Ana içeriğe geç
Sözlük

anlayacaklar ile cümle

anlayacaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi boşuna söylemediğimi anlayacaklar.И ще познаят, че Аз Господ Не съм казал напразно, Че щях да им сторя това зло.
Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi boşuna söylemediğimi anlayacaklar.וידעו כי אני יהוה לא אל חנם דברתי לעשות להם הרעה הזאת׃
Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi boşuna söylemediğimi anlayacaklar.ويعلمون اني انا الرب. لم اقل باطلا اني افعل بهم هذا الشر
Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi boşuna söylemediğimi anlayacaklar.他 們 必 知 道 我 是 耶 和 華 . 我 說 要 使 這 災 禍 臨 到 他 們 身 上 、 並 非 空 話
Benim RAB olduğumu, başlarına bu felaketi getireceğimi boşuna söylemediğimi anlayacaklar.他 們必 知道 我 是 耶和華 . 我 說要 使 這災禍臨 到 他 們 身上 、 並非空話
"Bir hayalim var. Elbette, bunu anlayacaklarından emin değilim.""Contudo, não tenho a certeza se eles estão prontos para ele."
"Bir hayalim var. Elbette, bunu anlayacaklarından emin değilim.""Є в мене тут одна мрія, але я не впевнений, чи вона їм сподобається".
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Basta dizer meia dúzia de nomes e as pessoas percebem logo.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Basta fare solo alcuni nomi e la gente capisce.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Elég csak pár nevet említeni, és megértik az emberek.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Il suffit de citer quelques noms et les gens comprennent :
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Je hoeft maar een paar namen te laten vallen en de mensen begrijpen het.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.몇 가지 이름만 주워섬겨도 사람은 이해할 겁니다.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Man kann einfach ein paar Namen nennen und die Leute werden verstehen.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Możecie rzucić kilka nazw i ludzie już będą wiedzieć o co chodzi.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Poţi rosti câteva nume şi oamenii vor înţelege.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Puedes decir sólo unos pocos nombres y la gente entenderá.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Stačí spomenúť pár názvov a ľudia pochopia.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Stačí uvést několik jmen a lidé pochopí.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Μπορείς απλά να πεις μερικά ονόματα και ο κόσμος θα καταλάβει.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Може да кажеш само няколко имена и хората ще разберат.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.Можно упомянуть всего несколько названий, и каждый поймёт.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.אפשר לציין רק כמה שמות ואנשים יבינו.
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.نستطيع أن نذكر بضعة أسماء فقط والناس ستفهم .
Birkaç isim sarf etmek yeterli, insanlar anlayacaklardır.具体例はすぐに上がります チェルノブイリやボパールやチャレンジャー
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Aku akan menghukum Moab, maka tahulah mereka bahwa Akulah TUHAN.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››A tak i nad Moábem soudy vykonám, i zvědí, že já jsem Hospodin.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››A tak nad Moabem sądy wykonam, iż poznają, żem Ja Pan.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››A vykonám súdy aj na Moábovi, a zvedia, že ja som Hospodin.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Così farò giustizia di Moab e sapranno che io sono il Signore»
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Îmi voi împlini judecăţile împotriva Moabului! Şi vor şti că Eu sînt Domnul.``
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››In izvršim sodbo nad Moabom; in spoznajo, da sem jaz GOSPOD.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››ja Mooabissa minä panen toimeen tuomiot. Ja he tulevat tietämään, että minä olen Herra.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Ja, över Moab skall jag hålla dom, och de skola förnimma att jag är HERREN.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Jeg holder Dom over Moab; og de skal kende, at jeg er HERREN.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Jeg vil holde dom over Moab, og de skal kjenne at jeg er Herren.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››J`exercerai mes jugements contre Moab. Et ils sauront que je suis l`Éternel.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››내가 모압에 벌을 내리리니 그들이 나를 여호와인줄 알리라
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Moáb fölött is ítéletet tartok: hogy megtudják, hogy én vagyok az Úr.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Ta cũng sẽ làm sự phán xét trên Mô-áp; và chúng nó sẽ biết ta là Ðức Giê-hô-va.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Ta cũng sẽ làm sự phán_xét trên Mô-áp ; và chúng_nó sẽ biết ta là Ðức_Giê - hô-va .
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Também executarei juízos contra Moabe; e saberão que eu sou o Senhor.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››También ejecutaré en Moab actos justicieros. Y sabrán que yo soy Jehovah.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Und will das Recht gehen lassen über Moab; und sie sollen erfahren, daß ich der HERR bin.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Zo zal Ik mijn oordeel op de Moabieten laten neerkomen en zij zullen weten dat Ik de HERE ben.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››Και θελω εκτελεσει κρισεις επι τον Μωαβ και θελουσι γνωρισει οτι εγω ειμαι ο Κυριος.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››И над Моавом произведу суд, и узнают, что Я Господь.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››И ще извърша съдби върху Моава; и ще познаят, че Аз съм Господ.
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››ובמואב אעשה שפטים וידעו כי אני יהוה׃
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››وبموآب اجري احكاما فيعلمون اني انا الرب
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››我 必 向 摩 押 施 行 審 判 . 他 們 就 知 道 我 是 耶 和 華
Böylece Moavı cezalandıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››我 必 向 摩押 施行 審判 . 他 們就 知道 我 是 耶和華
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››ha beteljesednek, [mert] ímé beteljesednek, megtudják, hogy próféta volt közöttök.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››In kadar pride to (glej, že prihaja!), tedaj spoznajo, da je bil prorok med njimi.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››그 말이 응하리니 응할 때에는 그들이 한 선지자가 자기 가운데 있었던 줄을 알리라
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Lecz gdy to przyjdzie, (jakoż oto przychodzi) dopiero się dowiedzą, że prorok był w pośrodku nich.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Ma quando ciò avverrà ed ecco avviene, sapranno che c'è un profeta in mezzo a loro»
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men når det kommer - og komme skal det - da skal de kjenne at en profet har vært iblandt dem.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men når det kommer - og se, det kommer - skal de kende, at en Profet har været iblandt dem.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men när det kommer -- ty se det kommer! -- då skola de förnimma att en profet har varit ibland dem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod