Ana içeriğe geç
Sözlük

anlar ile cümle

anlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Unutulmaz anlardı.El imposible olvido.
Doktor'un daha genç hâliyle karşılaştığını anlar.Se dieron cuenta de que yo era mucho más joven.
Bunun üzerine Robin onun kendi yeğeni olduğunu anlar ve onu kendi çetesine alır.Ram acepta porque también debe buscar a su hermano.
O anlarda gözlerimde yaşlar vardı.Tuvimos lágrimas en nuestros ojos cuando la estabamos haciendo.
Hayal gücü fazladır ve müzikten iyi anlar.Es extrovertido y tiene talento para la música.
Böyle anlar gelecek için cesaretlendiriyor.Se dice que esto trae suerte para el futuro.
Tom, zamanla topluluğun ne kadar tehlikeli olduğunu anlar.Es entonces cuando Jim se da cuenta de lo peligroso que es su oficio.
Doktor, su birkintisini gözler ve oradakinin yansıma değil, karşısındakini taklit eden bir şey olduğunu anlar.El Doctor lo investiga y descubre que el reflejo no es real, sino algo que les imita.
Tek başına İstanbul’a gidemeyeceğini anlar.Se la halla solo en Panamá.
Yalnız kalabileceğim anlar yaratırım.Llamaré si me siento solo.
Alper Ateş o anları şöyle anlattı: ''Daha önce sömestr döneminde hayvanat bahçesinden yayın yapmıştık.Como recordó uno de los escondidos: "En invierno calentamos la habitación con un horno de hierro.
Aptaldır ve korkaktır fakat makinelerden iyi anlar.Es muy inteligente y racional, sabe más que los profesores.
Biz bu hareketlerden, zamanın geçtiğini anlarız.Solo hay que esperar a ver que nos trae el tiempo.
Charles onun mutant olduğunu hemen anlar.Pronto se entera de que era en realidad un mutante.
Wil, Vivien'den vazgeçemeyeceğini anlar.Emma convence a Will de no rendirse con el grupo.
Ünlü oyuncular koçluklarını yaptıkları yarışmacılarla sahneye çıkarak izleyenlere keyifli anlar yaşattılar.Nos disculpamos profundamente por los fans que estaban planeando ver nuestros shows.
Ikinci filmidaha filmde daha gerçeküstü anları vardır Dead Or Alive.Lo que sucedió en la película está pasando otra vez, pero en la vida real.
Nice adamı ölümün pençesinden kurtardı ve bu savaşta onun için son anlar oldu.Su propósito es salvar al mayor número de personas que murieron en la guerra volviendo al pasado.
Tamamen incelikle ilgili: gözlerinden geçen şefkat anları vardı, hemen sonra soğuklaşan."En alguna sinestesia: "Las aguas hiciéronse frías a mis ojos".
Cleveland, kısa bir sürede, bu kızın aslında bir su perisi olduğunu anlar.Daniel pronto se da cuenta, que quizás el agua esta literalmente viva.
Jack ve Locke birbirlerine bakarlar ve Locke Jack’in tam olarak ne planladığını anlar.Jack y Locke discuten sobre lo que deben hacer con su prisionero.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Pero no se sabe cuán comunes son en Colombia.
Yavaş yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız.Segun ben se sentia raro al convertirse en fantasmatico.
Adamın evine gitmeden olayın ne olduğunu anlar.Hasta el día de hoy no se sabe con exactitud qué pasó en su casa el día de su muerte.
Anneler aldandıklarını anlarlar ve kaçışmaya başlarlar.Luego los descubre y los niños salen corriendo.
Kral karısını haksiz olarak ahlaksızlıkla itham ettiğini anlar.El rey se da cuenta de que ha juzgado mal a su esposa.
Eserleri, sıradan anları gösteren, sakin, şiirsel tarzı ile karakterizedir.Los personajes aparecen en actitudes tranquilas, reposadas, estáticas.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Se abrazan y admiten que extrañarán el uno a otro.
Şehre ulaştığında, 1955 yılına geldiğini anlar.Al llegar al pueblo, se sorprende al darse cuenta que esta en 1926.
Pek yakında bilir anlarsın, kim kâr etmiş, kim daha ziyade hasede düşmüş.Non eravi forse chi sapesse disegnare il nudo meglio di lui.
Onlar arada sırada hareketsiz kaldıkları anlarda gözlemlenmişlerdir.Essi, benché presenti in ogni luogo della città, non furono mai ben visti.
Alice artık güvenli bir şekilde b {\displaystyle b} 'yi açıklayabileceğini anlar.Alice a sua volta ora sa che può annunciare con sicurezza b {\displaystyle b} .
Adamı yakalar ve onun babası olduğunu anlar.Egli lo raggiunge e scopre che è suo padre.
Sonunda anlar ki; kendine ait bir hayatı hiçbir zaman olmamıştır.Egli dichiara allora che esso non porterà mai più frutto.
Marge'nin bir şeyler gizlediğini anlar.Ma Rosy forse nasconde qualcosa.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Vengono convocati testimoni contro di lui, ma non riescono ad accertare nulla, né a farlo tradire.
"Mizahçının 'bi durduğu' anlar!".La provvida Noto ha di che stupire i Siculi.»
Peki, size en iyi şovumu sergilemek istiyorum, bitirirsem beni anlarsınız öyle değil mi?" dedi."Vorrei informarLa"); Želim da vas informišem/obavestim (serbo; lett. "vorrei che La informo").
O zaman kendisini aldattığımı anlar.Si scopre così che lui l'aveva tradita.
Wood anlar: Spike...Voce principale: Spike Lee.
Sonunda olayı gören bu kişinin Abby olduğunu anlar.È proprio lui a capire finalmente cosa è successo veramente a Carno.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Aiuta le persone nei lavori pesanti.
Bir süre sonra ise onun bir kızı olduğunu anlar.Dentro di sé sapeva di essere una bambina.
"Kızlar Anlar" "Hoşuna Gitmedi Mi?Non le piacevano i ragazzi e nessuno le piaceva".
Bu cevaplar sonucunda Eragon babasının Brom'dan başkası olmadığını anlar.Eragon scopre da Glaedr che suo padre non è Morzan, bensì Brom.
Anneler aldandıklarını anlarlar ve kaçışmaya başlarlar.I bambini scoprono tutto, e scappano.
Angel onun kararını değiştirir ve ona son anlarında yanında olacağını söyler.Marissa gli dice però con un filo di voce di rimanere con lei in quel momento finale.
Silver sonradan kandırıldığını anlar ve Sonic'in Elise'i kurtarmasına yardım eder.Shadow capisce così di aver sbagliato e si reca ad aiutare Sonic e gli altri.
Biz bu sözlerin ardından Sam’in mali sorunları olduğunu anlarız.Ancor di più ora che sanno dei loro problemi finanziari.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Peter scopre che invece la moglie non ne sa nulla.
Doktor, yanlış zaman akışına tutunduğunu anlar.Capisce quindi di aver viaggiato nel tempo.
Daha sonra Xander geri döner ve ne kada pişman olduğunu anlar.Xena torna sulla Terra, consapevole che un giorno lo rincontrerà.
O esnada İlk Avcı'nın kendisine dediği şeyin —"Ölüm senin ödülün"— anlamını anlar.Che sappiano dunque che li attende solo un premio — la morte!
Bu albümden ilk olarak "Ben Anlarım" adlı şarkılarına klip çektiler.L'album doveva inizialmente chiamarsi Say You, Say Me.
John geçmişteki kendisini terk eder ve bir süre sonra Jane hamile olduğunu anlar.Anne rimane ferita dall' esplosione poco dopo aver rivelato a Tom di essere nuovamente incinta.
Yavaş yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız.Solo allora si rende conto di essere un fantasma.
Dikkatle dinlersen / hemen anlarsın.Quando lo scoprirà sarà troppo tardi: sarà infatti lui a rivelarglielo.
Komik anlar kasten abartılmış.Le glume sono lungamente mucronate.
O resimlerden iyi anlar.Она хорошо разбирается в картинах.
Ailen anlarsa başın belaya girer.У тебя будут проблемы, если твои родители об этом узнают.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod