Ancak ayın sonunda yazdığım 30 şiire baktığımda aslında hepsinin aynı şeyi anlatmaya çalıştığını gördüm.La sfârşitul lunii m-am uitat la aceste 30 de poezii pe care le scrisesem.
Ancak ayın sonunda yazdığım 30 şiire baktığımda aslında hepsinin aynı şeyi anlatmaya çalıştığını gördüm.אבל בסוף החודש הסתכלתי אחורה על 30 השירים שכתבתי, וגיליתי שכולם ניסו לספר את אותו הסיפור,
Ancak ayın sonunda yazdığım 30 şiire baktığımda aslında hepsinin aynı şeyi anlatmaya çalıştığını gördüm.それが語ろうとしているのがみんな 同じストーリーだということに気付きました そのストーリーが語られるのを望む形を 見つけようと 30回やり直していただけです
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.A vzpoměnli jsi na muže, jednoho úžasného Němce, pokaždé, když se objevila nová metoda, jak vyprávět příběhy.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.En ze herinnerden zich één man, één verbluffende Duitser, telkens er een nieuw vertelmiddel kwam opduiken.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.또한 사람들은 한 남자, 한 대단한 독일인을 새로운 이야기 도구가 튀어나올때마다
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Och de kom ihåg en man, en otrolig Tysk, varje gång en ny berättarapparat poppade upp.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Og de huskede en mand, én fantastisk tysker, hver gang et nyt fortællemiddel dukkede op igen.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Și și-au amintit de un om, un german extraordinar, de fiecare dată când apărea un nou instrument de povestit.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Todas elas recordam um homem, um alemão espantoso cada vez que um novo aparelho de contar histórias aparecia.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Và họ nhớ về một người, một người Đức tuyệt vời, mỗi khi một thiết bị kể chuyện mới được ra lò.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Y ellos recordaron a un hombre, un alemán increíble, cada vez que un dispositivo narrativo surgió.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.Και θυμούνται έναν άνθρωπο, έναν εκπληκτικό Γερμανό, κάθε φορά που μία νέα συσκευή αφήγησης ξεπηδούσε.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.И они вспоминали человека, удивительного немца, каждый раз, когда появлялся новый способ рассказа.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.І вони згадують чоловіка, одного незрівня́нного німця, кожного разу, коли з'являється нова техніка оповіді.
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.והם זכרו אדם, גרמני אחד מדהים, כל פעם שמכשיר סיפור סיפורים חדש
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.وتذكروا رجلا، ألمانيا مدهشا، في كل مرة يظهر جهاز جديد
Ancak bir kişi, harikulade bir Alman, her yeni hikaye anlatma aracı ortaya çıktığında daima hatırlandı.素晴らしいドイツ人のことを 新しい語りのツールが現れるたびに 思い出したのでした
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Ale musimy kontynuować tą podróż, i musimy powiedzieć ludziom, musimy udowodnić, że to się uda."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."De folytatnunk kell az utunkat, és el kell mondani az embereknek, és be kell bizonyítanunk hogy működhet!"
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."그래도 우린 반드시 이 여정을 계속해야해, 그리고 사람들에게 전해야해, 그리고 이 날의 진가를 입증해보이겠어." 라고 생각했죠.
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Maar wij moeten deze reis voortzetten, en we moeten het de mensen vertellen, en bewijzen dat het kan werken."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Ma dobbiamo continuare questo percorso, e dobbiamo dirlo alla gente, e dobbiamo provare che funziona."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Mas temos de continuar esta jornada, e temos de dizer às pessoas, e temos de provar que ele pode funcionar."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Musíme to šířit mezi lidmi a musíme dokázat, že to může fungovat."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Pero tenemos que continuar este viaje y tenemos que contarle a la gente y demostrar que puede funcionar".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Toda nadaljevati moramo to potovanje in povedati ljudem in dokazati, da lahko deluje."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Значит, мы должны продолжать работу, должны рассказывать людям, должны доказать, что всё получится".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Нам слід продовжувати свій шлях, розповісти людям про цей день, і довести, що він існує не даремно".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Но трябва да продължим този път и да кажем на хората за него, и трябва да им докажем, че това работи".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."אבל אנחנו חייבים להמשיך במסע, ואנחנו חייבים להגיד לאנשים, ואנחנו חייבים להוכיח שהוא יכול לעבוד."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."ولكن علينا المضي قدما بهذه الرحلة وعلينا ابلاغ الناس وعلينا الاثبات لهم بانه يمكن تحقيقه
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."平和の日のことを人々に語りかけ うまく行くことを証明しなくてはならない」 私は疲れきってニューヨークを離れましたが
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.André, es lohnt sich nicht, den Leuten zu sagen, dass du lebst, das bringt doch nichts.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.André, nem éri meg tudatni velük, hogy élsz, nincs értelme.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.André, nu merita sa le spui oamenilor ca esti viu, nu are rost.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.Andre, δεν αξίζει τον κόπο να λέμε στους ανθρώπους ότι είστε ζωντανοί, δεν ωφελεί.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.ll ne vaut pas la peine de dire aux gens que tu es vivant.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.Андре, не стоит говорить людям, что ты жив, это бесполезно.
Anlatamayacağın şeyler anlatmak istersen benden başka kimseye gitme.Αν θέλεις να πεις κάτι, αλλά δεν μπορείς. Μην πας πουθενά αλλού, αλλά έλα σε μένα πρώτα.
Anlatamayacağın şeyler anlatmak istersen benden başka kimseye gitme.اذا اردت قول شيء لكنك لا تستطيعين, لا تذهبي لرؤيت الاخرين , لكن تعالي عندي اولا
Anlatmak istediğim Bence Eagle'a kendimizi kamufle ederek gitmeliyiz. Ve cinayet hakkında ipucu toplamalıyız.La mia idea e' che dovremmo andare all'Eagle sotto copertura cercando qualche indizio sull'omicida.
Anlatmak istediğim Bence Eagle'a kendimizi kamufle ederek gitmeliyiz. Ve cinayet hakkında ipucu toplamalıyız.Tatsache ist. wir sollte undercover gehen bei der Eagle und vielleicht bekommen wir noch anweisungen.
Anlatmak istediğim Bence Eagle'a kendimizi kamufle ederek gitmeliyiz. Ve cinayet hakkında ipucu toplamalıyız.Я веду к тому, что надо проникнуть в 'Орёл' под прикрытием и самим найти убийцу.
Anlatmak istediğim Bence Eagle'a kendimizi kamufle ederek gitmeliyiz.Αυτό που θέλω να πω είναι πρέπει να πάμε χωρίς να μας καταλάβουν στο Eagle μπαρ.
Anlatmak istediğim bu kadar.Asta a fost tot.
Anlatmak istediğim bu kadar.C'est tout ce que j'ai.
Anlatmak istediğim bu kadar.Das war alles.
Anlatmak istediğim bu kadar.Dat is alles wat ik heb.
Anlatmak istediğim bu kadar.Det var allt jag hade att säga.
Anlatmak istediğim bu kadar.Ennyit szerettem volna elmondani.
Anlatmak istediğim bu kadar.É o que tenho a dizer.
Anlatmak istediğim bu kadar.Eso es todo.
Anlatmak istediğim bu kadar.Questo è quanto.
Anlatmak istediğim bu kadar.Sekian dari saya.
Anlatmak istediğim bu kadar. Teşekkürler.Det er hvad jeg har.
Anlatmak istediğim bu kadar. Teşekkürler.Đó là tất cả những gì tôi muốn nói.
Anlatmak istediğim bu kadar. Teşekkürler.제가 드릴 말은 그게 전부입니다. 감사합니다.
Anlatmak istediğim bu kadar. Teşekkürler.Siinä koko esitykseni.
Anlatmak istediğim bu kadar. Teşekkürler.To je vse kar imam.