Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Per te io sopporto l'insulto e la vergogna mi copre la faccia
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.rt te éretted viselek gyalázatot, [és] borítja pironság az én orczámat.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Sillä sinun tähtesi minä kärsin herjausta, pilkka peittää minun kasvoni.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Terwille van U verdraag ik de schande. Ik bedek mijn gezicht uit schaamte.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Tôi đã trở nên một kẻ lạ cho anh em tôi, Một người ngoại bang cho các con trai mẹ tôi.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Tôi đã trở_nên một kẻ lạ cho anh_em tôi , Một người ngoại_bang cho các con_trai mẹ tôi .
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Tornei-me como um estranho para os meus irmãos, e um desconhecido para os filhos de minha mãe.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Tujec sem postal bratom svojim in neznanec matere svoje sinovom.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Ty för din skull bär jag smälek, för din skull höljer blygsel mitt ansikte;
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Ξενος εγεινα εις τους αδελφους μου, και αλλογενης εις τους υιους της μητρος μου
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.Чужда станах на братята си, И странен на чадата на майка ми.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.מוזר הייתי לאחי ונכרי לבני אמי׃
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.صرت اجنبيا عند اخوتي وغريبا عند بني امي.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.我 的 弟 兄 看 我 為 外 路 人 . 我 的 同 胞 看 我 為 外 邦 人
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.我的 弟兄 看 我 為外 路人 . 我 的 同胞 看 我 為 外邦人
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Aku datang ke Korea untuk melihat kampung halaman Ibuku.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Am venit sa vizitez orasul natal al mamei mele.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Ich bin nach Korea gekommen, um das Heimatland meiner Mutter zu sehen.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Ik ben naar Korea gekomen om mijn moeders geboorte plaats te zien .
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.JAg kom till Korea för att se min mammas hemland.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Je suis venue en Corée pour voir le pays d'origine de ma mère.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Prišla sem obiskat mamin rojstni kraj.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Przyjechałąm do Korei, żeby zobaczyć jej rodzinne maisto.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Sono venuta in Corea per vedere la città natale di mia madre.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Tôi tới Hàn Quốc để thăm quê mẹ.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Ήρθα στην Κορέα για να δω την πόλη της μητέρας μου.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.Я приехала в Корею посмотреть мамин родной город.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.באתי לביקור שורשים לראות איפה אימי גדלה
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.لقد جئت إلى كوريا لرؤية مسقط رأس أمي.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.あと10日で帰らなきゃいけないんです
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Cháu nhớ khi cháu còn nhỏ mẹ hỏi cháu, con thích chơi violin hay piano?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Emlékszem, amikor kicsi voltam, anyukám megkérdezte, hogy zongorázni vagy hegedűlni szeretnék-e?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Ik weet nog dat toen ik klein was, mijn moeder mij vroeg of ik viool of piano wilde spelen.
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Îmi amintesc că atunci când eram mică mama m-a întrebat, vrei să cânţi la vioară sau la pian?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Je me souviens quand j'étais petite ma mère m'a demandé, voudrais-tu jouer du violon ou du piano?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Mi ricordo che da piccola mia madre mi chiese se avessi voluto suonare il violino o il piano.
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Muistan, kun äiti kysyi minulta pienenä, halusinko soittaa viulua vai pianoa.
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Pamiętam, że kiedy byłam mała mama zapytała, czy wolę grać na skrzypcach, czy na pianinie.
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Saya ingat sewaktu saya masih kecil ibu saya bertanya, apakah kamu ingin bermain biola atau piano?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Θυμάμαι όταν ήμουν μικρή η μαμά μου με ρώτησε, θέλεις να παίξεις το βιολί ή το πιάνο;
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Помню, когда я была маленькой, моя мама спросила меня, хочу ли я играть на скрипке, или на пианинo?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum: Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?Помня, когато бях малка, майка ми ме попита, дали бих искала да свиря на цигулка или пиано?
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:제가 어렸을 때 엄마가 물으셨습니다.
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:Pamatuji si, že když jsem byla malá, mamka se mě zeptala:
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:Recuerdo cuando era pequeña mi mamá me preguntó,
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:אני זוכרת שכשהייתי קטנה אימי שאלה אותי,
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:أذكر حينما كنت صغيرة سألتني أمي،
Küçükken annemin bana şunu sorduğunu hatırlıyorum:お母さんに聞かれました バイオリンとピアノのどっちがいいの?
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.De când eram mic, meșteream toată ziua în camera mea, am demontat chiar și radioul cel nou al mamei.
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.저는 매우 어렸을 때부터, 제방에서 하루종일 무언가를 하곤 했습니다. 한번은 저희 어머니의 새 라디오를 분해한 적도 있는데,
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.Pienestä pojasta lähtien olen työskennellyt huoneessani koko päivän, ja jopa purin äitini uuden radion.
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.Už když jsem byl malý kluk, rád jsem si hrál vevnitř, třeba celý den. Jednou jsem rozebral mámino nové rádio.
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.מאז שהייתי קטן, נהגתי לעבוד בחדר שלי כל היום, ואפילו פירקתי את מכשיר הרדיו החדש של אמא שלי,
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.منذ كنت ولد صغير إعتدت أن أعمل في غرفتي طوال اليوم، وحتى أن أخذت قطع من راديوا أمي الجديد،
Küçüklüğümden beri, odamda bütün gün çalışırdım ve hatta annemin yeni radyosunu parçalara ayırmıştım.一日中 部屋にこもって 色々作業をしていました お母さんの 新品のラジオを 分解したこともあるんです その日 お母さんに-
Lanet olsun doğduğum güne! Kutlu olmasın annemin beni doğurduğu gün!Átkozott az a nap, a melyen születtem; az a nap, a melyen anyám szûlt engem, ne legyen áldott!
Lanet olsun doğduğum güne! Kutlu olmasın annemin beni doğurduğu gün!Blestemată să fie ziua cînd m'am născut! Ziua în care m'a născut mama, să nu fie binecuvîntată!
Lanet olsun doğduğum güne! Kutlu olmasın annemin beni doğurduğu gün!Ðáng rủa cho cái ngày mà tôi đã sinh ! Nguyền cho cái ngày mà mẹ tôi đẻ tôi ra đừng được phước !
Lanet olsun doğduğum güne! Kutlu olmasın annemin beni doğurduğu gün!Ðáng rủa cho cái ngày mà tôi đã sinh! Nguyền cho cái ngày mà mẹ tôi đẻ tôi ra đừng được phước!
Lanet olsun doğduğum güne! Kutlu olmasın annemin beni doğurduğu gün!Forbandet være den Dag, på hvilken jeg fødtes; den Dag, min Moder fødte mig, skal ikke velsignes.