Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu da bir anlamda Bayezid'in icraatini meşrulaştırıyordu.Dans tout, ils prennent en considération le goût de Bahman.
Dar anlamda aile (evlilik birliği); sadece eşlerden oluşan birlikten meydana gelir.Les hommes d'une même famille sont égaux entre eux, quel que soit leur âge.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Ceci n'a pas été sans conséquence sur la forme romanesque.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.L'une des utilisations de l'épargne est donc l'achat d'un bien qu'il investit.
Bu nedenle profesyonel anlamda tarım yoktur.Ensuite, les paysans n’ont pas de représentation politique.
Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir.L'origine du terme heavy metal employé en musique est incertaine.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.Dans certains cas, l'interdiction concerne également les cigarettes électroniques.
Fakat, birkaç sene boyunca cinsel anlamda beraber olmadılar.On découvre que cela fait un an qu'ils n'ont pas eu de relations sexuelles.
Felsefi anlamda bir maddeci (materyalist) idi.Cependant, d'un point de vue méthodologique, il était matérialiste.
Afrika direyi, Afrika kıtasının genel anlamda çeşitlilik gösteren iklimi nedeniyle oldukça çeşitlidir.Cela est relativement téméraire étant donné l'état des divisions de l'Afrikakorps.
Ancak burada kastedilen, modern anlamda çoban değildir.Le Parlement, n'est absolument pas un parlement au sens moderne.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.On assiste ainsi à la résurgence de certaines croyances.
Genel anlamda reformizm için İnkılapçılık maddesine bakınız.Pour les articles homonymes, voir La Réforme.
Bu madde genel anlamda inkılapçılık kavramıyla alakalıdır.Cet article concerne la générosité au sens d'altruisme.
Bu anlamda erdem ruhun özgürlüğüdür ya da ruhsal özgürlüktür.Ces choix sont ce qui constitue la liberté de l'âme.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.C'est un vrai artiste dans tous les sens du terme.
Şekli anlamda, anayasa değildir.La Charte n'est pas une constitution.
Bu durum genel anlamda görsellikten ziyade yararcı bir oyun tarzını izlemiş oldukları şeklinde yorumlanmıştır.À la place, on met le focus sur un regard beaucoup plus juste de la maladie.
Bu kişi bugünkü anlamda ilk Polis Amiridir.Elle est la seule femme à l'embrasser ce soir là.
İstirahatından sonra ise kendini manevi anlamda eskisinden daha canlı hissetmiştir.La pression paternelle ayant disparu, il se sentait intellectuellement plus libre.
Yaratılıştaki kaosun bitip düzenin başladığı için bir anlamda mutluluk duyulur.C’est à partir du désordre que se crée l’ordre.
Dolayısıyla filmin klasik bir dramatik anlatımı veya bilinen anlamda bir konusu yoktur.Le film n'a pas de dramaturgie au sens classique du terme.
Yaptığımız değerlendirmeler hükümete, bu anlamda bir uyarıdır." dedi.Il faut lire cet Hommage comme une mise en garde ».
Olumlu anlamda aptal hissetmenize neden olacak." dedi.Un message pour dire aussi que l'attitude positive engendre le positif ».
Genel anlamda önder, lider, devlet başkanı anlamlarına gelir.Au sens large, le ministre signifie tout membre du gouvernement.
Daha sınırlı anlamda ise spora çok fazla katkı sağlamış bireydir.Mais en théorie seulement car une nouvelle fois l'extra-sportif s'en mêle.
Spiritüalizm sözcüğü birkaç farklı anlamda kullanılmaktadır.Le mot hydraulicité est rencontré dans plusieurs domaines.
Bu anlamda Sirtaki sözcüğü günümüzde bir parça aşınmıştır.De nos jours, le terme de goménol est quelque peu tombé en désuétude.
Sinemadan iş gelmemesi maddi gücünü ciddi anlamda zayıflattı.Par conséquent, à l'arrivée au sol, l'énergie cinétique n'est pas diminuée.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Les chansons sont souvent longues et manquent de rythme dans un sens traditionnel.
Korn bir anlamda eski sesine dönmüştür.Una voce poco fa qui nel cor mi risuonò.
Taraftarlarının aksine iki kulüp arasında olumsuz anlamda bir çekişme yoktur.Une nuit, les deux époux se querellent à propos de leurs possessions réciproques.
"Makes Me Wonder"ın sözleri iki farklı anlamdadır.La letra de "Makes Me Wonder" tiene dos significados diferentes.
Profesyonel anlamda müziğe The Wailers grubu ile başlamıştır.Ha cantado con el grupo The Wailers.
Günümüzde Japonya'nın ilk ciddi anlamda koleksiyon otomobili ve ilk süperspor otomobili olarak görülmektedir.Hoy en día se considera el primer auto japonés de colección, el primer "superauto japonés".
Bu anlamda, Fisher, Haldane ve Wright'ın çalışmaları popülasyon genetiğinin disiplinini oluşturmuştur.Se consideran Fisher, Haldane y Wright como los fundadores de la disciplina de la genética de poblaciones.
Adı tamamen coğrafî anlamda verilmiştir.Esto significa que es completamente europeo geográficamente hablando.
İdeal MDH’de, Lenz Kanunu sıvının bir anlamda manyetik alan çizgilerine bağlı olduğunu dikte eder.En la MHD ideal, la ley de Lenz hace que el fluido esté íntimamente atado a las líneas de campo magnético.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.1949: Cuba reconoce a Israel.
Müftü ile benzer anlamda da kullanılmaktadır.Compuesta de la misma manera que la Guardia Media.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Si es necesario utiliza la presión o la coerción.
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.No tiene una influencia musical marcada.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.El equivalente de informática en inglés a veces se entiende en el mismo sentido.
Bu anlamda cumhuriyetler arasında siyasi ve ekonomik antlaşmalar yapılmıştır.Buscaba, entre otras cosas, un acercamiento político y económico entre las dos naciones.
Yani olmayanı ama mutlak anlamda olmayanı işaret eder.Queda en él, algo no expresado.
Bu gökdelenler içinde gerçek anlamda güzel olanlar vardır.Oh, seguro que hay hombres buenos en el mundo.
Ancak yolun ciddi anlamda bakıma ihtiyacı vardır.Es importante llevar seriamente el tratamiento.
Her anlamda ondan birçok şey öğrenebilirsiniz.De esta manera averiguaréis bastantes cosas.
Dijital kayıt teknikleri ve samplingler geniş anlamda kullanılmıştır.Hace un uso extenso de técnicas de grabación digital y sampling.
Cümle öğrelerinin sıralaması değiştirilebilir, anlamda vurgu dışında değişiklik olmaz.Podrías sacar cada frase sin cambiar el sentido en particular.
Bu anlamda, Protestan ahlak ile kapitalizm örtüşmektedir.¿Hay que imputar este balance al capitalismo?
Zamanla, "vahşi", "yabani", "ilkel" ve "uygarlaşmamış" kelimeleriyle anlamdaşlık göstermiştir.Durante la Primera Ola la población se podía distinguir entre "primitiva" y "civilizada".
Bir anlamda aynı anda iyiyi ve kötüyü temsil etmektedir.Simboliza tanto el bien como el mal.
Fakat tarihi anlamda ilgili değillerdir.No afectan en nada al modo historia.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.En otoño de 1654, Pascal sufrió un trastorno depresivo.
Eğitim maliyetlerini dikkate değer anlamda düşürmektedir.Reduce notablemente los costos de la formación.
Bu anlamda, “kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. ”Si no, ¿por qué existiría la necesidad de afirmar quién es uno?
Her anlamda yardımcı olmaya çalışır.Dispuesto a ayudarlo en lo que sea.
Delâlet-i iltizamiye: Sözün kendi anlamı için gerekli olan bir başka anlamda kullanılmasıdır.Maestría: el deseo de ser mejor en algo que realmente importa.
Bu madde genel anlamda inkılapçılık kavramıyla alakalıdır.Este dato se refiere a la natalidad en términos absolutos.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod