anlattı ile cümle
anlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben de özelliklerini anlattım.Men så har vi lagt till egenskaper.
Picasso, bu eserinde Nazilerin İspanyol İç Savaşı sırasında gerçekleştirdiği Guernica Bombardımanı'nı anlattı.Den hämtade i likhet med Guernica sitt motiv från fascisternas förödelse under spanska inbördeskriget.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Denna har sitt ursprung i vadet som beskrivs ovan.
Show Radyo'ya anlattı.Programmet visades av Utbildningsradion.
Otobiyografi ya da öz yaşam öyküsü, yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı edebiyat türüdür.Självbiografi eller memoarer är en biografi där författaren redogör för sitt eget liv.
Anlattıkları, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.І в ній не йшлося ані слова про колишні обіцянки.
"Siz okurlarım için, Araştırdım..İnceledim..Anlattırdım..Yazdım.Це ти навчив мене думати, відчувати, плакати».
Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.Ми також знаємо, що є речі, про які ми не знаємо, іншими словами, є певні речі, які нам невідомі.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Майкл Фейдер згадував: «Ми усі раптом одночасно зрозуміли, що з нас досить.
Ben de özelliklerini anlattım.Дається також стисла характеристика на них.
Onun hakkında bildikleri sadece Viserys’in anlattığı hikâyelerdir.Він згадує речі, про які могли знати лише вони з Моллі.
Olayı olduğu gibi anlattım.Наші враження від події.
Chamberlain ona yeni oyunu anlattı ve Roberts daha sonra bu oyunu İngiltere'ye ilk tanıtan oldu.Чемберлен розповів чемпіону про нову гру, після чого Робертс розповсюдив снукер у Англії.
Uygun olan epik şairin anlattıklarını dinlemekten çok eserin kendisini izlemekti.Вони читають вірші великого поета саме так, як почувають самі.
Sekiz aydan beri de kendi evimde yaşıyorum. ifadeleriyle anlattı.У вісім років він влаштовував для своєї родини виступ.
Bunu ayrıca Wheeler'ı bu konuda bilgilendirecek olan Leon Rosenfeld'e anlattı.Про це дізнається Кен Розенберг і негайно повідомляє Томмі.
2 Aralık 1999 tarihinde, söz ve müziklerinin birçoğu kendisine ait olan Anlattım isimli albümü yayınlandı.2002 року Карла пише слова і музику власного альбому Quelqu'un m'a dit.
Olayları yaşayarak anlattı.Він розповідає йому про свої переживання.
Tom'un annesi ona bir hikaye anlattı.Мати Тома розповіла йому історію.
Zaten herkese anlattım.Я вже всім розповів.
Yine Suetonius'un anlattığına göre saltanatının ilk üç ayında yüz altmış binden fazla hayvan kurban edildi.Suetonius píše, že během tří měsíců bylo obětováno více než 160 000 zvířat na oslavu počátku jeho principátu.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Tom Baker řekl: "Strašně těžko se mi poslouchá tato zpráva.
Anlattıkları, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.Některé jeho výroky byly neslučitelné s jeho dřívějšími prohlášeními.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Čas a prostor pohádkové idyly v Babičce.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Murphy vyprávějící, kde všude byl a co všechno viděl.
Sezar'ın anlattıkları, Romalıların Germanik kabile korkusunu ve verdikleri gözdağını betimler.Nicméně Caesarův popis vyjádřil rovněž římské obavy z Germánů a z nebezpečí, jež ztělesňovali.
Sonrasında Goethe bu gezintiyi Italian Journey'de anlattı.Goethe na tento incident vzpomíná ve svém díle o cestě do Itálie.
Gerçek mi?' adlı filmini anlattı".Pomoc!") získal film svůj název.
Sultan bunlara uzun uzun bu hâllerinin din ve devlete münâsib olmadığını anlattı.Naopak papež mu vytýkal, že se o církevní záležitosti a náboženství málo stará.
Bu yolculuğa katılan Jules Verne Yüzen Şehir adlı romanında bu gemiyi anlattı.Plán města postaveného na lodi formuloval už Jules Verne v románu Plovoucí ostrov.
Birçok cinayeti anlattı, onlarca faili meçhul cinayetin çözülmesinde yardımcı oldu.Připustil, že se zapletl do desítek vražd.
"Korkunç katliamın görgü tanığı anlattı".A murit un martor al adevărului”.
Aklınızdakileri bana anlattığınız için size minnetarım.Vă mulțumesc că îmi înțelegeți nebuniile.
23 Ekim'de Born bir dersinde Thomson atom modelini anlattı.Pe 23 octombrie Born și-a prezentat prelegerea de habilitare pe tema modelului Thomson al atomului.
Bütün anlattıkların doğru.Totul e adevărat.
Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı.Amintirile din Egipt le transpune în poezia „El Uksur da”.
Zeyd-ü Cüheni'den rivayet ettiler: "Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah'a anlattım.Pe drum, a auzit o voce, din neant care i-a spus: “Ei, Muhammad!
Bir şarkıcı olmak istiyordum ve bu şarkı da benim söyleyeceğim şarkı olmalıydı." şeklinde anlattı.Voiam să fiu cântăreț și am știut că acesta era genul de muzică pe care voiam să îl cânt.”
O, olayı kardeşine kardeşi de bütün aileye anlattı.Acest episod a fost menționat de familia și soția sa.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Mama și bunica rămân șocate de cele văzute și auzite.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Existența schitului de pe pârâul Căprița vine în susținerea celor descrise anterior.
Otobiyografi ya da öz yaşam öyküsü, yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı edebiyat türüdür.Autobiografie, când naratorul este chiar autorul, și vorbește despre viața sa.
Olayları yaşayarak anlattı.El declară cum s-au petrecut faptele.
Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikâyeleri dinliyordu.Copil fiind, asculta poveștile bunicii sale, în serile când torcea lână.
Birden baş saki Yusuf'u hatırladı ve zindanda başlarından geçenleri firavuna anlattı.Atunci paharnicul și-a amintit de Iosif și i-a vorbit faraonului despre el.
Anlattığına göre bu arada kadın da kaçıp gitmiştir.La întoarcerea sa, femeia dispăruse.
Ağabeyim filmi önceden görmüştü, yemekte bize öyle bir anlattı ki, ben de görmek için felaket sabırsızlandım.Și el, și mama mea m-au înțeles foarte bine atunci când, foarte de timpuriu, am optat pentru Arte.
O, plandaki değişikliği bana anlattı.El mi-a spus despre modificarea planului.
O bana kısaca ne olduğunu anlattı.El mi-a povestit pe scurt ce s-a întâmplat.
Anlattığına göre bu arada kadın da kaçıp gitmiştir.Mint kiderült, a nő elment.
Sovyetler Birliği ziyareti sırasında şahit olduklarını Journey to the Soviet Union adlı kitabında anlattı.Smith a Szovjetunióba tett kirándulásáról írta meg a Journey to the Soviet Union című könyvét.
Tarsus'a geri dönen zanlı olayı babasına ve bir arkadaşına anlattı ve yardım istedi.A gyilkosságot követően visszatért Tarsusba, ahol segítséget kért az apjától és egy barátjától.
Clemons, Rolling Stone'a Gaga ile saksafon kaydını nasıl yaptığını anlattı.Clemons a Rolling Stone magazinnak mesélt arról, hogyan vették fel a szaxofon szólót Gagával.
Sonrasında Goethe bu gezintiyi Italian Journey'de anlattı.Ideutazásának élményeit Goethe is leírta az Utazás Itáliában című művében.
Yüzlerce böyle ilginç şeyleri anlattı.Százezrek voltak szemtanúi ezeknek az igen kedvező eseményeknek.
Smith albümün baştan sona karşılıksız aşkı anlattığını belirtti.Debütáló albumát Smith elmondása szerint a viszonzatlan szerelem inspirálta.
15 yaşında hasta bir çocuğun 1915 yılındaki olayları anlattığı bir hatıra defteri şeklinde kaleme alınmıştır.Egy elrabolt fiú 15 évig tartó hazaútjának története.
Bütün anlattıkların doğru.Mindent amit mondunk igazság lesz.
Edebiyatım iyiydi." sözleriyle anlattı."A könyvem jó kezekben van" - tette hozzá.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.Jöhé s'mé rábá m'várách láálám ulálmé álmájá.
İlgili Sayfalar