Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "그런데도 묻는 겁니다. "단어가 진짜인지 어떻게 알 수 있죠?"라고요.
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Mensen zeggen me dus: "Hoe weet ik of een woord echt is?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Og så siger folk til mig "Hvordan ved du, at et ord er rigtigt?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Rồi mọi người nói với tôi, "Làm sao chị biết một từ là thực?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Şi totuşi oamenii îmi zic: "Cum să ştiu că un cuvânt e real?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Und deshalb fragen mich die Leute: "Wie soll ich wissen, ob ein Wort das richtige ist?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Więc ludzie pytają, skąd wiem, że słowo jest prawdziwe?
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Έτσι οι άνθρωποι μου λένε: "Πώς θα ξέρω αν μια λέξη είναι αληθινή;"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "И така, хората ми казват: "Откъде да знам дали една дума е истинска?
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Итак, меня спрашивают: "Как определить, настоящее ли слово?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "Люди питають у мене "Звідки мені знати, що слово існує?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "וכך אנשים אומרים לי, "איך יודעים שהמילה הזו אמיתית?"
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "والناس يقولون لي , " كيف لي أن أعرف حقيقة كلمة ما ؟ "
Bu yüzden insanlar sorar: " Bir kelimenin gerçek olup olmadığını nasıl anlarım? "子ども向けの本を読んだことのある人なら誰でも
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Also kann man sogenannte spirituelle Momente haben, ohne dabei an den Geist zu glauben.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Člověk může mít duchovní okamžiky bez víry v ducha.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Jadi seseorang bisa memperoleh momen-momen "spiritual" tanpa kepercayaan akan adanya "spirit".
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Je kan zogenaamde spirituele momenten hebben zonder geloof in het bovenzinnelijke.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.그래서 영적인 존재에 대한 믿음이 없이도 소위 말하는 영적인 경험을 할 수 있지요.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Man kan ha så kallade spirituella upplevelser utan att tro på själen.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Można więc mieć przeżycia duchowe bez wiary w ducha.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Por isso podem-se ter os chamados momentos espirituais sem crença no espírito.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Prin urmare, pot exista așa-numite momente spirituale fără credință într-un spirit.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Quindi chiunque può avere dei momenti cosiddetti spirituali senza credere nello spirito.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Så man kan have såkaldte spirituelle øjeblikke uden troen på det åndelige.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Tako lahko ima nekdo t. i. duhovne trenutke brez vere v duha.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Takže niekto môže mať takzvané duchovné zážitky bez viery v duchovno.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Tehát lehetnek valakinek úgynevezett spirituális pillanatai a szellemben való hit nélkül is.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Tout le monde peut avoir des soi-disant moments spirituels sans croire en l'esprit.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Uno puede tener los llamados 'momentos espirituales' sin creer en el espíritu.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Vậy nên một người có thể có cái gọi là những khoảnh khắc tâm linh mà không có niềm tin vào thần thánh.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Έτσι κάποιος μπορεί να έχει τις λεγόμενες πνευματικές στιγμές χωρίς πίστη στο πνεύμα.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Отже, так звані духовні миті можна пережити і без віри в духів.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.Така че човек може да има т. нар. духовни моменти без да вярва в духа.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.То есть мы можем испытывать, так называемые, духовные моменты без веры в святой дух.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.כך שאדם יכול לחוות מה שנקרא רגעים רוחניים ללא האמונה ברוח.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.لذلك احدهم صادف لحظة روحية بدون الايمان بالروح
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.霊的な瞬間を体験することはできます 1つみなさんに質問させてください
Çarpışma anları.Momenten van impact.
Çarpışma anları.Momentos de colisão.
Çarpışma anları.Okamžiky dopadu.
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.Amikor ezt az üvöltést hallod, tudod, hogy elcsípted a kib... figyelmüket egy kicsit!
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.Atunci cand auzi urletul , stii ca i-ai atras putin atentia!
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.När du hör det skrikandet då vet du att du har en liten jävla bit av deras uppmärksamhet!
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.Saat kamu mendengar jeritannya, maka kamu akan tahu kalau mereka tidak mengabaikanmu lagi!
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.Wenn du dieses Schreien hörst, weißt du dann, du hast ihre Aufmerksamkeit, ein kleines * bisschen!"
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.Όταν ακούσεις το ουρλιαχτό ... τότε έχεις λίγο τη προσοχή του! Ακριβώς εδώ μέσα στο στάβλο.
Çigligini duydugunda anlarsin ki biraz olsun dikkatini çekmissin.כשתשמע את הצרחה, אתה תדע !שקיבלת את תשומת הלב שלו לכמה שניות
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.A csokoládé ízű pillanatoknak mondasz köszönetet.
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Dices 'gracias' por los momentos con sabor a chocolate
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Du säger "tack" för dina choklad- smaksatta stunder.
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Mówicie 'dziękuję' za wasze doświadczenia o smaku czekoladowym.
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Rečeš 'hvala' za svoje trenutke z okusom čokolade.
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Spui mulțumesc pentru clipele cu aromă de ciocolată.
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Você diz 'obrigada' por seus momentos sabor chocolate
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.Ты говоришь "спасибо за твои шоколадные мгновения".
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.אנו אומרים "תודה" לרגעים המתוקים שלנו
Çikolata tadındaki anların için teşekkür ediyorsun, şükran duyuyorsun.تقولين "شكراً" للحظات المغطآة بالشوكلاته
Çığlığını duyduğunda anlarsın ki biraz olsun dikkatini çekmişsin.Amikor ezt az üvöltést hallod, tudod, hogy elcsípted a kib... figyelmüket egy kicsit!
Çığlığını duyduğunda anlarsın ki biraz olsun dikkatini çekmişsin.Atunci cand auzi urletul , stii ca i-ai atras putin atentia!