Annem ve babam ve tüm bölge hala onun hakkında konuşuyor.Mom and Dad and the whole countryside still talk about him.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.But Mom's as lively as a cricket.
Peki, ben annemi arayacağım.Well, I'm going to call on my mother.
Benim annem bu evde yaşadı.My mother lived in this house.
Babamı da annemi de bulamıyorum.I can't find either Papa or Mama.
İkinci kemoterapide, annem çok hastalandı ve onu görmeye gittim.In my second chemo, my mother got very sick and I went to see her.
Ve diğer kadınlar şarkı söylediler ve benim için ve annem için dua ettiler.And the other women sang and they prayed for me and my mother.
Annemdi, terk eden tam da benim doğduğum anda.It was my mother leaving, just at the moment that I was being born.
Annem Koreli, ama babam İngiliz.My mom is Korean, but my dad is English.
Koreye Annemin büyüdüğü yeri görmeye geldim.I came to Korea to see my mother's hometown.
Annem gerçekten abarttı bu defa.Mother-in-law, really. She went overboard.
Annem ve babam?And Mom and Dad?
Çocukken annem bana küçük şeylere her zaman saygı göstermem gerektiğini söylerdi.My mother told me that, when I was a child, that I should always respect the little things.
Annem biraz Tom ve Jerry'deki kadına benzerdi.My mother was like the woman in Tom and Jerry.
Derken birden annemin bacaklarını gördüm.And all of a sudden ... And then I saw her legs.
Annem sadece "Yarın tekrar gidiyorsun okula," dedi ve gitti.And then she just said, "You're going back to school tomorrow."
Yaptıklarımı anneme gösterdim.I showed my mother.
Annem, yaptılarımı daha da küçültmemi söyledi.My mother told me to take it smaller.
Ve annem de öyle -- herşeyi aileme borçluyum, bu hikayeyi.And even my mother -- I owe it to my family. A story:
Annemin yanında yaşamaya geri döndüm.I went back to live with my mum.
3 tane numarayı aradım: annemi aradım, kız arkadaşımı aradım.I dialed three numbers. I dialed my mum. I dialed my girlfriend.
Sonunda anneme ulaştım.I finally got through to my mum.
Kısa süre sonra ebeveynlerim boşandılar, ve ben de annemle beraber Türkiye döndüm.Shortly after, my parents got separated, and I came to Turkey with my mom.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.On the one hand was my mother, a well-educated, secular, modern, westernized, Turkish woman.
Annem diplomat olarak görev yapmaya başladı.My mother became a diplomat.
Benim ailem annem Sarah, babam Gavin ve bakıcım Eve.My family is my mommy Sarah and my dad Gavin and my babysister Eve.
Benim hatırlardığım annemin bize,Well, what I recall about that was my mother telling us to,
Annemin bağırışlarını, babamın bağırışlarını duyuyordum.I could hear my mother yelling, I hear my father yelling.
Annem Wesley'i, en küçük kardeşimi tutuyordu.And my mother was holding Wesley, who was my youngest brother.
Annem o zaman uyandı ve dedi ki: "Earl, Earl. Şehir merkezine gitme."And she woke up and she said, "Earl, Earl, don't go downtown."
Bir gün okuldan geldim ve annem yoktu.And when I came home from school one day and she wasn't there,
Evin boş olduğunu hiç hatırlamıyorum çünkü annem bizi hiç terk etmemişti.I can remember being empty 'cause my mother had never left us.
Annem, kardeşim Philbert'in evinde, Lansing'teydi.My mother was in Lansing at my brother Philbert's.
Sadece, trende anneme eşlik ettim, ve birdendire etrafımız güzel dağlar ve diğerler ile çevrilmişti.I just joined my mom on a train, and suddenly I was surrounded by beautiful mountains and stuff.
Hayır, hayır. Fransa, ona büyük annem diyorum, çünkü biraz Alzaymırı var.No, no, I call France my grandmother, because she has a little bit of Alzheimer's.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.My mother's couscous, well, that's really it.
Annem kuskus yapardı, kuskus yapmaya devam etti.My mother made couscous, she continued making couscous.
Annemler bana sonsuz sevgi gösterdiler.My parents gave me endless love.
Alzaymırı olan bir büyük annem var, ebeveynlerim var ve bugün buradaysam, bunu size borçluyum.I have a grand mother who had Alzheimer's, I have parents, and if I am here today, I owe it to you.
Çoğu insan, annem dahil bana deli dedi.Many people, including my mother, said I was crazy.
Bu işi yaparken Annem ve babam baktılar veWhile I was doing that work, my mom and my dad, they were looking at it and they said,
Ancak annem "Hayr, halen hoşuma gitmedi" dedi veBut she said, "No. Still, I don't like it.
Babam hayatı boyunca şehirde işçi olarak çalışmış. Annem ise ev hanımıydı.My father was a city worker all of his life, and my mother was a stay-at-home mom.
Babam, Cornwall'dan bir beyaz ve annem Zimbabveli bir siyah.My dad is white from Cornwall, and my mom is black from Zimbabwe.
Korkarım annemiz evde, yine ağlıyordur.I'm afraid our mother's at home, crying again.
Annem kabul ettiyse, git.As long as mother agrees, go.
Annem gitmemem gerektiğini söylüyor.Mother says I shouldn't go.
Merak etme, ben annemle konuşurum.Don't worry, I'll talk to mother.
Anneme iki satır bir şey yazıyorum.I'm dropping a line to my mother.
Madem döndün neden Annemden özür dilemiyorsun?Why not apologize to Mother now you're back?
Annemi niye ağlattın?Why did you make Mother cry?
O bizim biricik annemiz.She's the only mother we have.
Annemi daha fazla kötülemene izin veremem.I can't stand aside if you speak ill of my mother.
Neden Annemi bu kadar çok seviyorsun?Why do you like mother so much?
Bunlar annem ve babam, radyoyu satın alırken.This is my parents, holding the radio.
Bir annem ve kardeşim var.I have a mother and a sibling.
Ve annem!And my mother!
Kız kardeşim, annem... "Felice delidir" de anlaştılarMy sister, my mother ... they all agreed "Felice is crazy."
En kötüsü annemin ölümündeydi.The worst was when my mother died.
Annem Tayvanca falan biliyor muydu?Did Mom possibly speak Thai or anything like that?