İnsan iyice bunaldığı anlarda thumos'u ile diyalog kurabilir.網切(あみきり) 人間の執着心からできた意糸(イト)を刈って食料とする妖怪。
Artık Oscar okuldaki tek yalnız balık olduğunu anlar.松村邦洋の唯一の弟子だった。
Unutulmaz anlardı.忘れられない人がいる。
Ancak ne onu kimse anlar, ne de o kimseyi anlar.『あなたがたは聞くには聞くが、決して悟らない。
Sonunda aile evin tekin olmadığını anlar.家康からは最後まで何もわからなかったと言われた。
Çocukların büyük bir kısmı konuşamaz ama konuşulanı anlarlar.人間の言葉は喋れないが、言葉を理解することはできる。
Kate, Ted'in yozlaştığını anlar.テッドはまだ混乱しているサムを見つける。
Aptaldır ve korkaktır fakat makinelerden iyi anlar.臆病だが魔法の心得がある。
Karl kılık değiştirerek şatoya girer, çöküşünün nedenini anlar ve Amalia’nın onu hala çok sevdiğini de görür.その後カールは恋人アマーリエに再会するために帰郷し、変装して父の屋敷を訪れ、アマーリエがまだ自分を愛していると確信する。
Bu an Finallerin unutulmaz anlarından biri olmuştur.これはファンにとっては永遠に忘れない日となった。
Mektuptan misafirin 2. Murad olduğunu anlarlar.著者はZUNで、挿絵は唖采弦二が担当している。
Böyle anlarda kişinin yeniden 'insan mevsimi'ne dönmesi gerekir.その場合一時的な人間へと戻される。
Doktor'un onu kandırdığını anlar ama iş işten geçmiştir.天皇は欺かれたと知ったがもう手遅れであった。
Bob'un Krusty'ye iftira attığını anlar.サムもバッグスに馬鹿にされたことを話す。
Yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık.もう昔のような荒れた自分に戻りたくない。
Komik anlar kasten abartılmış.^ いおりょぎは面白がって放置している。
Ama Domuz Skunkı Çok Sever Çünkü Sadece Skunk Domuzu Anlar.また、その薩摩の豚肉を好んだことから、一橋慶喜は豚一様と渾名された。
Yavaş yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız.通い詰めていると実は幽霊だったという演出がある。
Ancak Yin ve Yang, onun kötü biri olduğunu anlar.天贊人和,佥曰惟休。
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.他確信所發生的一切都只是在車禍中倖存下來後所發的惡夢。
Büyük Patlama Modeli’ne göre, Büyük Patlamanın ilk anlarında basınç ve sıcaklık aşırı derece yüksekti.根据大爆炸模型,在大爆炸之后最初的一小段时间内有着极高的压强与温度。
Onların tomurcuklanmış olduğunu gördüğünüz zaman yazın yakın olduğunu hemen anlarsınız.但在近距離看到這些後,他知道這些只不過是虛有其表的假象,僅能拿來裝飾場面而已。
Fırıldak’ın aslında öz kardeşi olduğunu anlar.你可能會認出我的屍體正是你哥哥。
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.同時,由於他們擔心會牽涉到此事,故他們只和言王談與此事無關的事。
Tuğtekin, Ertuğrul'un hain olmadığını anlar lakin iş işten geçmiştir.另一种传说称,救张作霖的并非彭万荣,而是彭贤本人。
Aptaldır ve korkaktır fakat makinelerden iyi anlar.是个很怕生又懦弱但成績很好的女生。
Diğerleri sonradan onun Yusuf olduğunu anlarlar.事后人们才知道那个道人竟是张三丰。
Sevmezlerse de en azından bir sanatçı olarak ne yapmak istediğimi yaptığımı anlarım," dedi.彼若問我如是義者,我若不實印彼所問,彼或詰問,我便不知。
Anlara “Heşevîye” derlerse muvafıktır.其中天樞不稱天樞,而稱「文昌」。
Ama yüzyıllar sonra buluşup kardeş olduklarını anlarlar.但可惜,在日子漸久後,他們才發現原來他們是親兄妹。
Unutulmaz anlardı.或無覆無記。
İnsan iyice bunaldığı anlarda thumos'u ile diyalog kurabilir.”俶扰之际,人无横酷者,由公一言也。
Topluluk soyut fikirden pek az anlar.联盟人士很少认真思考他的言论。
Kate, Ted'in yozlaştığını anlar.迪恩感觉会议被偷录。
Kırmızı ise kesinlikle ona görünülmemelidir aksi takdirde düşman birimi olunduğunu anlar.但紅點瞄準器的優點就是不會有任何光,讓敵方可以估計並且找出使用手的位置。
Onların tomurcuklanmış olduğunu gördüğünüz zaman yazın yakın olduğunu hemen anlarsınız.당장은 초라하게 보이고 멸시나 이인(異人) 취급을 받겠지만, 그 때가 지나면 그 답을 알게되리라 하였다.
Sen de anlarsın beni bir gün.언젠간 곧 알려줄거야.
Ancak Yin ve Yang, onun kötü biri olduğunu anlar.진(瞋)의 마음작용에는 오직 근심이나 슬픔의 행상(行相)만이 있기 때문이다.
Görünmez olduğunu anlar.인명피해는 없는 것으로 알려졌다.
Her şeyi yanlış anlar."전부 오해예요.
Ancak bir süre sonra onlar olayın ciddiyetini, köy halkı da onların beceriksizliğini anlar.후에 희귀하게 되어 전래되지 않아 명나라 때 행심(行深)이 이를 재편하여 간행한 것이 널리 알려졌다.
Dikkatle dinlersen / hemen anlarsın.이 한마디를 전해듣고는, 바로 깨달았다.
"Mizahçının 'bi durduğu' anlar!".이는 욕계의 견혹(見惑)을 끊은 지혜임."
O anlarda gözlerimde yaşlar vardı.그 당시에는 눈이 관찰되기도 했다.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.세간에서 공통적으로 그들은 정(定)만 있고 혜(慧)가 없음을 안다.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.헨리 3세는 자신의 정책이 잘못됐다는 것을 전혀 깨닫지 못했다.
Hangisi anne, hangisi çocuk bazen karıştığı anlar oluyor.집에는 남매가 있으며, 딸은 순종하는 성품이나 아들놈은 가끔 말썽을 일으킨다.
Artık Oscar okuldaki tek yalnız balık olduğunu anlar.학교내에서 마키오의 정체를 아는, 유일한 인물.
Büyük Patlama Modeli’ne göre, Büyük Patlamanın ilk anlarında basınç ve sıcaklık aşırı derece yüksekti.대폭발 이론에 따르면, 빅뱅 이후 처음 수 얼마 되지 않은 순간 동안에 압력과 온도가 극에 다다르는 만큼 높았다.
Bu nedenle gelecek anların hepsinde de durağan yani hareket etmeyen şekilde olması gerektir.모든 미래학의 경우와 마찬가지로, 우리는 기다려야한다.
İlk anlar hareket için pek iyi geçmemişti.커피에 대한 처음 반응은 그다지 좋지 않았다.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.형제간에도 서로 공경하여 서로 우애가 돈독했다 한다.
Kitapları okursanız anlarsınız zaten.책을 읽어도 보고…….
Bir süre sonra aynı katilin seri katil olduğunu anlar.그와 동시에 연쇄 살인의 진짜 범인도 알아내게 된다.
Hayatının kalan anlarını dileklerini gerçekleştirmek istemektedir.자신의 소망을 잃어버렸기에 타인의 소망을 이루어준다.
Sübapların açılma ve kapanma anları değişkendir.창구 폐쇄 시간대가 일부 변경되었다.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.이를 보면 예수회의 아시엔다가 어느정도 규모였는지 짐작할 수 있다.
Özellikle bu çıkarma anlarındaki mücadele gerçekten inanılmaz eğlenceli.다이묘가 최전선에 나가 전투를 벌이는 일은 매우 이례적이었다.
Unutulmaz anlardı.모르는 것이 늘어난 것이다.
Onun Doktor olduğunu anlarlar.הם אומרים שאני רופא עכשיו.