Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.Я начала работать над подписью мамы, потому что подпись отца подделать абсолютно невозможно.
Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.Я почала працювати над підписом моєї матері, тому що підпис батька підробити просто не можливо.
Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.התחלתי לעבוד על חתימת אימי, מכיון שחתימת אבי הייתה בלתי ניתנת לזיוף.
Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.وبدأت بمحاولة تزوير توقيع والدتي لان توقيع والدي كان من الاستحالة بمكان أن استطيع تزويره
Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.父のサインは偽造不可能だったためです 何枚か紙を用意し 似せるために
Annemi niye ağlattın?¿Por qué la has hecho llorar?
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.E lui spiegò: "Sai, credo che mia madre non mi lascerebbe venire. Ho appena compiuto 14 anni."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.En hij zei: weet je, ik denk niet dat mijn mama me zou laten gaan. Ik ben...ik ben net 14 geworden.
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi."Je sais pas si ma mère me laissera. Je viens juste d'avoir 14 ans."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.애런 왈 "글쎄요, 엄마가 허락을 안 해주실 것 같아요. 저 이제 막 열 네살이 됐거든요" 이런 거죠
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.Og han sagde "Du ved, jeg tror ikke min mor vil tillade det, jeg er først lige blevet fjorten".
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.On odpověděl, "Víte, nemyslím si, že by mě máma pustila. Právě mi bylo 14."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi."Tôi không biết mẹ tôi<br/>có đồng ý không. Tôi mới có 14 tuổi."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi."Wisst ihr, ich denke, meine Mama würde mich da nicht hingehen lassen. Ich bin gerade erst vierzehn geworden."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.Y respondió: "No creo que mi madre me deje. Acabó de cumplir catorce años."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi."Ами, нали знаете, не мисля, че мама ще ме пусне. Тъкмо навърших четиринайсет."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi."Вы знаете, я не думаю, что моя мама позволила мне я только что исполнилось четырнадцать.".
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.היה בן 13 כל הזמן שעבדנו איתו, והוא רק בן 14 עכשיו."
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.وكان يقول: تعرِف، لا أظن أن أمي ستسمح لي بذلك، بلغت الرابعة عشرة مؤخراً
"Annemin izin vereceđini sanmýyorum, 14'üme yeni girdim." dedi.その時の彼らの最初の反応は、「えーっと、 この1年一緒に働いていたこの同僚は
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Aprendí que mi mamá tiene derecho a la propiedad.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Descobri que a minha mãe tinha direito à sua propriedade.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Ho imparato che mia madre aveva il diritto di possedere delle proprietà.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Ich erfuhr, dass meine Mutter das Recht auf Grundbesitz hatte.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Ik leerde dat mijn moeder recht had op eigendom.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Jag fick reda på att min mamma hade rätt till att äga egendom.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.J'ai appris que ma mère avait le droit de posséder quelque chose.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim. Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Am aflat că mama avea dreptul la proprietate, că nu era normal să fie bătută pentru că e femeie.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim. Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Dowiedziałam się, że moja mama miała prawo własności, że nie musiała tolerować przemocy z powodu swojej płci.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.어머니께도 재산을 소유할 권리가 있다는 것을 배웠고,
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Pochopila jsem, že moje máma má právo vlastnit majetek.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Saya belajar bahwa ibu saya berhak memiliki properti.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Tôi biết rằng mẹ tôi có quyền sở hữu tài sản.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Zistila som, že moja mama mala právo vlastniť majetok.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Έμαθα ότι η μητέρα μου είχε το δικαίωμα να έχει ιδιοκτησία.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Разбрах също, че майка ми има право да притежава собственост.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Я дізналася, що у моєї мами було право володіти майном,
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.Я узнала, что моя мама имела право на владение имуществом.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.באפריקה נמצאות בסכנה לעבור את ההשחתה הגופנית הזו.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.لقد علمت أن أمي كان لديها حق إمتلاك عقار.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim.女性だからという理由で 父に暴力を振るわれる
Annemin nasıl yardım ettiğini ve nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu gördüm.저는 어머니가 어떻게 돕는지를 봤고, 어머니가 얼마나 도움이 필요한지,
Annemin nasıl yardım ettiğini ve nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu gördüm.ראיתי איך אימי עוזרת ואיך היא היתה צריכה עזרה,
Annemin nasıl yardım ettiğini ve nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu gördüm.رأيت أمي تقوم بالمساعدة وكيف أنها أرادت المساعدة
Annemin nasıl yardım ettiğini ve nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu gördüm.いかに母が本当に助けを必要としているか、 そしてソマリアでは女性や子どもを助けるためには
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Äitini kertoi hänestä ainoastaan, että hänen perheensä on hyvin köyhä.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Anyám csak annyit mondott róla, hogy a családja nagyon szegény.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.A única coisa que a minha mãe nos disse sobre ele foi que a família dele era muito pobre.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Das einzige, was meine Mutter uns über ihn erzählte, war, dass seine Familie sehr arm war.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Det enda min mor berättade för oss om honom var att hans familj var väldigt fattig.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Điều duy nhất mẹ nói với tôi về cậu ta là nhà cậu ta nghèo lắm.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Het enige wat mijn moeder over hem vertelde, was dat zijn familie erg arm was.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Jediná věc, kterou nám o něm moje matka řekla, byla, že jeho rodina je velmi chudá.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.어머니께서 제게 그 아이에 대해 해주신 말씀이라고는 그의 가족이 매우 가난하다는 것이었죠.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.La seule chose que notre mère nous a dit à propos de lui, c'était que sa famille était très pauvre.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Lo único que mi madre nos contaba de él era que su familia era muy pobre.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.L'unica cosa che mia madre ci disse di lui era che la sua famiglia era molto povera.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Mama nam je o njem povedala le to, da je njegova družina zelo revna.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Mama nám o ňom povedala jedinú vec, že jeho rodina bola veľmi chudobná.
Annemin onun hakkında tek söylediği şey ailesinin çok fakir olduğuydu.Mama powiedziała mi o nim tylko jedno: jego rodzina była biedna.