Etnik ayrılıkların parçaladığı bir ülkede gerçek anlamda bir etnik çoğulluk mümkün mü?Is a truly multiethnic future possible in a country that has been torn apart by ethnic divisions?
Matiç, "Genel anlamda internet, burada sosyal ağlar kadar popüler değil."The internet, on the whole, is not as popular here as social networks are.
Genel anlamda Sırbistan, pek çok tarihi fırsatı kaçırdı.Generally, Serbia has missed many historical opportunities.
Genel anlamda proje büyük başarı yakaladı.Overall, the project is a big success.
Bölgesel anlamda, Hırvatistan'ın güneyi ve doğusu, ülkenin kuzey ve batı kesimlerinden daha yoksul.Regionally, south and eastern Croatia are poorer than the north and western parts of the country.
Her anlamda BH, bir kayıp kişiler yasası çıkaran ilk savaş sonrası ülke.By all accounts, BiH is the first post-war country to create a missing persons law.
Bu anlamda 250 cm'ye varan yüksekliklerde kör kalıp sistemi kullanılarak döşeme yükseltildi.In this sense, the slab was raised using a blind formwork system at heights up to 250 cm.
Üst seviye bilgi yönetim sistem bileşenleri genel anlamda sınıflandırıldığı gibidir:EIS components can typically be classified as:
Ayrıca erkeklerin kızlardan daha fazla genel anlamda saldırganlık sergilediği bulunmuştur.It was also found that boys exhibited more overall aggression than girls.
Gerçek anlamda hatve açısını korumak için sınırlardaki kısıtlamalar çok önemlidir.Restrictions on limits are very important to maintain the pitch angle in real term.
Barth, Batı Afrika'yı gerçek anlamda inceleyen ilk bilim insanıydı.Barth was the first true scholar to travel and study in West Africa.
Baden-Powell, bir İzcinin mecazi anlamda kendi kanosuyla kürek çekmesi gerektiğini yazdı.Baden-Powell wrote that a Scout should paddle his own canoe, metaphorically speaking.
Ukrayna'nın ulusal ve kültürel anlamda dirilişinin simgelerinden biri olagelmiştir.He became a symbol of the national cultural revival of Ukraine.
Bu anlamda ölçü, uzunluk, alan ve hacim kavramlarının bir genellemesidir.In this sense, a measure is a generalization of the concepts of length, area, and volume.
Pterosauromorpha gerçek anlamda uçabilen ilk omurgalı olan Teruzorları içerir.Pterosauromorpha contains Pterosauria, which were the first vertebrates capable of true flight.
Muammer Kaddafi'nin 1975 tarihli Yeşil Kitap'ında terim bu anlamda geçmemektedir.The term does not occur in this sense in Muammar Gaddafi's Green Book of 1975.
Akademik anlamdaki ilk tıp bölümü 1809'da kuruldu.The first academic department of medicine was created in 1809.
Aynı dönemde, küresel anlamda üretim kapasitesi yıllık % 50'nin üzerinde bir büyüme yaşamıştır.During that same time production capacity surged with an annual growth of more than 50%.
Afiḳomen de aynı anlamda kullanılmaktadır.Tidbits (parperet) were eaten before and after the meal (Ber. vi. 6).
Bu anlamda tüm balıkların kemikleri yoktur; örneğin yılanbalıkları ve fener balığı kemiksizdir.Not all fish have fish bones in this sense; for instance, eels and anglerfish do not.
Aynı birim öneklerinin iki farklı anlamda kullanılması kafa karışıklığına neden olmuştur.The use of the same unit prefixes with two different meanings has caused confusion.
UAMS akademik anlamda bir sağlık merkezi ve tıp okuludur.UAMS is an academic health center and medical school.
Bu anlamda kelime "şüpheli menenjit durmu" anlamına gelmektedir.In this sense, the word implies "suspected meningitis".
Vanbrugh, hayatı boyunca birçok anlamda radikaldi.Vanbrugh was in many senses a radical throughout his life.
Kypreos, cihazı "genel anlamda iyi bir cihaz" olarak tanımlamıştır.He described the phone as "a solid all-rounder".
Bu anlamda Erkmen'in sahnesinde görünür aktörler haline geldiler.In that sense, they became visible actors on Erkmen’s stage.
Potansiyel bariyer, bir anlamda, gerçek bir biyomateryal bariyer şeklinde var olabilir.The potential barrier, in some sense, can come in the form of an actual biomaterial barrier.
Negatif anlamda ağızdan ağza yayılmaNegative word of mouth
Ancak Cumhuriyet, ABD'yi hiçbir zaman de jure anlamda tanımadı.[1][2]However, the Republic never recognized the United States in a de jure sense.[9][10]
Ve bu noktadan sonra Sovyetlerin Ay programları hiç gerçek anlamda bir araya gelemedi...And after that point, their Moon program really never pulled together....
Bu mizahi biçimde, yetersiz ifadenin gerçek anlamda yorumlanmaması beklenir.In this humorous form, the understatement is expected to not be interpreted literally.
Artık geleneksel anlamda bir gölden ziyade büyük bir gelgit körfezi/girişi.Now a large tidal bay / inlet rather than a lake in the traditional sense.
Pontus kartalı dini anlamda da sembol olarak kullanılmaktadır.The Pontic eagle may also be a symbol during religious events.
Bu nedenle, düzenlilikler ampirizmin gerektirdiği anlamda sabit bağlaçlar değildir.The regularities are therefore not constant conjunctions in the sense required by empiricism.
Musevi-Hristiyan inancı kökten yaratılışçıdır, ancak tamamen farklı bir anlamda.Judaic-Christian faith is radically creationist, but in a totally different sense.
Kaybolmuş hissediyorum, kötü anlamda değil, hayatın içinde kaybolmuş hissediyorum." [1]I feel lost, not in a bad way, but just lost in life."[22]
Biyoistatistik, istatistiğin en geniş anlamda biyolojik alanlara uygulanmasıdır.Biostatistics is the application of statistics to biological fields in the broadest sense.
"Ben", bir anlamda kendimizi tanımladığımız şeydir."The "I" is in a certain sense that with which we do identify ourselves.
Genel anlamda, tarih kendini tekrar eder.Allgemein gesagt: Geschichte wiederholt sich.
İki sözcük arasında anlamda ince bir fark var.Es gibt einen feinen Bedeutungsunterschied zwischen den beiden Worten.
Donald Davidson’a göre, metaforik bir anlamdan söz etmek yanıltıcıdır.Gemäß Donald Davidson ist es irreführend, von einer metaphorischen Bedeutung zu reden.
Basında Randy Andy (bir anlamda: kösnül Andy) olarak tanımlandı.In der Presse wurde er als Randy Andy (etwa: geiler Andy) bezeichnet.
Bu anlamda antropolog Michael Tomasello'nun görüşü de önemlidir.In diese Richtung geht auch der Vorschlag des Anthropologen Michael Tomasello.
Bu direnişçiler 2003 yılından beridir millî anlamda da büyük bir güç faktörü haline geldiler.Sie sind seit 2003 zu einem wichtigen Machtfaktor auch auf nationaler Ebene geworden.
Genel anlamda Aktium Muharebesi Antonius ve Kleopatra’nın belirgin yenilgisiyle sonuçlandı.Insgesamt endete die Schlacht bei Actium also mit einer klaren Niederlage Antonius' und Kleopatras.
Korn bir anlamda eski sesine dönmüştür.Darin kehren Helmet teilweise wieder zu ihrem alten Sound zurück.
Bu sonuçla İspanya'daki geleneksel anlamda devam eden iki partili sistem sona ermiş oldu.Beobachter sprechen daher vom endgültigen Ende des traditionellen Zweiparteiensystems in Kolumbien.
Berlin Katedrali, içinde hiçbir zaman bir piskopos yaşamadığı için gerçek anlamda bir katedral değildir.Sie ist keine Kathedrale im eigentlichen Sinne, da sie nie Sitz eines Bischofs war.
1857 Paniği ilk gerçek anlamda küresel ekonomik krizdi.Die Wirtschaftskrise von 1857 war die erste Weltwirtschaftskrise.
Bu anlamda tekstür farklılığı da dikkat çekicidir.Entwaffnend erscheint auch die innere Ehrlichkeit des Textes.
Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir.Die Herkunft des Ausdrucks Heavy Metal im musikalischen Kontext ist nicht bekannt.
Kaba ve farklı tonladığı gitarıyla müzikal anlamda da yenilikler getirdi.Sie hat in einem Musikgeschäft eine großartige, aber teure Gitarre entdeckt.
Müzikal anlamda getirebileceklerinin sınırı yok.Dabei ist er auf keine musikalische Richtung festgelegt.
Bugün anladığımız anlamda devlet (Modern Devlet) 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Der heutige Ortsname erschien schon im (16. Jahrhundert).
Buna göre ideoloji, en genel anlamda "yanlış bilinç"tir.Demnach sei Ideologie „notwendig falsches Bewusstsein“.
İlçede profesyonel ve amatör anlamda bir spor kulübü bulunmamaktadır.Es gibt praktisch keinen Leistungs- und Profi-Sport ohne Sponsoring.
Örneğin, bu tanıma göre matematiksel anlamda üçgen soyut bir nesnedir.Der Grund ist, dass in der Mathematik Begriffe wie der eines Triangels intuitiv konstruiert werden.
Bu anlamda Duyunç (vicdan) ve Ötüğ (dua) aslında iki yönlü bir işleyişe sahiptir.Das Diesseits und das Jenseits sind für Bedreddin zwei Aspekte einer Welt, die zusammen Gott darstellen.
Günümüzdeki anlamda ise 17. yüzyılda İtalya'da kullanılmaya başlandı.Auch in Italien scheint das Werkzeug im 17. Jahrhundert in Gebrauch gewesen zu sein.
Bu anlamda onun ile bu kehanet ilişkilendirildi.Offenbar kannten sie ihn von seinen Predigten her.