Üçü de İsa'nın hayatıyla ilgili oldukça benzer anlatımlar içerir.Ambas historias guardan bastantes semejanzas con Cristo.
Bir gece kadın bayılmak üzereyken anlatıcı ona bir kadeh şarap vermek ister.Una noche, cuando está a punto de desmayar, el narrador le llena un vaso de vino.
1789 Fransız devrimini anlatır.11789 Revolución Francesa.
Anlatı ile karıştırılmamalıdır.No se debe confundir storytelling con historias.
Zaman zaman bir araya gelir ve Sarıoğlanla ilgili anılarını anlatırlar.Todas las tarde los reúne alrededor de una fogata para contarles historias.
İnciller İsa'nın hayatını ve öğretilerini anlatır.Los Evangelios intentaban presentar la vida y las enseñanzas de Jesús.
Ancak Hurûfi lideri inancını anlatınca Fahr el-Dîn Acemî "Kafir!" diye bağırmıştır.Cuando la noticia de esto llegó a Abu Huraira, cabalgó hasta 'Umar y le dijo: “¡Comandante de los Creyentes!
Anlatıcı (ses) Luis Rodríguez ...Narrador Luis Rodríguez ...
Daha sonra olanları yazar şöyle anlatıyor: “…Onları dışarı çıkardıktan sonra kapıyı kapadım.Más tarde recordaría: «Después de firmar, lloré.
Rosina Lindoro'nun kendine ihanet ettiğinden kızgınlığını anlatır.Rosina escribe a Lindor lamentándose de su suerte.
Anlatıcı bir süre sonra hafif bir ses duymaya başlar.Después de mucho tiempo empezó a escucharse perfectamente.
The Agony and the Ecstasy - (1961) – Michelangelo’nun hayatının anlatıldığı eser.La agonía y el éxtasis (The Agony and the Ecstasy; 1965), basada en la vida de Miguel Ángel.
Anlatıcı kendisine "ben" ve /veya "biz" olarak hitap eder.Se ve reflejado con las palabras “yo ” y ” nosotros.
Kitapta anlatılanlar MÖ 5. yüzyılda geçmektedir.Las historias narradas en el libro se desarrollan durante el siglo VI.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.La papelería es una cosa que me asusta tremendamente...
22 hikâyenin 20'si şimdiki zamanla, ikisi ise geçmiş zamanla anlatılmaktadır.Consiguió 20 en la primera mitad, ambos récords todavía vigentes hoy en día.
Kur'an'da Neml ve Sebe surelerinde kıssası anlatılır.El Corán oscila entre la rima y la prosa.
Anlatılan olaylar Tanzimat Dönemi'nde geçmektedir.Se refiere únicamente a los logros alcanzados durante la época del showtime.
Diodorus da hemen hemen aynı şekilde, biraz daha ayrıntı vererek anlatır.Madoz en cambio nos da mucha más información.
Çoğu Fırat'a düştü ve boğuldu ve diğerleri öldürüldü." şeklinde anlatır.A algunos les cortó las narices y los labios, a otros los ahorcó, y a otros los ahogó».
Durumu annesine anlatır.Respuestas a su madre.
Bu tür bir anlatıcı "her karakterin aklının içini görebilir".Ésta puede ser una indirecta acerca de cómo cada monstruo tiene su propia mirada.
Ölenlere saygıdan dolayı, diğer her şey gerçekleştiği gibi anlatılmıştır." denilse de bu tamamen bir kurgudur.Por respeto a los muertos, el resto ha sido contado exactamente como ocurrió.
Bu anlatılar başka kaynaklarca doğrulanmış değildir.No todas estas afirmaciones han sido confirmadas por otras fuentes.
Filmde I. Dünya Savaşı'nda geçen bir casusluk serüveni anlatılmaktadır.Es una película de espionaje ambientada en la Primera Guerra Mundial.
Ancak Poe'nun anlatıcısında Whitman'ın coşkulu tavrı görülmez.No se conocen poemas recogidos de la obra de Whitman.
Oyunda anlatım zamansal olarak tersden işliyor.El juego es en turnos según el sentido horario.
Canio bir onceki geceki sahnelemeyi anlatır: Palyaco'nun sorunları vardır.Canio describe la representación de la noche: los problemas de Pagliaccio.
Bu kitâplar fazla teferruâta, inceliğe girmeden din bilgilerini lâzım olduğu kadar anlatırlar.¡Oh Señora, que de tantas soledades Comprendes el llanto sin explicación!
Bu tür bir anlatıcı olaylar üzerine kendi yorumunu da söyleyebilir.Quizás les evoca demasiados recuerdos sobre sus propias actitudes.
Şarkı sarhoş bir adamın kız arkadaşından ayrılmasını anlatıyordu.La canción cuenta la historia de un hombre ebrio que acaba de separarse de su novia.
Bu aynı zamanda bir idari birimi de anlatır.Que de algún modo, yo también soy un conscripto.
Tehcirden alınarak evlat edinilen başka kimselerin hikâyeleri de anlatılır.Además se cuentan historias de anacondas que se han tragado a niños.
Hikâye disleksik olan bir papaz'ın maceralarını anlatıyor.Narra la historia de un cerdo que quiere ser un perro pastor.
Dolayısıyla Herodot'un bu anlatımının doğruluğu kesin değildir.Lo que ocurrió con Herodiano es incierto.
Gloria Stuart, Rose Dawson Calvert rolünde: Rose filmi 1996 yılında geçen bir çerçevede anlatır.Gloria Stuart como Rose Dawson Calvert: la misma protagonista sólo que con una edad de 100 años.
Hikâyesi Tevrat'ın 1 Krallar kitabında anlatılır.Su historia es narrada en el Primer Libro de Reyes.
Kız oğlana Almanca dersleri verirken, anlatıcı da kıza biraz da olsa İngilizce öğretmeye çalışır.Si yo he mandado un año a mi hija a aprender inglés lo he pagado yo.
Ona durumu anlatır ve Abby'i ikna etmeye giderler.Entonces le envía la foto a Abby.
Rachel durumu ailesine anlatır.Después Grey le pregunta sobre su familia.
Düzensizlik eğilimini anlatırken entropi kelimesini kullanır.Como ya se mencionó, él usó la palabra neurología.
Roman onun ağzından anlatılır.Romance ilustrado de su historia.
Sayid'in kurtulması için onu tapınağa götürmeleri gerektiğini anlatır.Además, le dice a Hurley que debe llevar a Sayid al templo de los Otros para salvarlo.
Kitap onun öyküsünü anlatılıyor.Texto acerca de su historia.
Kareno'da yaşadığı günler anlatıda en çok vurguyla anlatılan yerdir.De todos los lugares del Digimundo, es el que ha sido descrito con más detalle.
Çerçeve öykü ya da çerçeve anlatı, içinde başka bir öykü barındıran öykülerdir.Consiste en historias de personas que buscan o intentan reencontrarse con otras.
Çizgi dizi Tom'un ailesiyle olan maceralarını anlatır.La obra combina la narración de aventuras con la saga familiar.
Bu sahnede, birinci sahneden daha önce olmuş olaylar anlatılır.Enseguida descubrimos más cosas de esta primera escena.
Anlatıldığına göre Beyin iki oğlu olmuştur.Con él tuvo, supuestamente, dos hijos bastardos.
Eserde dünyayı, Allah'ı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır.Vaya a saber, sola mente dios puede saber...
Danielle, Alex'in kendi çocuğu olduğunu ve diğerleri tarafından alındığını anlatır.Danielle tuvo un bebé, Alexandra a quien todos llaman Alex, pero la niña fue raptada por Los Otros.
Zamanla Claudius tarihçilerin anlatıları dışında büyük ölçüde unutuldu.A medida que pasó el tiempo, Claudio fue prácticamente olvidado fuera de los relatos históricos.
Araştırma görevi için dünyaya gelen bir uzaylının hikâyesini anlatıyor.Narra la historia de una organización secreta que vigila la actividad alienígena en la Tierra.
Ok atıcılarının marifetleri anlatılmakta ve övülmekteymiş.El trabajo de las mujeres cigarreras fue muy apreciado y solicitado.
İkinci kısım çalışmasının geometriye, üçüncü kısım da mekaniğe uygulanmasını anlatıyordu.La segunda trata las aplicaciones a la geometría; y la tercera versa sobre sus aplicaciones a la mecánica.
Sait Faik, bu eserinde de şiirli bir anlatım kullandı.También Santa Teresa compuso algún poema con esta forma.
Anlatımdaki ve sayısal verilerdeki kasıtlı abartısıyla ünlüdür.Es famoso por sus deliberadas exageraciones, tanto narrativas como numéricas.
Anlatılanlara göre Pisagor doğadaki tüm büyüklükleri rasyonel sayılarla ifade edilebileceğini söylemekteydi.Los pitagóricos habían llegado a la conclusión de que el número racional lo explicaba todo.
İnsani duyguları simgesel anlatımlarla sorgulayan eserler verdi.Eran parodias que escondían mensajes éticos.
İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonraki yaşamı anlatır.Si no se salta a la siguiente Segunda Parte del turno directamente.