Ulus inşası için gerçek öykülerden cok efsanelere ve fantastik anlatılara dayanıldığını vurgular.Dans ce terreau fertile, il n'est donc pas étonnant que des croyances et légendes populaires aient vu le jour.
Bu çerçevede, kişinin kendisi olduğu anlatılmak istenir.Le processus de connexion vérifie que vous êtes bien la personne que vous prétendez être.
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Je pense que c'est plutôt idiot d'écrire un article entier à ce propos.
Anlatıcı ölüm cezasına çarptırılır ve kendisini kapkaranlık bir yerde bulur.Il se ravise sur la question de la peine capitale et prend position en faveur.
Anlatılanlara göre, Kılıç Atilla ile birlikte gömülmüştür.À cette vue, Hébé s'éventra avec l'épée d'Atimir.
Lazika Savaşı, Prokopius ve Agathias'ın eserlerinde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.La guerre lazique a été racontée en détail dans les ouvrages de Procope de Césarée et Agathias le Scolastique.
Bu anlatım tartışmalı bulunmaktadır.Mais cette explication est controversée.
Eserde bu ortamda yaşayanlardan biri olan Equality 7-2521 çevresini ve kendisini anlatır.Dans cette masse indistincte, Égalité 7-2521 ose aimer la femme de son choix.
Herkes kendi görüşüne göre durumu anlatır.À chacun de se faire sa propre opinion...
Bu tarih görüşünde Türkler, Orta Asya'daki göçebe aşiretler olarak anlatılıyordu.Cette technique aurait été rapportée par les Vikings ayant voyagé en Asie centrale.
Ted bunu nasıl başardığını anlatır.Jane lui explique alors comment il a procédé.
Olaylar traji - komik anlatımla gelişir.Article détaillé : histoire comique.
Seride DC süper kahramanlarının maceraları anlatılmaktadır.La série raconte les aventures comique d'un super-héros.
Bu maddede anlatılan kişi, George Merriam'ın kardeşi Charles Merriam ile karıştırılmamalıdır.Ne doit pas être confondu avec Charles Barry.
Algoritma ile ilgili detaylı anlatımlar yapılmıştır.Suit la description de l'algorithme.
Bu sırada Anya gelir ve onlara olanları anlatır.Aujourd'hui, il est venu et il me l'a racontée.
Ayrıca şehrin, depremden önce şiddetli bir kıştan etkilendiğini anlatır.Elle en produit également avant l'hiver en cas de stress élevé.
Çizgi dizi Tom'un ailesiyle olan maceralarını anlatır.L’Histoire comique de Francion raconte les aventures de son personnage éponyme.
Varaha Purana, Varaha'nın anlatıcı olduğu bir Purana tarzıdır.Le Varâha Purana est un Purana dans lequel la forme de la narration est une récitation par Varaha.
Anlatıya göre Nuh dünyayı oğulları arasında paylaştırmış, Yafes'e Türkistan düşmüştür.Entretemps, Zengi fut assassiné et son territoire partagé parmi ses fils.
2071 yılında, uzay gemileri Bebop'ta seyahat eden bir grup paralı avcının maceralarını anlatır.En 2071, l'équipage du vaisseau spatial Bebop voyage dans le système solaire à la recherche de primes.
Bunlar, değişiklik dönemlerinin, bu değişiklikleri yaşayanların aracılığıyla doğrudan anlatımıdır.Il montre notamment comment les hommes vivent ces changements.
Söylencelerin en dikkat çekici ve akılda kalıcı, en çok ilgi çeken anlatım yollarından biridir.Sa langue est l’une des plus belles, des plus drôles, des plus savantes que j’ai lues depuis longtemps.
Ctesias'ın anlatımına göre ilk Pers dalgası "bozguna uğratıldı".Selon le récit d'Attou, « le premier policier nous a demandé si on avait consommé ».
Anlatılanlara göre bu iğrenç koku, sarımsak, kükürt ve yanık plastik karışımı gibi kokmaktadır.Son odeur est encore décrite comme celle d'une eau vaseuse ou de plastique brûlé.
Kurtların hikâyesini anlatır.La Légende de Lobo.
Ama bundan başka yazılmış ve yazılacak sayısız anlatı vardır.Il demeure cependant quelques exceptions dont voici l'énumération.
Plutarkhos bu dönemdeki olayları Appian'dan oldukça farklı anlatır.La description des événements par Plutarque diffère de celle d’Appien de façon significative.
Bu pasajlarda şehirlerin yıkılışı paronomasya ile anlatılmaktadır.Des documents contemporains mentionnent une dépopulation de ces régions.
Öykü, Persues’un bakış açısından anlatılır.L'histoire est racontée du point de vue d'Alice.
Onu ne kadar sevdiğini yine onun mısralarıyla anlatır.Dire à votre famille combien vous les aimez ?
Dağ hakkında halk arasında birçok efsane anlatılmaktadır.De nombreuses légendes circulent concernant cette montagne.
Altay yaratılış destanında başlangıçta her yerin sularla kaplı olduğu anlatılmaktadır.Au commencement, la terre était toute couverte d’eau.
Kusursuz bir anlatım.Récit complet.
Üçü de İsa'nın hayatıyla ilgili oldukça benzer anlatımlar içerir.Les autres illustrent quelques scènes de la vie de Jésus.
Ayrıca çok yaşlı olduklarını da anlatır.Elle a dit être trop vieille.
Bazı anlatımlarda bir grup yerine sadece Gökalp'in bağırdığı da belirtilmektedir.À noter que les Acadiens n’ont été que de passage dans certaines d’entre elles.
1789 Fransız devrimini anlatır.Révolution française de 1789.
Hemen ardından bu iki jüri üyesi anlatımın kalitesine bağlı olarak 10 üzerinden puan verirler.Au bout de deux heures, les jurés se déclarent suffisamment instruits.
Öznel bir anlatıma sahiptir.Quidam raconte une histoire.
Anlatıldığına göre Beyin iki oğlu olmuştur.Elle voulait m'apprendre que les gens ont deux faces.
Bir süre sonra Abraham ve Blade ona hikâyelerini anlatır.Plus tard, Blake lui donne sa version des faits.
Anna olanları anlatır ve merkez seni tuzağa düşürmüş olabilirler.Lara s'y opposa, craignant que la porte soit piégée.
"ARAF bugünün dünyasını anlatıyor.L'extérieur indique les jours de l'année.
Dolayısıyla filmin klasik bir dramatik anlatımı veya bilinen anlamda bir konusu yoktur.Le film n'a pas de dramaturgie au sens classique du terme.
Sailor on Horseback – (Doludizgin Bir Denizci) Jack London’ın hayatının anlatıldığı eser.Jack London, l'Aventurier des Mers (Sailor on Horseback) - inspiré par la vie de Jack London (1938).
Panel bir sözlü anlatım türüdür.L'indicatif est un mode verbal.
İsa'nın Kutsal Ruh ile olan bağlantısını anlatır.Elle est consacrée au Sacré-Cœur de Jésus.
Ancak bu romanda olaylar daha barışcıl bir dille anlatılmıştır.Un autre récit en offre une version plus nuancée.
Kızını savaşın kötülüklülerinden korumaya çalışan bir kadının hikâyesini anlatır.Il imagine l'histoire d'une femme qui se bat pour sa propre survie.
Sık sık intikam iblisi olduğu döneme ait anılarını anlatır.Il a été reproduit fréquemment dans l'histoire de l'iconographie.
Demi Lovato bunu şöyle anlatır: "'Bu benim vücudumdan utanmamın ifade yoluydu.Labiche confiera plus tard : « Je suis vraiment honteux de la simplicité de mon début.
"Andy Warhol anlatıyor".Il y fait la connaissance d'Andy Warhol.
Anlatılmak istenen düşünceler olayların içindedir.Ce sont les lieux de création qui sont indiqués.
Seri, ortaokula giden ve aynı zamanda kötü virüslerle savaşan dört çocuğu anlatır.CAP48 a financé 4 écoles qui s’engagent durablement à accueillir des enfants handicapés.
İnsanlara öğütler verir ve geçmişte yaşanan olayları anlatır.Tout le monde pense au passé et raconte ce qu'il va faire à l'avenir.
Bu anlatıda tesadüf motifi görülmektedir.On peut se demander si cette orientation une simple coïncidence.
Noren her şeyi anlatır.Cependant, Devlin sait tout ce qui se dit.
Baba kız ona tüm olanları anlatırlar.Son père lui expliqua la situation.
Kadına duyulan aşk anlatılmaktadır.Chances Are It's Heard Of You.