Gage'in döndüğünü anlar.לאחר מכן מגיעה חזרתה של גאגא.
Kızlarla iyi anlaşır ve kardeşinin aksine kızları daha iyi anlar.הוא מגלה פחות עניין בבנות מאשר אחיו, אך מצליח לו איתן יותר.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.מסייעת למשפחת בן-דוד בשעת צרה.
O anlarda gözlerimde yaşlar vardı.לעת זקנתו כהו עיניו.
Bölüm Zaman Savaşı'nın daha önce gösterilmiş son anlarını göstermektedir.פרק זה מתאר את היום האחרון של המלחמה.
Komik anlar kasten abartılmış.הדרוזים נהנים מייצוג יתר בכנסת.
Öykü Klein’in son anlarını aydınlatıcı bir şekilde sona ermektedir.הסיפור מסתיים בתיאור קורותיו של קין.
Ama rüyasından bir şey getirmiş olduğunu anlar; kötü adamın şapkası.עם זאת, הוא גם טרח לציין את צבע שמלתה וסגנון הכובע לראשה.
Maliye işlerinde de iyi anlardı.כמו כן היא עוסקת גם באוצרות.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.השוער העיר בפניו שהוא צעיר מאוד.
Unutulmaz anlardı.המשמעות לא ידועה.
Fakat daha sonra Ben onun Doctor olduğunu anlar.אז הוא שאל אם מישהו מהם הוא רופא.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.Казах и, че някой ден ще срещне някой по-млад.
Anlara “Heşevîye” derlerse muvafıktır.По техните думи обектът се установява над тях.
Tabi Sawyer onu öldürmeden önce intikam alacağı kişi olduğunu anlar.Зиглър признава, че той е човекът, който го е пребил.
Sen de anlarsın beni bir gün.По-нататък ще разбереш."
Maliye işlerinde de iyi anlardı.Тя му помага и във финансовите му работи.
İki genç bu konuşmadan birbirlerine çok yakınlaşıp birbirlerini sevdiklerini anlarlar.Двамата осъзнават колко глупаво са постъпили, отдалечавайки се един от друг.
O sırada Nancy hala bir rüyada olduğunu anlar.Въпреки всичко Ана продължава да мечтае.
Yeni düzende toplumu anlar, yani endüstri alanında çalışanlar yönetecektir.Липсва му начинът на работа на новите управляващи, т.е. по военному.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Не се знае с точност колко племена са членували в нея.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Сифилисът е труден за клинично диагностициране в началото на неговото развитие.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Презрението, което изпитва тя към него, не е нищо повече от щит, за да скрие любовта, която чувства.
Yaygın tedavi araçları mizah kullanımı, tarihi anları ve mantığa aykırı emirleri içermekteydi.Общите терапевтични средства включват използването на хумор, исторически примери и парадоксални заповеди.
Bu sırada uçağın havadaki son anlarına ait bir geriye dönüş gösterilir.По обратния път самолетите презареждат на едно от финландските летища.
Hayatının ne kadar korkunç geçeceğini anlar.Пита се как би изглеждал живота му след войната.
Adamı yakalar ve onun babası olduğunu anlar.Ulovi ga i shvaća da je to njegov otac.
Bu durumu yapımcı Mike Clink şöyle açıklıyor "Bu da o sihirli rock and roll anlarındandı."Producent, Mike Clink, je ovaj događaj nazvao "jednim od onih čarobnih rock 'n' roll povijesnih trenutaka."
Böylece Willow'un vampir olmadığını anlarlar.Seward ne vjeruje u vampire.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Pomaže ljudima u bijedi.
Unutulmaz anlardı.On mi odgovori nezaboravne riječi!
Aptaldır ve korkaktır fakat makinelerden iyi anlar.Poprilično je lijen i apatičan, ali majstor Borilačkih vještina.
Sonunda olayı gören bu kişinin Abby olduğunu anlar.Ova epizoda je jedina u kojoj se Abbie može vidjeti kako plače.
Celebrimbor ve Elf Demirciler aldatıldıklarını anlar.Celebrimbor i vilenjački kovači postaju ga svjesni i shvaćaju da su prevareni.
Kitapları okursanız anlarsınız zaten.Ako ih čitatelji budu htjeli čitati.
Ama Domuz Skunkı Çok Sever Çünkü Sadece Skunk Domuzu Anlar.Stoka je rado pase, pa se vjeruje i da povećava masnoću mlijeka.
Yaptıklarının yanlış olduğunu anlarlar.I mislim da nisu u pravu.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Nezna se kolikim je dijelom Hrvatske vladao.
Onu son anlara kadar zorlayabilen tek bisiletçi Fransız Arnaud Démare oldu.Jediným jazdcom, ktorý mu dokázal konkurovať bol Francúz Arnaud Démare.
Kitapları okursanız anlarsınız zaten.Niektoré knihy čítajú ich autori.
Sen de anlarsın beni bir gün.Zároveň si možno uvedomiť.
O anlarda gözlerimde yaşlar vardı.V očiach sa mu vtedy zjavili aj slzy.
Unutulmaz anlardı.Známa je od nepamäti.
Son anlarında Aişe ve kızları yanındaydı.V posledné dni bola s ním jeho manželka a deti.
Daha sonra Vegas'ta yanlışlıkla sarhoş bir anlarında Rachel ile evlenir.V Las Vegas si zoberie Rachel, keď sú opití, a to vyústi v ďalší rozvod.
Çatal dilini de anlar; fakat konuşamaz.So stromom sa môžete zhovárať, nepoznáte však jeho jazyk.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Hovorí nám o tom koľko človek v konečnom dôsledku využije.
Böyle anlar gelecek için cesaretlendiriyor.Ale prítomnosť už ukazuje cestu do budúcnosti.
Hayatının kalan anlarını dileklerini gerçekleştirmek istemektedir.Skutočne chcete stráviť váš zvyšok života modlením sa za dlhovekosť?
Bir süre sonra ise onun bir kızı olduğunu anlar.No po čase zistí, že s čaká dieťa.
Konuklarla muhabbet eder, bazı anlarda seyircilerle de konuşur.Ľudia sa tu schádzajú a rozprávajú a dokonca do nich často pozývajú svoje návštevy.
Sonunda aile evin tekin olmadığını anlar.Nakoniec sa uisťuje v domnienke, že jeho rodina neprežila.
O bir cihazın ve yedek parçaların işlevini bir bakışta anlar.Nadhodnocuje stavebné konštrukcie a ostatným zložkám architektonického diela venuje malú pozornosť.
Tom, zamanla topluluğun ne kadar tehlikeli olduğunu anlar.Z filmu je zreteľné, ako blízko k rozpadu už vtedy skupina mala.
Kate, Ted'in yozlaştığını anlar.Zave se da je Kate imela prav.
O zaman kendisini aldattığımı anlar.Zdaj ve, da jo je izdal.
Büyük Patlama Modeli’ne göre, Büyük Patlamanın ilk anlarında basınç ve sıcaklık aşırı derece yüksekti.V prvih trenutnkih po prapoku sta bila tlak in temperatura zelo velika.
Hutter Kont Orlok'un bir nosferatu yani bir vampir olduğunu anlar.Ko Hutter prebere knjigo Vampires, se mu začne dozdevati, da je grof Orlock vampir z imenom Nosferatu.
Hayatının ne kadar korkunç geçeceğini anlar.Se spomnimo, koliko hujše bi lahko situacija bila.
Adamın evine gitmeden olayın ne olduğunu anlar.Opisuje dogajanje pred odhodom.