Geçitte, Snow ve Halfhand yabani savaşçılar tarafından avlandıklarını anlarlar.Nos passos, Jon e Meia-Mão são caçados por caçadores selvagens.
Fırıldak’ın aslında öz kardeşi olduğunu anlar.Para sua surpresa descobriu ser seu próprio irmão.
Dondurucuda Doktor, kum adamlardan birini izler ve onların kör olduklarını anlar.Enquanto escondidos no freezer, o Doutor percebe que os Sandmen são cegos, e os três escapam.
Kate, Ted'in yozlaştığını anlar.Infelizmente, Edward logo descobre que Ted foi assassinado.
Bu anlar, şaman dualarının en tesirli olduğu anlardır.Ele é o que mais obedece as ordens de Durão.
Filmin sonunda Şurik uyanır ve karısının kendisini terketmesi de dahil her şeyin rüya olduğunu anlar.No final ela acorda ao lado de seu namorado e descobre que tudo foi só um sonho.
Uzaktaki eve ulaştıklarında yeniden Mike'ın evine geldiklerini anlarlar.Ao voltarem para casa, acabam por descobrir a verdade ao se encontrarem no escritório de Oliver.
Max sonunda Punchinello'ya ulaşır ama Punchinello'nun da bu Valkyr işinde sadece bir piyon olduğunu anlar.Max faz o seu caminho para o restaurante de Punchinello apenas para ser saudado com uma armadilha.
Quasimodo bunu Frollo'nun yaptığını anlar ve onu iter.Quasimodo diz que Frollo sempre o tratou como um monstro.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Seus pais a encontram lá e se abraçam.
Tatum, bu olaydan çok iyi bir haber çıkarabileceğini anlar.Tatum sente que esta reportagem é a grande oportunidade para ele.
Yayın sırasında toplanan toplam bağış miktarı teletonun son anlarında açıklanır.Alguns resultados parciais foram divulgados durante a transmissão final.
Eltisinin ölçekle altın ölçtüğünü anlar.Nela destaca-se a sua talha dourada.
Unutulmaz anlardı.Vocês serão inesquecíveis!
Sahnelerde göründüğü anlar genelde alakasızdır.A atuação no palco era geralmente evitada.
Kıyıya çıktıklarında bu adanın hakkında efsaneler anlatılan lanetliler adası olduğunu anlarlar.Ao entrar no sistema solar, eles percebem que algumas lendas sobre a Terra eram reais.
Böylece Willow'un vampir olmadığını anlarlar.Ele ainda não entende que Drácula é um vampiro.
Tom ebebeynlerinin bakmadığı anlarda çoçuklara mimikler yapmaktan hoşlanıyor.Tom gosta de fazer caretas para as crianças quando os pais não estão olhando.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Mijn enige herinneringen aan hem zijn liefdevolle.
Kitapları okursanız anlarsınız zaten.Het lezen van boeken.
Onların tomurcuklanmış olduğunu gördüğünüz zaman yazın yakın olduğunu hemen anlarsınız.Wanneer gij hen ziet, denkt gij dat zij verstrooide paarlen zijn.
Sen de anlarsın beni bir gün.Op een gegeven moment denk je het te kennen.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.De burgemeester vindt hem toch al te jong.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Zoals gezegd is de ziekte in het beginstadium lastig te herkennen.
Katıldığı çok kanlı bir çarpışmada Zeb savaşın hiç de hayal ettiği gibi olmadığını anlar.Tijdens de bloedige Slag bij Shiloh ontdekt Zeb dat de oorlog niet zo avontuurlijk is als hij had gedacht.
Attila üçünü bir arada bulur ve kendisine ihanet edildiğini anlar.Attila ontdekt de drie verraders en ontdekt het bedrog.
1906’da Zakopane’ye yerleşti, Tatra dağlarında bir dinlenme yerinde huzurlu anlar geçirdi.In 1906 vestigde hij zich in Zakopane, een vakantiedorp in het Tatragebergte.
Törende Ayşe Tütüncü ve Perküsyon Grubu misafirlere keyifli anlar yaşattı.Animatie is het voorzien van vermaak aan een groep gasten of bewoners van een verblijf.
Hoffmann'ın etrafındakilerin gülüşüp şakalaşmaları arasında, Hoffmann bir robota aşık düştüğünü anlar.Te midden van de gasten, die hem bespotten, beseft Hoffmann dat hij verliefd was op een automaat.
Bir süre sonra ise onun bir kızı olduğunu anlar.Al snel wordt onthuld dat hij een dochter heeft.
Doktor'un onu kandırdığını anlar ama iş işten geçmiştir.Hij ziet dat er van hem gegeten is, maar er is ook gewerkt.
Çatal dilini de anlar; fakat konuşamaz.Zijn tong is afgehakt en hij kan dus niet praten.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Op die manier is het gemakkelijk om hen te herkennen en worden zij niet lastiggevallen.
Hangisi anne, hangisi çocuk bazen karıştığı anlar oluyor.Kinderen kunnen soms, bij een vast of klein aantal kinderen, doorkrijgen bij welk kind men uitkomt.
Jo, Mike'ın kumar oynadığını anlar.Na verloop van tijd vindt Lorena het spel dat Mike speelt leuk.
Bu noktadan sonra Max anlar ki artık bu şehirden kaçmaktan başka yapacak başka bir çaresi yoktur.Max heeft nu geen keus om toch de inwoners te helpen ontsnappen.
Köpeğin önceki sahipleri tarafından özellikle bu yönde eğitilmiş olduğunu anlar.De dieren zijn vaak door de eigenaar hier speciaal op getraind.
Mektuptan misafirin 2. Murad olduğunu anlarlar.Op de afbeelding is de trochanter aangegeven met 2.
Fakat olayları geç olsa da anlar. ^ Rıfat Ilgaz (Ekim 2004).Hun belang wordt pas sinds kort onderkend (oktober 2010).
Kate, Ted'in yozlaştığını anlar.Kirk beseft dat Edith helaas zal moeten sterven.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Hierdoor merkten meer mensen op hoe breed de verzameling eigenlijk was.
Soğutma sistemleri, reaktör kapatıldığı anlarda bile kullanılmış ısıyı düşürmek için gereklidir.Hierdoor kon de warmte die ook na uitschakelen nog ontstaat in de reactorkern onvoldoende worden afgevoerd.
O zaman kendisini aldattığımı anlar.Hij komt erachter dat zijn lief hem bedriegt.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Hij helpt mensen bij hun moeilijkheden.
Böylece Willow'un vampir olmadığını anlarlar.Fanny ontdekt vervolgens dat Mikal geen vampier is.
Topluluk soyut fikirden pek az anlar.Er is weinig bekend over de populatiegrootte.
Konuklarla muhabbet eder, bazı anlarda seyircilerle de konuşur.Hij bezoekt evenementen en interviewt mensen.
Claudius hemen Poppea'nın başka işlerle gayet meşgul olduğunu anlar.Keela merkt dat Sophie wel erg druk is met junior.
Her şeyi yanlış anlar.Ondanks dat hoort ze alles verkeerd.
Unutulmaz anlardı.Het knagende weten.
Sadece annem beni gerçekten anlar.Alleen mijn moeder begrijpt me echt.
Eşek hoşaftan ne anlar?Het is parels voor de zwijnen werpen!
Eşek hoşaftan ne anlar?Het is parels voor de zwijnen gooien!
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Nie podejrzewa, jak szeroki tak naprawdę jest świat.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Filip bardzo często źle wyrażał się o żonie.
Hayatının ne kadar korkunç geçeceğini anlar.Nie zdaje sobie sprawy jak bardzo wpłynie to na jego dalsze życie.
Ayağı kaymasaydı, hücrenin ortasında bulunan ve içi su dolu olan bir kuyuya düşeceğini anlar.Zdaje sobie sprawę, że gdyby się nie potknął, wpadłby do głębokiej studni z wodą w środku pomieszczenia.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.Producenci uznali jednak, że jest za młoda.
"Yardım dağıtımında zor anlar".Kiedy otrzymam obiecaną pomoc?”.
Bu cevaplar sonucunda Eragon babasının Brom'dan başkası olmadığını anlar.Tam też dowiedział się ze ojcem Eragona był Brom.