Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Men gamla människor, många låtsas som de var döda, otymplig, långsam, tung och blek som bly .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Men gamle mennesker, mange foregive, som de var døde, uhåndterlige, langsom, tung og bleg som bly .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Mutta vanhukset, monet valehtelevat koska he olivat kuolleet, kömpelö, hidas, raskas ja kalpea kuin lyijy .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--O神は、彼女が来る! [ナースとピーターの入力]を。
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Tapi orang tua, banyak berpura-pura karena mereka mati, memimpin berat, lambat, berat dan pucat seperti .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Αλλά παλιά λαοί, πολλοί προσποιούνται όπως ήταν νεκρός? Δυσκίνητο, αργό, βαρύ και χλωμό ως επικεφαλής .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Но старики, многие делают вид, как они были мертвы; громоздкие, медленные, тяжелые и бледный, как привести .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Но старите хора, много се преструват, тъй като те са мъртви, тромав, бавен, тежък и бледа като олово .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--אבל הזקנים, רבים להעמיד פנים כמו שהם מתים; להוביל מסורבלת איטי, כבד, חיוור כמו .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--ولكن الناس من العمر ، كما اختلق العديد من القتلى كانوا ؛ يؤدي عملي ، بطيئة ، ثقيلة وشاحبا و.--
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Bukan senyum -- senyum tidak benar-benar menceritakan siapa Anda dan apa yang Anda rasakan.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Geen glimlach -- dat zegt niet veel over wie je bent en wat je voelt.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Không phải là một nụ cười, vì điều đó không nói gì về con người và cảm xúc của mình.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.웃는 것 말구요. 웃게 되면 당신이 누구고 어떤 것을 느끼고 있는지 전해지지 않습니다.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Não um sorriso -- que realmente não diz acerca de quem tu és ou o que sentes.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Ne mosolyogjanak -- az nem mond el semmit arról, hogy kik ők és mit éreznek.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Ne úsměv -- ten toho tolik neřekne, o tom kdo jste a co cítíte.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Nicht ein Lächeln - das sagt wirklich nichts darüber aus, wer du bist und was du fühlst.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Nie úsmev -- ten o vás skutočne nepovie, kto ste a čo cítite.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Nie uśmiech -- to nic nie mówi kim jesteś, ani co czujesz.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Non il solito sorriso -- che in realtà non rivela-- chi sei e cosa provi.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.No una sonrisa... eso no dice mucho sobre quién es uno o qué siente.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Nu un zâmbet -- acesta nu arată cu adevărat cine eşti şi ce simţi.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Pas un sourire -- ça ne dit vraiment pas qui vous êtes ni ce que vous ressentez.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Όχι ένα χαμόγελο -- δεν λέει κάτι για το ποιος είσαι και τι αισθάνεσαι.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Не да се усмихват -- това не говори много, за това кой си и как се чувстваш.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Не просто улыбку - она ведь на самом деле не говорит, кто ты и что ты чувствуешь.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.לא חיוך -- זה לא באמת אומר על מי שאתה ומה שאתה חש.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.ليست ابتسامة-- انها لا تقول شيئا عن من تكون وما الذي تشعر به.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.伝わらないので駄目です 対立国の人と並べて貼ることに
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.唔系笑-- 因為笑面無辦法傳達人嘅心理狀態同感受
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Åh gud, nej, nej, nej, det er overhovedet ikke, hvad vi mente.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Åh nej, gode gud, det var inte alls så vi menade.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.A my jsme se samozřejmě zděsili a řekli jsme, panebože, to ne ne ne ne, tak jsme to vůbec nemysleli.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."Céus! Não era nada disso que queríamos dizer.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.아니요. 절대로 그게 우리가 뜻한 바는 아니라고 생각했죠.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.lạy Chúa, không không không, đó không phải là điều mà chúng tôi muốn nói.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Mon Dieu, non, non, non, ce n'est pas ce que nous voulions dire du tout.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."No, por Dios, no, no. Eso no es lo que queremos decir.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Oh nein, dass haben wir überhaupt nicht gemeint!
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."Oh, nu! Nu la asta ne-am referit.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."O moj Bog, ne! Nismo mislili tega."
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.O môj bože, nie, nie, nie, tak sme to vôbec nemysleli.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."Ya ampun, bukan. Bukan. Sebenarnya bukan itu yang kami maksudkan.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Ω Θεέ μου, όχι, όχι, όχι, δεν εννοούσαμε καθόλου αυτό.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.Боже мій, ні, ні, ні! Це зовсім не те, що ми мали на увазі.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik."О, боже, не, не, не, не искахме да кажем това.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.הו לא, לא, לא -- לא לזה התכוונו.
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.يا إلهي، لا، لا، لا، ليس هذا ما نعنيه على الإطلاق
Aman allahım, hayır, hayır, anlatmaya çalıştığımız şey bu değildi dedik.面接の場ではどうか こんなことしないでください
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Aber zuerst muss ich erklären, warum sie wichtig sind.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Ale na początku muszę wam wyjaśnić, dlaczego są one tak ważne.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.A najprej moram razložiti, zakaj so pomembna.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Dar întâi, trebuie să explic de ce sunt importante.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.하지만 먼저, 저는 그것들이 왜 중요한지 설명해야 합니다.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Mais dans un premier temps, je dois expliquer en quoi ils sont important.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Ma prima, devo spiegare perché sono importanti.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Pero primero tengo que explicar por qué son importantes.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Pertama, saya harus menjelaskan mengapa itu penting.
Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım.Όμως πρώτα, πρέπει να εξηγήσω για ποιον λόγο είναι σημαντικά.