anlattı ile cümle
anlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben de özelliklerini anlattım.Daarbij werden ook de specificaties vastgelegd.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.Er bestaat speculatie over de vraag of I Have a Dream wel gepland stond als single-uitgave.
Dan gerçeği anlattığında diğerleri şaşırdılar.Bedden, zei de andere man verbaasd.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Over hoe Pap en Mam elkaar leerden kennen bestaan meerdere verhalen.
Kurbanlarını hangi bahanelerle götürdüğünü, nasıl öldürdüğünü anlattı.Hij hield gedetailleerd bij wat hij zijn slachtoffers aandeed, hoe hij dat deed en wat de reacties waren.
Bütün anlattıkların doğru.Alles is even waar.
Onun hakkında bildikleri sadece Viserys’in anlattığı hikâyelerdir.Het enige dat we van hem weten is de informatie uit Seneca zelf.
Anlattıkları, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.Maar u hebt het recht niet om nog iets toe te voegen aan uw woorden van vroeger.
Orotoryolarının her birinde İncil’den bir öykü anlattı.Aan ieder verhaal is een spreuk uit de Bijbel gekoppeld.
Yıldız daha sonra Laura'nın bazı şeylerini anlattığı bir dost olur.Het kan zijn dat hij een samenvoeging is van verschillende mensen die Laura's familie kenden.
Herodot'un naklettileri ise Paroslu şair Archilochus'un anlattıklarının kopyasıdır.Paros is het vaderland van de dichter Archilochus.
Olayları yaşayarak anlattı.Zij vertellen over hun leven.
Anlattığı çılgın bir masal gibiydi.Het verhaal wordt verteld als een sprookje.
Jesse kendisi için çok acı olan bu olayı daha sonra ayrıntılı şekilde anlattı.Of dat Jesse zich vlak daarvoor vreselijk misdragen had.
Görgü tanıkları da polisin bazı geçiş noktalarını kapattığını anlattı.Zijn vriend stelt dat het tijd werd dat de politie ook eens iets deed.
O, olayı kardeşine kardeşi de bütün aileye anlattı.Ook legde ze het bij met haar zus en haar vader.
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.Niet hoe het is gebeurd, maar hoe hij het altijd vertelde.
Aklınızdakileri bana anlattığınız için size minnetarım.Iemand openhartig vertellen wat je over hem denkt.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Tom Poes constateert binnen dat het heer Bommel allemaal te veel is geworden.
Sekiz aydan beri de kendi evimde yaşıyorum. ifadeleriyle anlattı.Gedurende acht jaar woonde hij in zijn kantoor.
O bana ilginç bir hikaye anlattı.Ze vertelde me een interessant verhaal.
O, bana ilginç bir hikaye anlattı.Ze vertelde me een interessant verhaal.
Olanları Tom'a anlattım.Ik vertelde aan Tom wat er gebeurd was.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.Neemt u mij niet kwalijk, maar alles wat u heeft verteld, is niet van belang.
Sonrasında Goethe bu gezintiyi Italian Journey'de anlattı.W późniejszym czasie Goethe opisał tę podróż w swojej Italienische Reise.
Shane, bunun karşılığını vereceğini ancak şu anki hedefinin Survivor Series olduğunu anlattı.Selena stwierdza, że teraz jedyną liczącą się rzeczą jest przetrwanie.
Hemingway, bu zor doğumu Silahlara Veda romanında anlattı.Paulina miała trudny poród, co zostało później opisane w powieści Pożegnanie z bronią.
Bir şarkıcı olmak istiyordum ve bu şarkı da benim söyleyeceğim şarkı olmalıydı." şeklinde anlattı.Natychmiast wybaczylibyśmy komuś, gdyby śpiewał nam w taki sposób".
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.Utwór „I Dreamed I Saw St.
1867 yılında, fikirlerini ve metotlarını anlattığı akademik bir kitap yazdı.W 1867 zakpił sobie z akademików publikując książkę z własnymi poglądami i metodami pracy.
Tüm olayları ona anlattı.Opowiedział im o całym zajściu.
Ben de özelliklerini anlattım.Jako pierwszy opisał też jego właściwości.
Anlam, sözcüğün anlattığı düşünce.Sensem zdania jest myśl, którą ono wyraża.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Współwłaścicielka Anna Bistroń mówiła wtedy: „Jesteśmy wszyscy rozgoryczeni.
Björk, Matthew Barney'den ayrıldıktan sonra hissettiği duyguları bu albümde anlattığını belirtti.Björk powiedziała, że album ten wyraża jej uczucia przed i po jej rozstaniu z artystą Matthew Barneyem.
Anlattığına göre bu arada kadın da kaçıp gitmiştir.Zadaje mu pytanie, czy wtedy także próbowałby uciekać.
Yıldız daha sonra Laura'nın bazı şeylerini anlattığı bir dost olur.Jej dawni towarzysze wiedzą już gdzie jest Laura.
Şarkı, her iki sanatçının da diğerinin sesini duymaktan duygularını anlattığı şarkının gücüyle ilgileniyor.Tekst piosenki dotyczy tęsknoty, jaką oboje odczuwają.
Bütün anlattıkların doğru.Słowo Twoje jest prawdą.
Kardeşleri eve dönüp olanları Yakup'a anlattılar.Dotarli oni do Rygi, gdzie opowiedzieli o tym, co się stało z ich towarzyszami.
İlk soru şu: Bunları bu kadın mı anlattı?..Ich kenne diese Frau nicht. → Znam tę kobietę.
1929 yılında Büyük İskender'i anlattığı romanı Alexander.Pełnego przekładu powieści dokonał Aleksander Wat w 1928.
Kalav'ın anlattığına göre neler olup bittiğini anlayamamıştı.Korolow prawdopodobnie nie zdawał sobie sprawy z tego co się dzieje.
Süprematist teorilerini Nesnesiz Dünya isimli kitabında anlattı.Teorię tę opisał w książce Wszechświat z niczego.
Eserde bir bilim-adamının yerli köylüler ve doğa ile mücadelesini anlattı.Przebywając na wsi oddawał się z zamiłowaniem studiom natury oraz ludu wiejskiego.
Eserin sanat dışını anlattığı, sanatın işlevinin duygu anlatımı olduğu düşünülüyordu.Celem pracy jest wskazanie na znaczenie sztuki o przeszłości.
"Siz okurlarım için, Araştırdım..İnceledim..Anlattırdım..Yazdım.Przykłady użycia imiesłowu: Чита́я, я усну́ла. → Czytając, zasnęłam.
"Patriklik Anılarım" isimli kitabında dönem içerisinde yaşanan olayları kendi bakış açısıyla anlattı.W Liber visionum opisuje m.in. wizje, które miał w zwrotnych momentach swego życia.
Erişim tarihi: 21 Aralık 2010. ^ "Press TV Muhabiri Yaşadıklarını Anlattı".Dziennikarz "Wprost": Wczoraj obroniliśmy wolność mediów. .
1867 yılında, fikirlerini ve metotlarını anlattığı akademik bir kitap yazdı.1867 räckte han lång näsa åt akademierna genom att publicera en bok om sina egna idéer och arbetsmetoder.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Han tog sig hem och berättade vad han hade hört och sett.
Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikâyeleri dinliyordu.Farmodern har själv i sin tur hört historien från sin farmor.
Başlarına geleni Tuğrul’a anlattı."Jag fick just veta vad som hänt min singel.
Bu hâldeyken onun bakımıyla ilgilenen iki kadın, onun bu olayda felç olduğunu anlattılar.Två av hans kompisar kommer hem till honom då de har hört vad som hänt.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur.Sorgligt nog tror inte polisen på honom senare när han försöker berätta detta.
Belgesel, kendisinin Blond Ambition World Tour adlı turnesini anlattı.Wikimedia Commons har media som rör Blond Ambition World Tour.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.Detta skulle han senare använda sig av när han kidnappade sina offer.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.Han berättar om en dröm han har haft.
Öykülerinde çoğunlukla yoksul ya da orta halli insanları; gündelik hayattaki küçük mutsuzlukları anlattı.Vad stora och små människor sagt eller trotts säga vid sin död.
2008'de ve 2009'da Şampiyonlar ligi maçları anlattı.År 2008 och 2009 var det sex tävlingar i cupen.
İlgili Sayfalar