Ana içeriğe geç
Sözlük

annesinden ile cümle

annesinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ailesi annesinden babasından ve erkek kardeşinden oluşur.Hans familj bestod av hans far och hans mor.
Fakat bu çocuk, annesinden süt emmez.En killing får ni inte koka i dess moders mjölk.
İlk müzik derslerini annesinden aldı.Перші уроки музики отримав від матері.
Fakat bu çok sevdiği annesinden ayrılmasını gerektirecektir.Він змушений покинути матір, кохану дівчину.
Kendisi de annesinden kurtulmak istemektedir.А вона просто хоче, щоб мама була щаслива.
Fakat bu çok sevdiği annesinden ayrılmasını gerektirecektir.Dovolí jí však odnést si to, co je jí nejmilejší.
İlk eğitimini küçük yaşlarda annesinden aldı.První dostal ve svých deseti letech od své maminky.
Konstantin gelerek annesinden bandajını değiştirmesini ister.Treplev intră și o roagă pe mama lui să-i schimbe bandajul.
Okuma yazmayı annesinden öğrendi.A învățat să citească și să scrie de la mama ei.
İlk piyano derslerini annesinden aldı.Primele lecții de pian le-a primit de la mama sa.
İyilik dolu kalbini ve yumuşak başlılığını annesinden almış.Vârsta și vorbirea sa blândă i-au dat o imagine caldă de bunic.
Okuma yazmayı annesinden öğrendi.Anyjától kezdett rajzot tanulni.
Kendisi de annesinden kurtulmak istemektedir.Másrészt pedig meg akar szabadulni az apjától.
İlk derslerini annesinden almıştır.Az első dalokat édesanyjától tanulta.
İlk müzik derslerini annesinden aldı.Első zenei leckéit szüleitől kapta.
Ruggero annesinden bir mektup alır.Lady Macbeth levelet kap a férjétől.
Heimdallr'ın dokuz annesinden biri.Hän on myös yksi Heimdallin yhdeksästä äidistä.
Ruggero annesinden bir mektup alır.Ruggero palaa äitinsä kirjeen kanssa.
Çoğu bölümde annesinden tokat yer.Se kiertää joissain suvuissa äidiltä tytölle.
Fakat bu çocuk, annesinden süt emmez.En ole vienyt maitoa lasten suusta.
Annesinden ona yeni bir oyuncak almasını istedi.Hän pyysi äitiään ostamaan uuden lelun.
Eğer doğan çocuk bu anormal geni hem annesinden hem de babasından alırsa çocukta Wilson hastalığı gelişebilir.Εάν ένα παιδί κληρονομήσει το γονίδιο και από τους δύο γονείς μπορεί να αναπτύξει νόσο του Wilson.
Genç, bu kötü haberi annesinden saklar.Εκείνο το βράδυ τα άσχημα νέα μαθαίνουν η οικογένειά του.
Aldeburgh’da okul yoktu bu yüzden Garret annesinden 3 temel şeyi; okumayı, yazmayı ve matematiği öğrendi.Da der ikke var nogen skole i Aldeburgh, lærte Elizabeth Garrett at læse, skrive og regne af sin mor.
Erkekler X kromozomunu annesinden Y kromozomunu babasından alır.Hankønsvæsener arver deres X-kromosom fra moderen og deres Y-kromosom fra faderen.
Kendisi de annesinden kurtulmak istemektedir.Naturligvis savner hun også sin mor.
İlk müzik eğitimini bir piyanist olan annesinden aldı.Sin første musikkundervisning fikk han fra moren, som var sangerinne.
Eğitimini, kardeşleriyle birlikte annesinden aldı.Hun fikk skolegang på linje med sine brødre.
Ateş yakmak için bir şeyler arayan ve annesinden ayrılan Lara esrarengiz bir odaya girer.Det skilles spesielt mellom brann i det fri og brann i et rom.
İlk piyano derslerini annesinden ve ablası Fanny'den aldı.Brian mendapatkan gitar pertamanya dari nenek dan kakeknya.
İlk eğitimini küçük yaşlarda annesinden aldı.Ia diberi pendidikan awal dari ayahnya sendiri pada usia kecil.
Genç, bu kötü haberi annesinden saklar.O putriku, curhat kepada-Mu rahasia ibumu.
Cannon annesinden Yahudilik inancını almıştır.Scott mendapatkan darah Yahudi dari pihak ibunya.
İlk müzik eğitimini bir piyanist olan annesinden aldı.Dia mengenal musik pertama kali dari ibunya dengan belajar sebagai pianis amatir.
Heimdallr'ın dokuz annesinden biri.Dia adalah satu dari sembilan putra Mahapadma Nanda.
İlk müzik derslerini annesinden aldı.Ia menerima pembelajaran musik pertama kalinya di gereja oleh ibunya sendiri.
Horowitz erken yaşlarda ilk piyano eğitimini piyanist olan annesinden almıştır.Horowitz được mẹ (là một nghệ sĩ piano loại khá) dạy đàn từ khi còn nhỏ tuổi.
Daha küçük bir çocukken annesinden dikiş dikmeyi öğrenmişti.Ngay cả trẻ em cũng học cách mặc cả từ nhỏ.
Saçları her zaman dağınık ve annesinden kendisine miras kalan bronz bir gölgeye sahiptir.Mái tóc, luôn luôn rối bù, mang màu đồng đặc biệt được thừa hưởng từ người mẹ quá cố.
Annesinden adalet istemiş ve bedel olarak bir gözünü feda etmiştir.母親の指導もあり、のちに若干の改善が見られた。
Öğretmen olan annesinden Farsça öğrenmeyi de ihmal etmedi.祖父の教えでカツアゲはしない。
Annesinden Zuko'yu kurtardığından beri nefret etmektedir.かつてオキカゼに救われて以来、彼の情婦をしている。
Okuma yazmayı annesinden öğrendi.從母字一律讀。
Birkaç ay sonra büyük kardeş İbrahim, annesinden uzak kalmaya dayanamadı ve Erdebil’e yola düştü.易卜拉欣几个月后去世,他父亲也在第二年亡故。
Annesinden adalet istemiş ve bedel olarak bir gözünü feda etmiştir.하종공이 비록 어머니에게 효도하여 형세를 살펴 따랐으나 안으로 그 논의를 찬성하면서도 겉으로는 감히 말을 하지 못하였다.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.그는 또한 그의 삶을 통틀어 따라다녔던 악습인 도박을 했다.
İlk müzik derslerini annesinden aldı.그는 어머니의 교회에서 첫 음악 교육을 받았다.
Eğitimini, kardeşleriyle birlikte annesinden aldı.그는 형제들과 함께 체계적인 교육을 받았다.
İlk piyano derslerini annesinden ve ablası Fanny'den aldı.피아노는 피아니스트였던 모친으로부터 기초 교육을 받았다.
Üç hafta sonra üvey annesinden daha iri olur.그러나 재회한 어머니와도 3주만에 이별하게 된다.
Konstantin gelerek annesinden bandajını değiştirmesini ister.קונסטנטין נכנס ומבקש מאמו להחליף לו תחבושת.
Filmde Elizabeth Taylor 'un kızını canlandıran Carroll Baker,gerçekte filmdeki annesinden daha yaşlıydı.קרול בייקר, שמגלמת את דמותה של בתה של אליזבט טיילור, הייתה מבוגרת יותר מאמה על המסך.
Kendisi de annesinden kurtulmak istemektedir.הוא לא רצה לאכזב את אמו.
4 yaşında, yetenekli bir piyanist olan annesinden piyano çalmayı öğrendi.בגיל 4, למד נגינה בפסנתר אצל אמו, שהייתה פסנתרנית מוכשרת.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.אמו תרמה לאישיותו את חוש ההומור שלו, שנשאר איתו כל חייו.
Hanako annesinden daha uzun oldu.הנאקו נעשתה גבוהה יותר מאמה.
Hanako annesinden daha uzun oldu.הנאקו גבהה יותר מאמה.
Erkekler X kromozomunu annesinden Y kromozomunu babasından alır.Предава се от родителя единствено чрез Х хромозомата.
Annesinden de hayatı boyunca sürdürdüğü espri anlayışını kazanmıştır.Od majke je stekao smisao za humor koji ga je pratio cijeli život.
İlk müzik eğitimini bir piyanist olan annesinden aldı.Glazbu je zavolio od najranije mladosti zahvaljujući majci koja je bila profesorica glasovira.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod