Ben bütün bunları yaşadım. Şimdi benim bütün bunları 'beyaz'lara anlatmam gerekiyor ki onlar da anlasınlar.He experimentado todo esto, ahora tengo que decir todo esto a "los blancos" para que ellos entiendan
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Als ich aufwuchs, liebte mein Vater es, mir die Geschichte zu erzählen von seinem ersten Tag in Kanada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Când eram mic, tatălui meu îi plăcea să povestească despre prima lui zi în Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Cuando yo era niño a mi padre le encantaba contar la historia de su primer día en Canadá.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Když jsem vyrůstal, táta mi zbožňoval vyprávět příběh z jeho prvního dne v Kanadě.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Keď som vyrastal, môj ocko rád rozprával príbeh o svojom prvom dni v Kanade.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Khi tôi đang lớn lên, ba tôi từng kể về ngày đầu tiên của ông ở Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Kiedy dorastałem, tata często opowiadał mi historię o pierwszym dniu w Kanadzie.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.제가 성장할 때, 아버지께서는 캐나다에서의 첫 날에 대해서 말씀하시는 것을 좋아하셨습니다.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Mikor kicsi voltam, édesapám imádta az első Kanadában töltött napjának történetét mesélni nekem.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quand je grandissais, mon père adorait raconter l'histoire de son premier jour au Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quando ero piccolo, mio padre adorava raccontare la storia del suo primo giorno in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Toen ik opgroeide, vertelde mijn vader graag het verhaal van zijn eerste dag in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı. Ve çok güzel bir hikaye, şöyle kiÉ uma história excelente.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Όταν ήμουν μικρός, ο πατέρας μου διηγούνταν συνέχεια την πρώτη του ημέρα στον Καναδά.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когато растях, баща ми обичаше да ми разказва историята за своя първи ден в Канада.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когда я рос, мой отец любил рассказывать историю о его первом дне в Канаде.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.כאשר גדלתי, אבי אהב לספר את הסיפור על היום הראשון שלו בקנדה.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.عندما كنت أكبر في هذه الحياة .. كان والدي يحب ان يخبرني قصة يومه الاول في كندا ..
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.話をするのが好きでした 面白い話で 何が起こったかと言うと
Bence bu animasyon olayı anlatmak için çok güzel.Ale toto je pro mě vážně ohromující animace.
Bence bu animasyon olayı anlatmak için çok güzel.Ini merupakan animasi yang mengagumkan untuk saya pribadi.
Bence bu animasyon olayı anlatmak için çok güzel.Według mnie, to jest absolutnie rewelacyjna animacja.
Bence bu animasyon olayı anlatmak için çok güzel.Це відео просто надзвичайне.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Beh, penso che siamo "cablati" così, che il nostro DNA ci porti a raccontare storie.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Bem, eu acredito que estamos ligados, o nosso ADN diz-nos para contarmos histórias.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Bueno, creo que estamos conectados, nuestro ADN nos dice que contemos historias.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Jag tror vi är vi är gjorda så, att vårt DNA ber oss berätta historier.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Je crois que c'est dans nos gènes, notre ADN nous dit de raconter des histoires.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Nun, ich denke, wir ticken so, unsere DNA sagt uns, dass wir Geschichten erzählen sollen.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Думаю, мы для этого рождены, наша ДНК толкает нас рассказывать истории.
Bence bu konuda hevesli yaratıklarız, DNA'mız bize hikaye anlatmamızı söyler.Думаю, у нас це вроджене, наше ДНК вимагає від нас історій.
Bence Malevich, bu tabloyu yaparken, tablonun kendi kendini anlatmasını istedi.Creo que quería sobresalir por sí mismo. Estaba en la Revolución Rusa.
Bence Malevich, bu tabloyu yaparken, tablonun kendi kendini anlatmasını istedi.Je totiž zajímavé, že mám dojem, že chtěl, aby malba obstála sama o sobě. Probíhala Ruská revoluce.
Bence Malevich, bu tabloyu yaparken, tablonun kendi kendini anlatmasını istedi.Toczyła się rewolucja rosyjska. On chciał się odseparować od kultury burżuazyjnej XIXw.
Bence Malevich, bu tabloyu yaparken, tablonun kendi kendini anlatmasını istedi.Странно, но мисля, че той е искал изкуството да стои само за себе си.Това било Руската Революция.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.C'était une question de principe, pour autant que je puisse en juger.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Estaba demostrando un punto, podría decir.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Jenom se snažil ukázat, o co tady jde, aspoň jak já to chápu.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Så vidt jeg kan se ville han sige noget med det.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Stava compiendo un'affermazione di principio, per quel che posso dirne.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Έκανε μία δήλωση, θα μπορούσα να πω.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Он делал точку, насколько я мог сказать.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Той посочваше проблем, е единственото, което аз бих могъл да кажа.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.بحسب ما أستطيع أن أقوله، كان يُوصِل رسالة
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.この逮捕はスワーツに痛手となった。
Bence Popcorn web üzerinde hikayeler anlatma yolumuzu ve yaşadığımız dünyayı anlama yolunu değiştirecek.저는 팝콘이 인터넷에서 우리가 이야기를 하는 방식 그리고 우리가 사는 세상을 이해하는 방식을 바꿀 수 있다고 생각합니다
Bence Popcorn web üzerinde hikayeler anlatma yolumuzu ve yaşadığımız dünyayı anlama yolunu değiştirecek.Popcorn ar putea schimba felul cum istorisim pe net și felul în care înţelegem lumea în care trăim.
Bence Popcorn web üzerinde hikayeler anlatma yolumuzu ve yaşadığımız dünyayı anlama yolunu değiştirecek.Popcorn może zmienić sposób opowiadania historii i sposób zrozumienia otaczającego nas świata.
Bence Popcorn web üzerinde hikayeler anlatma yolumuzu ve yaşadığımız dünyayı anlama yolunu değiştirecek.אני חושב שפופקורן יכול לשנות את הדרך בה אנו מספרים סיפורים ברשת, ואת הדרך בה אנו מבינים את העולם.
Bence Popcorn web üzerinde hikayeler anlatma yolumuzu ve yaşadığımız dünyayı anlama yolunu değiştirecek.自分の住む世界を理解する 方法を 変えられると思います ありがとうございました (拍手)
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Eu pensei em gastar uns momentos para vos dizer o que é um genoma.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Ich erzähl Ihnen mal kurz, was ein Genom ist.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Ik zou u graag willen vertellen wat een genoom is.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Je pensais passer un moment à vous expliquer ce qu'est un génome.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.먼저 게놈이 무엇인지에 대해 이야기하죠.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.M-am gândit să vă spun pe scurt ce este un genom.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Pensavo di dirvi in breve cos'e' un genoma.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Pensé en tomarme un momento y decirles lo que es el genoma.
Ben de kısaca size genomu anlatmayı düşündüm.Tak więc szybko wyjaśnię Wam, czym jest genom.