anlattı ile cümle

anlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Komplocular ilk önce Germanus'un büyük oğlu Justinus'e niyetlerini anlattılar.Заговорщики вначале сообщили о своём замысле Юстину, старшему сыну Германа.
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.В своём сочинении упоминает о том, с кем встретился.
Kitap Ölüm ve Cezzar Dede'nin anlattığı sekiz hikâyeden oluşmaktadır.Произведение состоит из 8 книг в которых описывается жизнь и правление персидского царя Кира.
Tüm olayları ona anlattı.Она рассказывает ему произошедшее.
Heyecan yaratan bir başka durum ise, farklı bölgelerdeki insanların anlattıklarının da birbirine benzemesiydi.Проблема была в том, что мы были отличными от людей нашего окружения.
720 kişinin yaşadığı Kayışdağı Darülaceze’ye yerleştirilen Engin, geçmişte kalan zor günlerini anlattı.Предполагалась, что это именно те 220 слов, которые должны знать дети определенного возраста.
Celine: Sana neden olduğunu anlattım.Мосли: Ты правильно ему сказал.
Kitapta Komünizm’ in bir Yahudi komplosu olduğunu anlattı .Однако, как утверждает в своей книге «Заговор!
Köylülerin anlattıklarına göre ataları Bulgaristan'da serin bir yerde yaşamaktaydı.По рассказам старожилов, крестьянам при барине жилось хорошо.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Майкл Фейдер вспоминал: «Мы все вдруг одновременно поняли, что с нас хватит.
Öğrenci kullanıcılara ait tanı ulamlarının anlattıkları."А они впитывают каждое слово, как восхищённые ученики».
Ben de özelliklerini anlattım.И понимал его характер.
Sonrasında Goethe bu gezintiyi Italian Journey'de anlattı.Как путеводитель этот трактат использовал Гёте во время путешествия по Италии.
Bunun ardından babası, Yuanjia'ya tüm bildiklerini anlattı.Анджали рассказывает ему всё, что знает.
Testino, çekimlerle ilgili şu anısını anlattı: "Saat gece 2'de 'Yeter, yoruldum.Заняв позиции, он послал сообщение: «В 2 часа я буду говорить с королём, или я умру».
Özellikle değinilmesi gereken bir bölüm de, Buda'nın Subhuti'ye Bodhisattva'yı anlattığı kısımdır.Другая часть извлекается из того, что Хибия рассказывает Хидэки.
Kardeşleri eve dönüp olanları Yakup'a anlattılar.Привели они домой лошадей, и Ямаш рассказал отцу, как было дело.
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.Я сказал, что вверяю ему экспедицию, а затем со всеми попрощался.
Çok defa söylediklerinin doğru olmadığını anlattım.Я постоянно думаю, как много не сделано.
Madonna bu albümle kariyerini etkileyen inancını da anlattı.وأوضحت مادونا بهذا الألبوم أيضاً اعتقادها الذي يؤثر على مهنتها.
Kendisinin Allah'ın peygamberi ve resulü olduğunu, diğer peygamberler ile aynı kandan geldiğini anlattı.هذا وعد الله ورسوله »، وكبر وكبر الناس معه فكانوا كلما وصلت طائفة كبروا ثم نزل على المدينة.
"Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.قال حكيم بن حزام: وقد رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يحضرها، وأشتريت منه فيها بزا من بز تهامة.
Romanlarındaki karakterleri toplumsal ve tarihi gelişmelerle iç içe anlattı.وكانت شخصياتها متشابكة مع التطورات الإجتماعية و التاريخية في رواياتها.
Kur’ân'a baktığımızda onun emrettikleri ve anlattıkları da hiç yoktan olan şeyler değildir.مضيفا "إننا نراقب أعمالهم وكلماتهم".
Anlam, sözcüğün anlattığı düşünce.ومعنى هذه الكلمة أنا قرأته.
Picasso, bu eserinde Nazilerin İspanyol İç Savaşı sırasında gerçekleştirdiği Guernica Bombardımanı'nı anlattı.وصف بابلو في لوحته قذف القنابل أثناء الحرب الاهلية الإسبانية .
Bütün anlattıkların doğru.كل شيءٌ كان يبدو حقيقياً!
Kardeş olduklarını anlattığında ise nasıl olduğunu anlayamasa da sanki hep bunu bildiğini söyler.دون أن تعلم أن امان خلفها يستمع إلى حديثهما كالمعتاد..
Zeyd-ü Cüheni'den rivayet ettiler: "Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah'a anlattım.وقد سرقوا هذه البدعة من أباضية الخوارج الذين قالوا: أن قول النبي "أنا نبي" فنفسه حجة لا يحتاج معها إلى برهان.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.في هذه الأثناء جاء من يخبرهما بموت أقهات.
Anlattığı çılgın bir masal gibiydi.مسلسل حكايات مجنونة.
Bu süreci 1991’de yayımladığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabında anlattı.وقد روت هذه القضية في كتاب القصة المسمى " الوداع يا أليوشا " حيث أصدرته في عام 1991.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.وطلب منه أن يساعدهم على تركه.
Çok defa söylediklerinin doğru olmadığını anlattım.إن حقيقة تكرارها لا يجعلها صحيحة.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.يقول البروفيسور جناس: لقد تنبأت أن الجزائر ستنحرف نحو المغامرة.
Yolda Üç Kişi, Tuna Kiremitçi'nin üç kişinin üç uzun yol macerasını anlattığı kitabıdır.أنواع فرط القراءة في ورقة واحدة , اقترح دارولد تريفيت ثلاثة أنواع من فرط القراءة.
Bu romanında bir Osmanlı aydının yaşam öyküsünü daha çok kadınlara yansıyan bölümüyle anlattı.وكانت تحكي في روايتها هذه عن قصة حياة المثقف العثماني وذلك من خلال القسم الذي يعكس لكثير من النساء.
Büyükannem ve büyükbabam bana Shoah (Yahudi soykırımı) ile ilgili hikayeler anlattılar.As histórias que meus avós me contaram sobre a Shoah.
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tácito relata que, durante o casamento, "ela perseguiu o marido com incessantes acusações".
1985 yılından bu yana Holokost inkarcılarına karşı aktivist olarak onun anlattıkları dikkate alınmamıştır.Seu registro de ativista contra negadores do Holocausto desde 1985 não foi levado em consideração.
Testino, çekimlerle ilgili şu anısını anlattı: "Saat gece 2'de 'Yeter, yoruldum.Ele lembrou: "Às duas da tarde, ela disse 'Tudo bem, estou cansada.
Hânü’l-ihvân: Bâtınîliğin esaslarını felsefî tevillerle anlattığı bir eserdir.The Prophet Said, (Quando o profeta diz) narra uma perspectiva sobre os escravos da fé.
Tüm olayları ona anlattı.Ele lhe relata tudo sobre o ocorrido.
Komplocular ilk önce Germanus'un büyük oğlu Justinus'e niyetlerini anlattılar.Os conspiradores primeiro contaram suas intenções para Justino, filho mais velho de Germano.
Anlattığına göre bu arada kadın da kaçıp gitmiştir.Enquanto ele contava, ela escapou.
23 Ekim'de Born bir dersinde Thomson atom modelini anlattı.Em 23 de outubro, apresentou sua palestra de habilitação sobre o modelo atômico de Thomson.
Zosimus'un Eudoksia ile ilgili yazdıkları genellikle düşmancadır ve anlattıklarının hassasiyeti şüphelidir.Porém,o relato de Zósimo sobre a vida de Eudóxia lhe é geralmente hostil e sua exatidão é duvidosa.
Tümen'inden sağ kalan bir asker yaşadıklarını şöyle anlattı.Mas o Conselho não sabia que havia sobrado um único sobrevivente.
Hemingway, bu zor doğumu Silahlara Veda romanında anlattı.A sangrenta batalha foi descrita por Ernest Hemingway em seu romance A Farewell to Arms (Adeus às Armas).
Bütün anlattıkların doğru.Tudo é verdade.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.Lembrando-lhes de sua relação, ele então disse que precisava de algo de seus siques.
Bazı öykülerde yazar, gerçek hayatta gittiği yerleri ve karşılaştığı gerçek insanları anlattı.Em seus romances, o escritor retrata pessoas que encontrou e lugares onde viveu.
Görgü tanıkları da polisin bazı geçiş noktalarını kapattığını anlattı.Um porta-voz da polícia local disse que ela passou por interrogatório.
Fakat genellikle anlattıkları eserlerin nerede bulunduklarını göstermezler.Isso não funciona como os comentários que você provavelmente está acostumado.
Neyse ki Weidling Hitler'i ikna ederek Berlin'in savunma planlarını kendisine anlattı.Weidling foi nomeado por Hitler para defender a cidade de Berlim.
Kalav'ın anlattığına göre neler olup bittiğini anlayamamıştı.Hedvig conversa e não entende o que pode ter acontecido.
Tom bana kendi hayat hikâyesini anlattı.Tom me contou sua história de vida.
Zeyd-ü Cüheni'den rivayet ettiler: "Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah'a anlattım.Hij zei: 'Ik zag dat de Profeet (vrede en zegeningen van Allah zij met hem) hier graag bad.
Sonrasında Goethe bu gezintiyi Italian Journey'de anlattı.Goethe beschrijft de gebeurtenis in zijn Italienische Reise.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur.De politie, die hem later ondervraagt, gelooft er niks van.
İlgili Sayfalar