu yemeyi reddetti.Tom refused to eat what his mother put on the table.
Tom annesinin ona öğrettiği bir şarkıyı ıslık çalıyordu.Tom was whistling a song his mother had taught him.
Onun burada olduğunu bilmek birazcık bile annesinin hoşuna gitmeyecek.His mother is not going to like, not even a bit, to know that he was here.
O, annesinin tavsiyesini takip etmeli.She should follow the advice of her mother.
O, annesinin tavsiyesini göz önünde bulundurmalıdır.She should take into consideration the advice of her mother.
O, annesinin tavsiyesini göz önünde tutmalıdır.She should take into consideration the advice of her mother.
O annesinin onayını ister.She wants her mother's approval.
Bize annesinin bir resmini gösterdi.He showed us a picture of his mother.
Tom ben ona merhaba dediğim zaman annesinin arkasına saklandı.Tom hid behind his mom when I said "hi" to him.
Tom annesinin iyi bir portresini çizdi.Tom painted a good portrait of his mother.
O, kız arkadaşının annesinin şemsiyesini ödünç almasını istedi.He asked his girlfriend to borrow her mother's umbrella.
O bize annesinin fotoğrafını gösterdi.She showed us her mother's photo.
Annesinin sağlığı hakkında endişeleniyor.He worries about his mother's health.
Mary annesinin akşam yemeği hazırlamasına yardım etti.Mary helped her mother prepare dinner.
O, annesinin hindi pişirmesine yardım etti.She helped her mother cook the turkey.
Annesinin vazgeçmesini ısrarla istedi.He insisted that the mother gave up.
Tom annesinin akşam yemeği hazırlamasına yardım etti.Tom helped his mother prepare dinner.
Tom annesinin imzasını taklit etti.Tom forged his mother's signature.
Brush'ın annesinin bir fahişe olduğunu duydum.I heard that Brush's mother is a prostitute.
Tom bize annesinin resmini gösterdi.Tom showed us his mother's picture.
Tom annesinin bir resmini yaptı.Tom painted a picture of his mother.
Tom bana büyük annesinin bir resmini gösterdi.Tom showed me a picture of his grandmother.
Tom, annesinin onayını istiyor.Tom wants his mother's approval.
Annesinin kaybı ona üzüntü ve pişmanlık getirdi.The loss of his mother brought him sorrow and regret.
Tom annesinin çantasından biraz para çaldı.Tom stole some money from his mother's purse.
Tom Mary'ye annesinin onu hiç sevmediğini söyledi.Tom told Mary that his mother never loved him.
Tom annesinin, onun saçını tıraş etme biçimini sevmez.Tom doesn't like the way his mother cuts his hair.
Marie, annesinin Noel ağacını süslemesine yardımcı oldu.Marie helped her mother decorate the Christmas tree.
Tom bize annesinin bir resmini gösterdi.Tom showed us a photo of his mother.
Tom annesinin masayı kurmasına yardım etti.Tom helped his mother set the table.
Tom annesinin kucağına düştü.Tom fell off his mother's lap.
Tom annesininkine yakın bir daire kiraladı.Tom rented an apartment near his mother's.
Tom annesinin bir portresini yaptı.Tom painted a portrait of his mother.
Echo annesinin dönmüş olmasından çok mutluydu.Echo was very happy that his mother had returned.
Newton'un annesi yeniden evlendi ve o, büyük annesinin bakımına bırakıldı.Newton's mother remarried and he was left in the care of his grandmother.
Tom yaz tatilini büyük annesinin evinde geçirdi.Tom spent his summer vacation at his grandmother's.
Tom öğle yemeğini annesinin ona verdiği parayla ödedi.Tom paid for his lunch with the money his mother had given him.
Tom ve Mary ilk kızlarına Tom'un büyük annesinin adını verdiler.Tom and Mary named their first daughter after Tom's grandmother.
Tom ve Mary'nin evliliğindeki en büyük sorun Mary'nin annesinin karışmasıdır.The biggest problem in Tom and Mary's marriage is Mary's mother's interference.
Mary annesinin bahçeyi sulamasına yardım etti.Mary helped her mother water the garden.
Mary minik sulama kutusuyla annesinin bahçeyi sulamasına yardım etti.Mary helped her mother water the garden with her tiny watering can.
Tom annesinin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted his mother to leave him alone.
Jackson, Tom'un annesinin kızlık adıdır.Jackson is Tom's mother's maiden name.
Tom annesinin sevdiği şarkıyla gösteriye başladı.Tom started the show with his mother's favorite song.
Annesinin trajik haberi onu yıktı.She broke the tragic news to her mother.
O, annesinin ondan nefret ettiğini söyledi.She said that her mother hated her.
Annesinin bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi.She said that her mother was a drug addict.
Eğer Tom'u görürsen ona annesinin nasıl olduğunu sormayı unutma.If you see Tom, don't forget to ask him how his wife's doing.
Eğer Tom'a rastlarsan, ona annesinin nasıl olduğunu sor.If you run into Tom, ask him how his mother is doing.
Kız annesinin saçını çekiyor.The girl is pulling her mom's hair.
O, annesinin tavsiyesini görmezden geldi.He ignored his mother's advice.
Mary cep telefonuyla annesinin bir fotoğrafını çekti.Mary took a picture of her mother with her cell phone.
Tom annesinin pencereleri yıkamasına yardım ediyor.Tom is helping his mother wash the windows.
Çocuk sürekli annesinin konuşmasını kesiyordu.The child was constantly interrupting her mother's conversation.