Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatı ile cümle

anlatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bülbül olan Procne sürekli cıvıldıyarak oğlunu kaybedişini anlatır.Dawna przepowiednia mówiła o tym, że chłopiec będzie jego zgubą.
Lakin izleyici söz konusu anlatı türünün trajik, dramatik ya da komik mi olduğunu anlayabilir.Widzowie mogli go dostrzec w komediodramacie Czy jestem piękna?
Tören sırasında çocuğun ismini soran rahibe anlatıcı "Morella" cevabını verir.Podczas ceremonii, ksiądz pyta o jej imię, na co narrator odpowiada, Morella.
Mektupta uzun uzun adamın Portakal Kız(çocuğun annesi) diye adlandırdığı bir kızla olan aşkı anlatılır...List opowiada historię miłości ojca chłopca do tajemniczej "Dziewczyny z Pomarańczami".
Bunu takiben dünyanın kökeni anlatılır.Czy można świat wyjaśnić samym światem?
Hakkında anlatılanların bazıları hikâyeden ziyade mit haline gelmiştir.Wiele z wypowiedzianych przez niego zdań przeszło do historii.
Anlatıcı daha sonra cesedi parçalara ayırıp yer döşemelerinin altına gizler.Postanawia poćwiartować ciało i ukrywa jego resztki pod deskami podłogi.
Benjamin Locke'a, Locke'un Jacob tarafından adaya getirtildiğini anlatır.Nie może uwierzyć, że Ben zgodził się zaprowadzić Locke'a do Jacoba.
Başlarından geçen bir olayı ya da gördükleri bir düşü gerçekmiş gibi anlatırlar.Pyta on, czy to co widzimy, istnieje naprawdę, czy też jest tylko złudzeniem.
Yıllar süren bu dostluk, anlatıcının alkolik olmasıyla sonlanır.Ich wspólna przyjaźń trwa kilka lat, do momentu gdy popada on w alkoholizm.
Hikâye cimri ve huysuz bir yaşlı adamın (Ebenezer Scrooge) bir gecede nasıl değişiverdiğini anlatır.Pokazuje głębokie doświadczenie i przemianę skąpca Ebenezera Scrooge’a, zachodzącą w czasie nocy wigilijnej.
Anlatım esnasında, dört bardak şarap tüketilir.Po każdym przesypaniu się piasku wybijane było pół szklanki.
Akademik bir araştırmadan çok tanıklık ettiği olaylar ve duyduğu bazı şeyleri anlatıyor.Zostawiają zawsze jednego żywego świadka, aby opowiedział o tym, co zobaczył.
Klipte iki balığın hikâyesinin anlatıldığı yazılar vardır.O życiu Ryksy zachowały się jedynie dwie wzmianki źródłowe.
Günde 10 öykü anlatılır.30 żartów dziennie.
Üçlemenin son albümü Ekskalibur King Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyelerinin hikâyesini anlatıyordu.Album opowiadał historię Króla Artura i Rycerzy Okrągłego Stołu.
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.To jest jego niezbywalne prawo.
Bu bölüm yazılı anlatımın diğer kısa bölümünden biridir.Książka ta jest kolejną częścią Krótkiej historii czasu.
Gece gündüz çalıştık." diye anlatır.Cały dzień śpi.".
"Kazak Anlatı Sanatında "Şeşendik (Hikmetli)" Sözler".Jej mottem są słowa seek wisdom (poszukuj mądrości).
O gece anlatıcının evinde esrarengiz bir yangın çıkar, adam eşi ile birlikte kaçmak zorunda kalır.W nocy jego dom ogrania tajemniczy pożar, który zmusza narratora, jego żonę i służbę do ucieczki.
Sevgililer hayat hikâyelerini birbirlerine anlatırlar.Kochanków rozdzieliła historia.
İnciller İsa'nın hayatını ve öğretilerini anlatır.Błogosławieństwa wskazują na to, jak ma wyglądać życie i postawy uczniów Chrystusa.
Diğer William anlatıcıyla derslerinde, sporda ve popülerlikte yarışmaya başlar.Ów drugi William stanowi dla niego jedyną konkurencję w nauce, sporcie i popularności.
Ancak tarihçilerin anlatımları modern tarihçiler tarafından yanlı olmakla eleştirilmektedir.Poglądy te nie wytrzymują jednak krytyki współczesnych historyków.
Kız, gözlerini kapattığında kendisinin büyük bir kütüphanede olduğunu anlatır.Gdy dorasta, trafia do olbrzymiej biblioteki, w której znajduje prace.
Shine, 1996 Avustralya yapımı filmde meşhur piyanist David Helfgott'un dram dolu yaşamı anlatılmaktadır.Blask – australijski film biograficzny z 1996 roku, oparty na życiu pianisty Davida Helfgotta.
Azınlık Gençleri Anlatıyor.Mister ufa nam młodym.
Anlatıcı çizilen resmi bir kurukafaya benzetir.Ilustruje to zamieszczony rysunek.
Anlatılan bir hikâyede bir uşak onun ikonaya hürmet ettiğini görür ve imparatora haber verir.Jednak sługa z doskonałym słuchem usłyszał ich rozmowę i ostrzegł księcia.
Oyunun aralarında hikâyeyi anlatışını görüyoruz.We wprowadzeniu do gry poznajemy jego historię.
Bu yemek esnasında, Mısır’dan göç hikâyesi anlatılır.Podczas uczty sederowej konieczne jest opowiedzenie historii Wyjścia z Egiptu.
Bu filmde anlatılan olaylar 2006‘da Minnesota’da yaşanmıştır.W 2006 roku ukazała się też jej powieść "Co się wydarzyło w drodze do Damaszku?
Filmde Karadenizli Temelin komik hikâyesi anlatılmıştır.W filmie wykorzystano rysunki Jewgienija Czaruszyna.
Bunlardan ilkinin 999 yılında gerçekleştiği anlatılır.Ostatnia wzmianka o nim pochodzi z 993 roku.
Böylece yüz öykü anlatılmış olur.Usiądź, opowiem Ci historię!
Aşağıda anlatılan Temel, Ana ve Yüksek profillerin ortak özelliklerine karşılık gelir.Poniższe tabele przedstawiają główne cechy każdego z profili i poziomów.
Her biri farklı kişiler tarafından anlatılan dört bölümden oluşmaktadır.Składa się z czterech historii opowiedzianych przez różnych reżyserów.
Işın Karaca kendi ağzından bu hikâyeyi şöyle anlatır: Hayallerimde hep Onno Tunç ile çalışmak vardı.Maluję to czego zawsze mi brakowało, poprzez moje obrazy spełniam swoje marzenia.
Anlatı: Romano Bilenchi, Amici.Roman Anatolijowycz Bezus, ukr.
Karı-kocanın verdikleri mücadele, kararlılığın öyküsünü anlatıyor.Wiadomość o śmierci żony wydaje się mu rozwiązaniem problemów.
Bunun nedenini Osman Paşa onlara anlatır.Informacje o nim podaje Pauzaniasz.
"Aslı Erdoğan Anlatılarında Ontolojik Sorunlar".Eric: – "Najpierw usłyszałem o kłopotach w Exodusie.
Yıllık Noel Tavşanı Festivalini kutlayan kurgusal bir Britanya Kraliyet Ailesi'nin her bir üyesini anlatır.Historia przygotowań brytyjskiej rodziny królewskiej do corocznego święta.
Uygulayıcılara riski kabul etme kararının hangi temellere dayanarak verildiği anlatılmalıdır.Użytkownicy sami wybierają cenę, jaką chcą otrzymać za ten przedmiot.
Kusursuz bir anlatım.Kompletna opowieść.
Tüketilecek ürünlerin ülkede üretilen ürünlerden seçilmesinin gerekliliği anlatılır.Brak akceptacji oznacza konieczność wycofania produktów z rynku.
Duygusal anlatımları çok zengin bir dildir.Słownictwo jest bardzo bogate.
Mazarbul Kitabı'nda anlatılışından başka bir bilgi yoktur.Jego śmierć została odnotowana w Księdze Mazarbul.
Birinci ve dokuzuncu günde ise herkes dilediği öyküyü anlatır.Zawiera 9 utworów, z których każdy opowiada pewną historię.
Ernestina, Charles'a bildiği kadarıyla genç kadının öyküsünü anlatır.Emma chce dowiedzieć się prawdy o Charles'u.
Bu anlatımın Oğuz destanının temalarına benzer şekilde işlenmiş olduğu barizdir.Sędzia stwierdził, że ich syn jest tak samo żywy, jak piekące się właśnie kury.
Meta Anlatı. wikitürk.Adam Wątor: Gorzelany Wiktor.
Sezon Buffy'nin dirildikten sonra tekrar hayata uyum sağlamakta zorlanmasını anlatır.Po przygodzie z Sevillą ponownie mu zaufano.
Neşeyi anlatır.Mieć coś do powiedzenia.
Dizide anlatılan olaylar gerçek zamanlı olarak izleyiciye aktarılmaktadır.Wystawy sztuki, jak wspomniano wyżej, odbywają się regularnie w Obserwatorium.
Bu ad ile işleri anlatılan kişinin tek bir kişi mi yoksa farklı kişiler mi olduğu tartışmalıdır.Projekt nie precyzował, czy chodzi tu o osoby jednej czy różnych płci.
Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir.Jest to fakt, że ktoś jest tą osobą, za którą się podaje.
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Ardından gemiye çarpan devasa bir dalga, anlatıcı ile yaşlı bir İsveçli dışında herkesi denize sürükler.Po kilku dniach podróży uderza w niego potężna fala, która porywa wszystkich poza narratorem i starym Szwedem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod