Ana içeriğe geç
Sözlük

anlatı ile cümle

anlatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yazar, çoğu zaman geçmişte yaşadığı olayları anlatır.Zijn boeken spelen vaak in het verleden.
Yaşar Kemal, deus ex machina anlatım tarzını bu üçlemede kullanmıştır.Daarom liet Händel een deus ex machina ingrijpen in de handeling.
Belgesel tarzında çekilmiş olan bu film, söz konusu arayışın yarı kurgusal olarak anlatılmasına dayanır.De reden daarvoor wordt gaandeweg een dergelijke film duidelijk middels de found footage.
Ama bundan başka yazılmış ve yazılacak sayısız anlatı vardır.Een onbekend aantal nummers is daarvoor geschreven en opgenomen.
Filmde Karadenizli Temelin komik hikâyesi anlatılmıştır.De film is gebaseerd op het verhaal Schateiland.
Film, bir grup genç kızın yatılı okulda birlikte yaşamalarının hikâyesini anlatıyor.De film vertelt het verhaal van een aantal jongens die zich misdragen op een kostschool.
Metin kaçar ve polise her şeyi anlatır.Daarop gaat Anna naar de politie en vertelt alles.
Bununla birlikte, anlatılanlara bakıldığında da ölü sayısının oldukça az olduğu sanılmaktadır.Huidige onderzoeken duiden er echter op dat het aantal slachtoffers weleens te laag geschat zou kunnen zijn.
Seni korkutmak isteseydim, birkaç hafta önce rüyamda ne gördüğümü anlatırdım.Als ik je wilde bang maken, zou ik je vertellen waar ik een paar weken geleden over gedroomd heb.
Her şeyi ona anlatırdım, ama korkuyorum.Ik zou hem alles verteld hebben, maar ik ben bang.
Filmin anlatıcısı ise Spencer Tracy'dir.Narratorem został Spencer Tracy.
Karen onlara olanları anlatır.Karen powiedziała Tomowi dlaczego to zrobiła.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.Jednak finalna scena noweli jest rezultatem poczucia winy.
Hâlâ pişman olmayan anlatıcı öyküyü huzur içinde yatsın anlamındaki in pace requiescat sözleriyle bitirir.Morderca, najwidoczniej niewzruszony, kończy historię słowami In pace requiescat (spoczywaj w pokoju).
Musa, Davut, Lut ve Salih’in hikâyeleri kısaca Süleyman ve Belkıs'ın hikâyesi ise ayrıntılı olarak anlatılır.Obok wymienionego już Abd Allaha najsłynniejszymi spośród nich byli Urwa, Hamza i Musab.
4. ve 5. Kitaplar I. William'ın Normandiya ve İngiltere'de yaptıklarını anlatır.Księgi czwarta i piąta pełne są zapisów dotyczących czynów Wilhelma Zdobywcy w Normandii i w Anglii.
Roman; İspanya, Costa Brava'da bir otel soygununu anlatır.Książka opisuje próbę dokonania kradzieży w hotelu na wybrzeżu Costa Brava.
Bir başka deneyde katılımcılara bir hırsızlıkla ilgili öykü anlatılmıştır.W innym eksperymencie badanym przedstawiono historię o kradzieży.
Anlatıcı bir süre sonra hafif bir ses duymaya başlar.Jednak po pewnym czasie zaczyna on słyszeć słabe głosy.
Anlatıcı, yaşlı adamın hizmetkârı, ya da daha sıklıkla varsayıldığı üzere oğlu olabilir.Narrator może być służącym starca, lub - co bardziej prawdopodobne - jego synem.
Mahabharata "Büyük Bharata" savaşını anlatır.Dosłownie mahabharatakhajana - „wielka opowieść o walce Bharatów".
Montresor suçu için soruşturulmaz ve cinayeti nasıl işlediğini kendisi anlatır.Nie ma żadnego śledztwa w sprawie przestępstwa Montresora, a jedynie sam sprawca wyjaśnia jak je popełnił.
Bu dönemde Horhor Medresesi'nde de talebelerine ders vermekte olduğu da eserlerinde anlatılmaktadır.W tym czasie uczą się od niej.
Neshat ayrıca Zarin gibi daha geleneksel anlatı kısa filmleri de yapmıştır.Neshat wykonuje również bardziej tradycyjne opowiadania, wykorzystując krótkie formy filmowe, takie jak Zarin.
Sonra da üzerinde çalıştığı resimleri anlatır: "Üç tane daha büyük tuvale resim yaptım.Ponieważ wiedziałem dokładnie co chcę zrobić, namalowałem trzy kolejne duże płótna.
Anlatıcı, cinayeti en ince ayrıntısına kadar planlamış olmasını, deli olmadığının bir kanıtı olarak gösterir.Uważa, że skrupulatna precyzja w planowaniu morderstwa, dowodzi, że nie może być szalony.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Narrator zabiera je do domu, lecz szybko zaczyna czuć odrazę, a nawet strach do kota.
"1 Mayıs 1977: Yaşayanlar ve arşivler anlatıyor".7 grudnia 1917 powiedział: Mówcie mi o traktatach!
Kurtların hikâyesini anlatır.Studiowała historię na UJK.
Hatta Jung kızkardeşinin doğumu sırasında aynı öykünün kendisine de anlatıldığını hatırlamaktadır.Jung istotnie wspomina opowiedzianą mu historię po narodzeniu się jego siostry.
Öykünün ilk kelimesi olan "Evet!", anlatıcının suçunu itirafı gibidir.Pierwsze słowo historii "Prawda" jest przyznaniem się do winy.
Anlatıcı Montresor, arkadaşı olan soylu Fortunato'dan intikam aldığı gecenin öyküsünü anlatır.Montresor opowiada historię pewnej nocy, kiedy to zemścił się na Fortunacie, zaprzyjaźnionym szlachcicu.
Ligeia, anlatıcının daha önce hiçbir kadında görmediği derecede bilgilidir.Ligeję cechuje nietuzinkowa inteligencja, jakiej narrator jeszcze nie widział u żadnej kobiety.
Olaydan yaklaşık bir ay sonra anlatıcı kaptanla karşılaşır.Miesiąc po tym wydarzeniu, narrator spotyka kapitana.
Hikâyeler anlatılır, Uzak kıyılara varmış, Eski denizciler tarafından.Wymarły, znany wyłącznie z opisów dawnych żeglarzy.
Anlatılanların imkânsız olduğunu düşünüyordu, annesi ve kardeşinin Doriath'da olduğunu duymuştu.Dowiedział się od Aeriny, że jego matka i siostra wyruszyły do Doriathu.
Buryat kağanının karısının bir kartalla girdiği ilişki sonucu şaman olduğu anlatılır.Śnieżka poczuła jak jej małżonkowi coś się stało.
Bir gece kadın bayılmak üzereyken anlatıcı ona bir kadeh şarap vermek ister.Pewnej nocy, gdy jest bliska omdlenia, narrator nalewa jej puchar wina.
Anlatıcının önündeki masada yedi uzun mum yanmaktadır ve mumlar eridikçe adamın kurtulma umutları da azalır.Przed nim stoi na stole 7 cienkich białych świec, a gdy te się topią, również i jego nadzieje się zmniejszają.
Hardy anlatıcıya sandıkta aslında Wyatt'ın yeni ölmüş genç eşinin cesedinin bulunduğunu söyler.Ten wyjaśnia mu, że skrzynia zawierała ciało niedawno zmarłej żony Wyatta.
Bu anlatılar başka kaynaklarca doğrulanmış değildir.Ten wywód nie jest potwierdzony przez inne źródła.
Didaktik bir anlatım söz konusudur.To jest wykład słow ś.
Bir baba ile oğlunun hikâyesi anlatılmaktadır.Historia ojca i syna.
Tıpkı sık sık anlatılan güzel bir fıkra gibi.Znakomity komik, który często się jąka.
O öyküde de, benzer bir "tırpan" anlatıcının başını yavaş ve komik biçimde koparır.W tej historii podobna „kosa” wolno i "komicznie" ucina głowę narratorowi.
Durumu annesine anlatır.On mówi to matce.
Hülasa anlatılacak daha çok başka hususlarda var ama şimdilik bu kadarıyla yetinmek durumundayız.Jeszcze wiele mam wam do powiedzenia, ale teraz znieść nie możecie.
Chicagolu itfaiyecilerin azılı bir kundakçıyı ortaya çıkarma çabaları anlatılmaktadır.Opowiada o strażakach z Chicago, którzy tropią seryjnego podpalacza.
Âl-i İmrân Suresi ve Meryem Suresi'nde anlatılır.Zginął z ich rąk razem z Amarynusem (Marynusem) i akolitą Elidiuszem.
Juliet, Ben ile görüşür ve olay hakkındaki teorisini Ben'e anlatır.Juliet odpowiada, że decyzję podejmuje wspólnie z Benem.
Seri Kol Mikaelson ve kardeşleri arasındaki ilişkiyi anlatır.Seria prezentuje postać Kol'a Mikaelsona i jego relację z rodzeństwem.
Hikâyesi Tevrat'ın 1 Krallar kitabında anlatılır.Wspominany w 1 Księdze Królewskiej.
Başka bir anlatımla..Owszem, na inny temat.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Unikał publicznych wystąpień, które go przerażały.
Şarkıda kızın reddedilmesi anlatılır.W odpowiedzi słyszy śpiew młodej kobiety.
Kitap onun öyküsünü anlatılıyor.Opowiada jej historię swego życia.
Hizmetçi durumu lidere anlatır.Mistrz powiedział Kierowniku!
Ancak Yakut Olongoları uzunlukları ve kendilerine özgü anlatım yapılarıyla dikkat çeker.Zachowały się z jego wielu dzieł tylko fragmenty i świadectwa pośrednie, tzw. testimonia.
Anlatıcı kafeyi terk edip adamı izlemeye başlar.Narrator wybiega z kawiarni i podąża za owym człowiekiem.
Peygamberimizin yüzlerce mucizesi olduğu anlatılıyor.Świętemu przypisuje się dokonanie kilku cudów.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod