Bana özgürlüğü mü anlatmak istedin?You wanted to tell me about freedom?
Yabancı bir dilde derdini anlatmak zor değil mi?Isn't it difficult to make yourself understood in a foreign language?
Bütün hikayeyi anlatmak uzun zaman alırdı.It would take a long time to tell the whole story.
Kaza hakkında sana anlatmakta özgür değilim.I'm not at liberty to tell you about the incident.
Ben ona sırrı anlatmak için sancı çekiyordum.I was aching to tell her the secret.
Daha sonra ne olacağını anlatmak yok.There is no telling what will happen next.
Gerçeği anlatmak gerekirse o benim sevgilim.To tell the truth, she is my girlfriend.
Kısaca anlatmak gerekirse, onun müzik yeteneği yok.To put it briefly, he lacks musical ability.
Ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.Giving advice to him is like talking to a brick wall.
O, eşine gerçeği anlatmakta tereddüt etmedi.He didn't hesitate to tell his wife the truth.
Andrew yaptığı ilk şey, kardeşi Simon bulmak ve onu anlatmaktı.The first thing Andrew did was to find his brother Simon and tell him.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.She dreaded having to tell him what had happened.
Hikâyeyi anlatmak için sadece birkaçı kaçtı.Only a few escaped to tell the story.
Eski insanlar kahramanlık hikayelerini anlatmaktan hoşlanmışlar.Ancient people liked to tell stories of bravery.
Tom Mary'ye olan hislerini anlatmak için doğru sözleri bulamıyor.Tom can't find the right words to describe his feelings for Mary.
Tom Mary'ye hayat hikayesini anlatmak istemedi.Tom didn't want to tell Mary his life story.
Tom'un sağlık problemlerini sana anlatmak etik olmazdı.It would be unethical for me to tell you about Tom's medical problems.
Sana anlatmak istedim.I wanted to tell you.
Sana hikayeyi anlatmak istiyorum.I want to tell you the story.
Dersin içeriğini yeniden anlatmak için kendi sözlerini kullan.Use your own words to retell the content of the lesson.
"Bana anlatmak istediğin şey bu mu?" "Evet, hepsi bu.""Is that what you wanted to tell me?" "Yes, that's exactly it."
Bir sonraki hikayeyi anlatmak ister misin?Would you like to tell the next story?
Ben sadece terk edemem. Ben patrona benim terk ettiğimi anlatmak zorundayım.I can't just leave. I have to tell the boss I'm leaving.
Tom'a anlatmak istiyor musun?Do you want to tell Tom?
Sana anlatmak istemiyorum.I don't want to tell you.
Sana anlatmak istemem.I don't want to tell you.
Size anlatmak istemem.I don't want to tell you.
Size anlatmak istemiyorum.I don't want to tell you.
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum.I want to tell you a story.
Tom her şeyi Mary'ye anlatmak istemiyor.Tom doesn't want to tell Mary everything.
Ben senin partinin ne kadar tadını çıkardığımı sana anlatmak istedim.I wanted to tell you how much I enjoyed your party.
Tom'a anlatmaktan mutlu olurum.I'd be happy to tell Tom.
Eminim Tom bize, ne olduğunu anlatmaktan mutlu olacak.I'm sure Tom will be happy to tell us what happened.
Birisine anlatmak zorundaydım.I had to tell somebody.
Bana anlatmak için bir nedenin olmalı.You must have a reason for telling me.
Ne olduğunu okuyucularına anlatmak zorundaydı.He had to tell his readers what happened.
Hayallerimi sana anlatmak istemiyorum.I don't want to tell you my dreams.
Sana anlatmak için plan yapmadım.I hadn't planned to tell you.
Bunu ona anlatmak istemiyorum.I don't want to say that to him.
Meramımı anlatmak için yeterince iyi Fransızca konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.I don't know if I can speak French well enough to make myself understood.
Tom, Mary'ye her şeyi anlatmaktan daha fazla bir şey istemiyor.Tom would like nothing more than to tell Mary everything.
Meramını anlatmak için sadece otuz saniyen var.You've only got thirty seconds to explain yourself.
Birisi sonunda Tom'a anlatmak zorunda kalacak.Someone will have to tell Tom eventually.
İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.It's not always easy to tell the difference between good and bad.
Bence bize gerçeği anlatmakla daha iyi yaptın.I think you'd better tell us the truth.
Ben sadece sana benim Boston'a hareket ettiğimi anlatmak için geldim.I just came by to tell you that I'm moving to Boston.
Tom derdini Fransızca anlatmakta zorluk çekiyordu.Tom had a hard time making himself understood in French.
Tom'a anlatmak zorunda mıyız?Do we have to tell Tom?
Bana her şeyi anlatmak zorundasın.You have to tell me everything.
Sana anlatmak istiyorum, ama yapamam.I'd like to tell you, but I can't.
Tom fıkra anlatmakta çok iyi değildir.Tom isn't very good at telling jokes.
Sana her şeyi anlatmak için zaman yok.There's no time to tell you everything.
Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?Do you want to tell the story, or should I?
Bilirsin, o aynı hikayeyi şimdi tekrar anlatmak istemiyorum.You know, I don't want to tell that same story again right now.
Mary, anne babasına anlatmaktan korkuyordu.Mary was afraid to tell her parents.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.I asked her what happened, but she wouldn't tell me.
Tom'a ne olduğunu sordum, ama bana anlatmak istemedi.I asked Tom what had happened, but he wouldn't tell me.
Tom'a her şeyi anlatmak zorundasın.You have to tell Tom everything.
Yeni bir yaşamım hakkındaki her şeyi size anlatmak istiyorum.I want to tell you all about my new life.
Bana ders anlatmak zorunda değilsin.You don't have to lecture me.