Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sosyal anlamda uyumsuz bir karaktere sahiptir.Tiene un carácter necesariamente social.
Bu anlamda kullanım alanı için en uygun noktayı bulmak esastır.De esa forma pueden determinar cuál es el mejor momento para cavar.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.En sus memorias escribió: «Fui, en la infancia, terriblemente feliz.
Burada daha çok mutlak anlamda, krallar kralı, anlamını taşımaktadır, denilebilir.Con detalles muy interesantes, King describe el lugar.
2005 yılında kurulması hedeflenen parti resmi anlamda kurulamadı.El proyecto de ley no tuvo éxito durante la comisión del período de sesiones de 2005.
“Kop Gel” bu anlamda kullanılır.La palabra 'eyaculación' es usada en este episodio.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.Antigua sede de la Virgen del Cúpulo, se encuentra muy deteriorada.
Bu anlamda yaşanan olaylar tarihte çok özgün bir duruma işaret eder.De acuerdo con este punto de vista, cada una de estas épocas constituye un hito en la historia.
Nüfus ve ekonomik anlamda Fransa genelinde en çok gelişen şehirdir.En términos sociales, económicos y culturales es una de las comunas con mayor desarrollo de la ciudad.
Bu anlamda beden, okuyup anlamlandırılması gereken bir kitap gibidir.Es notablemente tranquila y reservada, siendo capaz de leer (entender) a Haruna como un libro abierto.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.Fue un artista de fama internacional.
Bu anlamda özdek, Nesnel gerçek (Objektif realite) olarak tanımlanır.Asertóricos, cuando es considerado como real (verdadero).
İkinci olarak, liberalizm ahlâki veya normatif anlamda da bireycidir.Un liberalismo igualitario es individualista en sentido ético.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.En ese momento vuelve a crearse la vida, renaciendo.
Bu yeni tür müzikal anlamda çoğunlukla Brezilya müziğinden gelen etkileşimlerle yavaş yavaş pekişmiştir.Esta material mezclaba nuevas influencias, principalmente de la música popular del Brasil.
Aynı anlamdaki sözcüklerin tekrarlanmasıyla meydana gelen rediflerdir.Ese vínculo es el resultado de la lectura reiterada de las palabras.
Bu anlamda aradaki sınırın korunması sistemin devamı için gereklidir.De este modo, se garantiza en todo momento la estabilidad del túnel.
Yani bir anlamda darbeciler seçim sandığında yenilgiye uğramıştı.De aquí en adelante los delahuertistas fueron derrotados en todas las batallas.
Modern anlamda ilk "element" tanımını yapmıştır.Dio la primera definición moderna de la noción de grupo.
Kurucu iktidar kavramı, en genel anlamda, bir yaratım özgürlüğüne işaret eder.Un libertador, en un sentido amplio, es el que da libertad.
Matematiksel anlamda, X sayısı n tabanında m haneli bir sayı olsun.Matemáticamente esto significa que la matriz X deberá tener rango de columna completa prácticamente segura.
Korn bir anlamda eski sesine dönmüştür.De nuevo algo antiguo suena realmente nuevo.
"Makes Me Wonder"ın sözleri iki farklı anlamdadır.Le parole di "Makes Me Wonder" hanno due diversi significati.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.I tre regni rivaleggiavano tra loro sia economicamente sia militarmente.
Ailenin tüm bireyleri ona bir anlamda aşık olurlar.Apparentemente ogni uomo della città è innamorato di lei.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Anzi, a qualcuno diamo fastidio.
Yani gerçek anlamda kullanılabilir ürün derken neyi kastediyoruz?Per formulazione si intende invece come si presenta materialmente il prodotto.
Bir anlamda Savaş Zayiatı'nın tam tersidir.In un certo senso è la guerra definitiva.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Tuttavia non vi è alcun legame romantico.
Kurbanların sayısı, “Holokost” un hangi anlamda kullanıldığına göre değişir.Il calcolo del numero delle vittime dipende anche dal modo in cui la definizione di "Olocausto" è utilizzata.
1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.1949 – Cuba riconosce Israele.
Profesyonel güreşçi olmadan önce, Goldberg kolejde ve profesyonel anlamda bir futbolcuydu.Prima di diventare un wrestler professionista, Kirk era un minatore e un giocatore professionista di rugby.
Yöresel anlamda bir sofra kültüründen bahsedilemez.Non viene affrontato, invece, il tema della riforma agraria.
Jacques Lacan'ın okuduğu anlamda Freud'u benimsemez.E non dimentico mai quello che ha scritto Marx.
Müzikal anlamda yaşanan tartışmaların ardından Wright, Pink Floyd'u 1979'da terketti.Emerse sulle scena musicale per aver coprodotto nel 1979 The Wall dei Pink Floyd.
Bu terimlerin tümü özünde aynı anlamdadır.Tutte le sottoreti sono, per definizione, di questo tipo.
Tablo, sanatçının teknik anlamda ulaştığı noktayı göstermesi açısından son derece aydınlatıcıdır.Dal punto di vista tecnico il film rivela l'abilità raggiunta dal regista.
Bu anlamda Harold Lloyd'un hem son sessiz filmi hem de ilk sesli filmi olarak gösterilebilir.Interpretato da Harold Lloyd, il film è noto per essere stato il suo primo sonoro.
Yoldan çıkmak sözü burada iki anlamda kullanılabilir.Il percorso può essere effettuato in entrambi i sensi.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.Questo film, come il precedente Manhattan, è un altro omaggio di Woody Allen alla sua amata New York.
Sovyetler Birliği ve Çin, Kuzey Kore'yi her anlamda destekledi.L'Unione Sovietica e la Cina sostenevano la Corea del Nord e la Cina mandò ingenti truppe lungo il confine.
Ancak, genel anlamda kullanımı İtalyan matematikçi ve fizikçi Vito Volterra'ya atfedilmektedir.L'asteroide è dedicato al matematico italiano Vito Volterra.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.A questa rivelazione, Roderick si allontana sconvolto.
Eski Türkçe od sözcüğü de zaman zaman aynı anlamda kullanılır.Tolkien stesso usò il termine in questo modo, a volte.
Yani, bir anlamda, First Arsch gizli bir gruptu.Ogni gruppo finito di ordine primo è un gruppo ciclico.
Fizikte ise uzunluk, mesafe ile eşdeğer anlamda kullanılır.Un muro la divide nel senso della lunghezza, in modo ineguale.
Arapçada benzer anlamda "Ulûm-u Dîniyye" tâbiri kullanılmaktadır.In lingua ebraica, come in אוכל 'mangiare'.
Kültürel anlamda tam Ege'dir.Nell'insieme ha un aspetto armonico.
Sessiz filmi Metropolis (1927) modern anlamda bilim kurgu filmlerinin babası olarak kabul edilir.Il suo film muto Metropolis (film 1927) è definito il precursore del cinema di fantascienza.
Donald Davidson’a göre, metaforik bir anlamdan söz etmek yanıltıcıdır.Con la Atkinson non è sbagliato, quindi, parlare di Realismo magico.
Kendisi gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıdır.Attualmente è attivo come artista internazionale.
Bir grup erkeğin bu anlamda birbirlerine ihtiyaç duyduklarını kabul etmenin nesi yanlış?Non è noto come riescano, in un gruppo, a riconoscersi individualmente tra loro.
Uluslararası anlamda B'Day, oldukça olumlu reaksiyon aldı.Tuttavia, Paradox / W ha venduto bene per un po' di tempo.
Biyolojik anlamda, iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek.L'Aramaico possiede due generi grammaticali: maschile e femminile.
Bu anlamda kurucu etkisi, genetik sürüklenmenin özel bir formudur.Il fenomeno detto collo di bottiglia identifica un particolare tipo di deriva genetica.
Bu anlamda zaman zaman sembolik bir "Robin Hood" olduğu da söylenebilir.Si comprende quindi quanto il termine "marea rossa" possa in realtà essere fuorviante.
Albümden çıkan üç single, ticari anlamda başarılı olamadı.Nessuno dei tre album ebbe però successo a livello commerciale.
Bu cümle daha çok mecaz anlamda kullanılıyor.Это предложение имеет намного более метафорический смысл.
Uluslararası anlamda B'Day, oldukça olumlu reaksiyon aldı.В международном масштабе B’Day заработал больше позитивных отзывов.
Günümüzde kabul gören yaklaşım ise, gerçek anlamda hukuk (hak/adalet) üstünlüğüdür.Тем они славнее засияют в день победы для тебя, страна».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
anlamda ile cümle - Sayfa 10 - anlamda kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App