Sana her şeyi anlatmak için zaman yok.There's no time to tell you everything.
Bana anlatmadığın bir şey var.There's something you're not telling me.
Sana şimdi anlatmam sürprizi bozardı.Telling you now would ruin the surprise.
Korkutucu hikayeler anlatmada iyi değilsin.You're not good at telling scary stories.
Tom'un ne yaptığını bana anlatmalıydın.You should've told me about what Tom did.
Ben bile sana henüz en iyi bölümü anlatmadım.I haven't even told you the best part yet.
Şimdi bana onun hakkındaki her şeyi anlatmanın sakıncası var mı?Would you mind telling me all about it now?
Tom bana Mary'ye nerede yaşadığımı anlatmamamı söyledi.Tom told me not to tell Mary where I lived.
Tom hikayelerinden birini bize anlatmaya söz verdi.Tom promised to tell us one of his stories.
Sanırım Tom bize bir şey anlatmaya çalışıyor.I think Tom is trying to tell us something.
Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?Do you want to tell the story, or should I?
Tom aynı fıkraları tekrar tekrar anlatmaya devam ediyor.Tom keeps telling the same jokes over and over again.
Ne olduğunu sen sakinleşene kadar sana anlatmayacağım.I'm not going to tell you what happened until you calm down.
Bana hikayenin geriye kalan kısmını başka bir zaman anlatman gerekecek.You'll have to tell me the rest of the story some other time.
Bilirsin, o aynı hikayeyi şimdi tekrar anlatmak istemiyorum.You know, I don't want to tell that same story again right now.
Mary, anne babasına anlatmaktan korkuyordu.Mary was afraid to tell her parents.
Onlar taşındıklarını bize anlatmaları gerekirdi.They should have told us they were moving out.
Önümüzdeki pazartesiye kadar kimseye anlatmayalım.Let's not tell anybody until next Monday.
Ben fıkra anlatmayı çok seviyorum.I really like telling jokes.
Ebeveynleri ona iyi bir eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştılar.His parents tried to make him understand how important a good education is.
Tom, Mary'ye anlatmayacağıma yemin ettirdi.Tom made me swear not to tell Mary.
Ne olduğu hakkında hiç kimseye anlatmamam lazım.I'm not supposed to tell anybody about what happened.
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.I asked her what happened, but she wouldn't tell me.
Tom'a ne olduğunu sordum, ama bana anlatmak istemedi.I asked Tom what had happened, but he wouldn't tell me.
Tom'a her şeyi anlatmak zorundasın.You have to tell Tom everything.
Ne yapılacağını Tom'a anlatman gerekmez.You don't need to tell Tom what to do.
Her şeyi Tom'a anlatman gerekmiyor.You don't need to tell Tom everything.
Onun nasıl yapılması gerektiğini Tom'a anlatmana gerek yok. O zaten biliyor.You don't need to tell Tom how to do it. He already knows.
Yeni bir yaşamım hakkındaki her şeyi size anlatmak istiyorum.I want to tell you all about my new life.
Bana ders anlatmak zorunda değilsin.You don't have to lecture me.
Belki biri bize bir şey anlatmaya çalışıyor.Maybe somebody's trying to tell us something.
Bana her şeyi anlatmak zorunda olduğunu söylemiyorum.I'm not saying that you have to tell me about everything.
Sadece bana daha fazla fıkra anlatma.Just don't tell me any more jokes.
Bence bunu Tom'a anlatmazsan iyi edersin.I think you'd better not tell Tom that.
Tom'a bilmek istediği her şeyi anlatmaya hazırdım.I was ready to tell Tom anything he wanted to know.
Tom, Mary'ye anlatmak için asla sıkıntı çekmedi.Tom never bothered to tell Mary.
Onlar sana hikayelerini anlatmak istiyorlar.They want to tell you their story.
Bunu neden polise anlatmadın?Why didn't you tell this to the police?
Tom'a ne anlatmamı bekliyorsunuz?What do you expect me to tell Tom?
Ben zaten size her şeyi anlatmadım mı?Haven't I told you everything already?
O, sabahleyin bana hiçbir şey anlatmadı.She didn't tell me anything in the morning.
Eminim ki, Tom'a anlatmak bir hata olurdu.I'm sure it would be a mistake to tell Tom.
"Lütfen ona anlatma." "Hiçbir şey söylemeyeceğim.""Please don't tell her." "I won't say anything."
Sana onun hakkında anlatmak istiyorum.I want to tell you about her.
Dan, o ve Linda'nın nasıl tanışmış olduklarını anlatmak istemedi.Dan didn't want to tell how he and Linda had met.
Tom, ne olduğunu bize anlatmayı reddetti.Tom refused to tell us what had happened.
Tom, Meryem'den ne yapılacağını anlatmasını arzu etti.Tom wished that Mary would tell him what to do.
Günlüğümde yazdıklarımı ona anlatmadın.You didn't tell him what I wrote in my diary.
Fıkra anlatmada iyi değilim.I'm not good at telling jokes.
Bana neden Mary'yi anlatmadın?Why did you not tell me about Mary?
Bana anlatmalıydın.You should have told me.
Bunu ona anlatmayacağım.I'm not going to tell that to her.
Biz cenazelerde fıkra anlatmayız ve gülmeyiz!At funerals we don't tell jokes, and we don't laugh!
İnsanlar genelde cenazelerde fıkra anlatmaz.People don't usually tell jokes at funerals.
Kendimi anlatmama izin ver.Let me explain myself.
O, kimseye anlatmamamı istedi, bu nedenle anlatmadım.She asked me not to tell anyone, so I didn't.
Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.You can't reason with someone who is unreasonable.
Derdimi Fransızca anlatmada sorun yaşadım.I had difficulty in making myself understood in French.
Umarım Tom bizim ne yaptığımızı kimseye anlatmamıştır.I hope Tom didn't tell anybody about what we did.
Tom, Mary'ye ne olduğunu anlatmaya çalıştı.Tom tried to explain what was happening to Mary.