Ana içeriğe geç
Sözlük

anlayacak ile cümle

anlayacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››그 말이 응하리니 응할 때에는 그들이 한 선지자가 자기 가운데 있었던 줄을 알리라
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Lecz gdy to przyjdzie, (jakoż oto przychodzi) dopiero się dowiedzą, że prorok był w pośrodku nich.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Ma quando ciò avverrà ed ecco avviene, sapranno che c'è un profeta in mezzo a loro»
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men når det kommer - og komme skal det - da skal de kjenne at en profet har vært iblandt dem.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men når det kommer - og se, det kommer - skal de kende, at en Profet har været iblandt dem.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Men när det kommer -- ty se det kommer! -- då skola de förnimma att en profet har varit ibland dem.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Než když to přijde, (aj, přicházíť), tedy zvědí, že prorok byl u prostřed nich.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››No, keď to prijde, hľa, už aj ide, vtedy zvedia, že bol prorok medzi nimi.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Pero cuando esto venga--y he aquí que ya viene--, entonces sabrán que hubo un profeta entre ellos.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Quando suceder isso (e há de suceder), saberão que houve no meio deles um profeta.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Vì vậy, khi tai nạn nầy sẽ đến, và kìa, nó đến, chúng nó sẽ biết đã có một tiên tri ở giữa mình.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Vì_vậy , khi tai_nạn nầy sẽ đến , và kìa , nó đến , chúng_nó sẽ biết đã có một tiên_tri ở giữa mình .
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Wenn es aber kommt, was kommen soll, siehe, so werden sie erfahren, daß ein Prophet unter ihnen gewesen ist.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Πλην οταν ελθη τουτο, και ιδου, ερχεται, τοτε θελουσι γνωρισει οτι εσταθη προφητης εν μεσω αυτων.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››А когато настане това, (и ето, иде), тогава ще познаят, че е имало пророк между тях.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››Но когда сбудется, – вот, уже и сбывается, – тогда узнают, что среди них был пророк.
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››ובבאה הנה באה וידעו כי נביא היה בתוכם׃
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››واذا جاء هذا. لانه ياتي. فيعلمون ان نبيا كان في وسطهم
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››看 哪 、 所 說 的 快 要 應 驗 . 應 驗 了 、 他 們 就 知 道 在 他 們 中 間 有 了 先 知
‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››看哪 、 所 說 的 快要 應驗 . 應驗 了 、 他 們 就 知道 在 他 們中間 有 了 先知
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız. Adı "Kansas'taki sorun ne?" olan bir kitap var.Когда начинаешь думать о таких штатах, как Арканзас — знаете, есть книга "Что случилось с Канзасом?"
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız. Adı "Kansas'taki sorun ne?" olan bir kitap var.Коли починаєш думати про такі штати, як Арканзас, знаєте, є книга "Що сталося з Канзасом?"
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Also, wissen Sie, wenn wir über Teile des Landen wie Arkansas nachdenken...
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Așa că atunci când ne gândim la părți ale țării cum ar fi Arkansas...
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Donc, quand nous pensons à des parties du pays telles que l'Arkansas, vous voyez.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Ha az ország azon részeire gondolunk, mint Arkansas, nos tudják...
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Jadi saat kita berpikir tentang bagian dari negara ini seperti Arkansas, Anda tahu.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.알다시피, 우리가 아칸소 같은 지역에 대해 이야기할 때,
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Pensiamo a questa parte del paese, come l'Arkansas.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Pomyślmy o miejscach jak Arkansas.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Por lo tanto, cuando pensamos en zonas del país como Arkansas, ya saben.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.Vậy, như các bạn biết, khi chúng ta nghĩ về những vùng của đất nước như Arkansas
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.И така - когато мислим за части от страната като Арканзас.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.אז, כשאנחנו חושבים על החלקים האלה של הארץ כמו ארקנסו, אתם יודעים.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.إذا، عندما نفكر حول اجزاء من البلاد كأركنساس، أتعلم.
Bu yüzden, Arkansas gibi bölgeleri düşünürsek anlayacaksınız.「カンザスはどうなっているのか?」という本がありますが
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.En ik zou het antwoord niet eens begrijpen.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.E non avrei manco capito la risposta.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.És a választ nem is értettem.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Et je ne comprenais même pas la réponse.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim. İçler acısı bir durum.그리고 대답을 들어도 알 수가 없었습니다. 슬픈 현실이었죠.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim. İçler acısı bir durum.Odpowiedzi i tak bym nie zrozumiał.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim. İçler acısı bir durum.ואפילו לא הייתי מבין את התשובה, מצב עגום בהחלט.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim. İçler acısı bir durum.حتى إنني لا أفهم الاجابة. فعلاً حالة مأساوية.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim. İçler acısı bir durum.二年生で転校したとき、他の言語を選べることになりました
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Nem sequer percebia a resposta, (Risos)
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Şi nici măcar nu înţelegeam răspunsul.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Und die Antwort hätte ich nicht mal verstanden.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Và tôi còn chẳng biết đáp lại kiểu gì cơ.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.И дори не бих схванал отговора.
Cevabını anlayacak durumda bile değildim.Я бы даже не понял ответа.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Abbiamo un modello per cui i bambini possono parlare e capire l'inglese in soli tre mesi.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Avem un model după care copiii pot vorbi engleza şi înţelege engleza în trei luni de zile.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Chúng tôi có một mô hình giúp những đứa trẻ có thể nói tiếng Anh và hiểu tiếng Anh trong vòng 3 tháng.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Dzięki naszej metodzie dzieci uczą się rozumieć angielski i mówić w nim w ciągu trzech miesięcy.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Máme model, podle kterého se děti naučí mluvit anglicky, a rozumět jí za tři měsíce.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Nous avons un modèle qui permet aux enfants de parler et comprendre l'anglais en trois mois.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Temos um modelo para as crianças falarem inglês e compreenderem inglês num período de três meses.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Tenemos un modelo por el cual los niños pueden hablar inglés y entender inglés en un período de 3 meses.
Çocukların üç ay içinde İngilizce konuşabilecek ve anlayacak seviyeye geldiğini gösteren bir örneğimiz var.Van egy modellünk aminek a segítségével a gyerekek három hónap alatt tudják beszélni és megérteni az angolt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod