Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir metaforun bildik anlamda doğru olduğu da olmadığı da söylenemez.隠喩は技術であり 科学ではありませんが その真偽を感覚で理解できます
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Es ist ein Teilchen, aber es ist nicht ein Teilchen im engeren Sinn, wie wir es im täglichen Leben verwanden.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Het heet een deeltje, maar het is geen deeltje in de betekenis die we gewend zijn in ons dagelijks leven.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Îi numit o particulă, dar nu o particulă în sensul cu care ne-am obişnuit noi în viaţa de zi cu zi.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.입자라고 불리기는 하지만, 보통 쓰이곤하는 "입자"의 느낌은 아니지요.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Říká se mu částice, ale není částicí ve smyslu částice, se kterou se setkáváme v běžném životě.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Si chiama particella, ma non è una particella nel senso acui siamo abituati nella vita quotidiana.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Vi kalder den partikel, men det er ikke en partikel på den måde vi plejer at bruge ordet i daglig tale
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Він називається частинкою, але це не частинка в сенсі, до якого ми звикли в нашому повсякденному житті.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.Он называется частицей, но он не частица в том смысле, который мы используем в повседневной жизни.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.זה נקרא חלקיק, אך זה לא חלקיק במובן שאנו רגילים בחיי היום יום.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.إنها تسمى جسيم ولكنها في الحقيقة ليست جسيم بالشكل الذي اعتدنا عليه في حياتنا اليومية.
Bir parçacık deniyor, fakat aslında günlük hayatta alıştığımız anlamda bir parçacık algısı değil.日常で言うような粒子とはまったく違っています. それは,どこにそれがあるかを厳密に言うこともできないものです.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Alors, nous n'avons plus construit de modèles et Francis a continué son travail sur les protéines.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Also bauten wir keine Modelle mehr und Francis widmete sich wieder mehr seiner Arbeit mit den Proteinen.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Así que no construimos más modelos, y Francis como que continuó trabajando en proteínas.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.A tak jsme přestali tvořit modely a Francis pokračoval ve své práci na proteinech.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Così non costruimmo più modelli, e Francis continuò a lavorare sulle proteine.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.En dus bouwden we geen modellen meer, en Francis ging verder met zijn proteïnenstudie.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Így hát nem építettünk több modellt, Francis pedig a fehérjékkel folytatta a munkáját.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.그래서 우리는 더 이상 모형을 짓지 않았고 프란시스는 단백질에 대한 연구를 계속했습니다.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.N-am mai construit modele, iar Francis şi-a continuat munca asupra proteinelor.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Não construímos mais modelos e Francis continuou o seu trabalho com proteínas.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Nên chúng tôi không dựng thêm mô hình nào nữa, Francis tiếp tục công việc nghiên cứu protein.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Så vi byggede ikke flere modeller, og Francis fortsatte på en eller anden måde arbejdet med proteinerne.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Tak więc przestaliśmy budować modele a Francis wrócił do pracy nad białkami.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.И така ние не наравихме повече модели, и Франсис донякъде продължи да работи върху белтъците.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.Ну вот мы больше и не строили моделей, и Фрэнсис, вроде как, продолжал работать над белками.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.אז לא בנינו יותר מודלים, פרנסיס המשיך את עבודתו על חלבונים.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.لذلك لم نقم ببناء أي مجسمات، وأكمل فرانسيس نوعاً ما عمله على البروتينات.
Böylece başka bir model geliştirmedik, ve Francis proteinler üzerindeki çalışmalarına bir anlamda devam etti.フランシスはタンパク質についての研究を続けました 私は特に何もしませんでした。ただ読書をしていただけです
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Así que de cierta forma, es un tipo de información digital.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.C'est l'ordre des 4 bases. Dans un sens, c'est une sorte d'information numérique.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Có thể hiểu đây là một kiểu thông tin dạng số
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Es ist also eine Art digitale Information.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Ez tehát, bizonyos értelemben egyfajta digitális információ.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Într-un anumit sens, este un sistem digital de informaţie.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.In un certo senso, si tratta di informazione digitale.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.In zekere zin is het dus digitale informatie.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Jadi di satu sisi, ini seperti informasi digital.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.그래서 어떻게 보면 디지털 형태의 정보라고 할 수 있죠.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Por isso, de certo modo, é um tipo de informação digital.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Så på en måde, er det en slags digital information.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.V jistém smyslu je to typ digitálních informací.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Więc w pewnym sensie jest to rodzaj informacji cyfrowej.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.Κατά μία έννοια, είναι μια μορφή ψηφιακής πληροφορίας.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.В каком-то смысле это информация цифрового типа.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.И по някакъв начин, това е нещо като цифров тип информация.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.במידה מסויימת בצורה דיגיטלית.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.إذاً إنها في أحسن تقدير نوع ما من المعلومات الرقمية.
Böylece bir anlamda, bu bir çeşit dijital bilgi tipiydi.縒りがほどけることで情報が複製されます
Bu anlamda tam olduğunu düşündüğünüz algoritmaların kutucuklarını işaretleyin.Marcati casutele corespunzatoare algoritmilor pe care ii credeti completi in acet sens.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Alcohol wordt in dit opzicht pas op grote afstand gevolgd door stimulantia als crack en amfetamine.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Auf den Alkohol folgen in diesem Kontext mit weitem Abstand die Stimulanzien – Kokain/Crack und Amphetamine.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Az alkohol mögött e tekintetben jócskán elmaradnak a stimulánsok: a kokain/crack és az amfetaminok.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Concernant ce point, on trouve, loin derrière l’alcool, les stimulants — cocaïne/crack et amphétamines.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Daleč za alkoholom so v zvezi s tem poživila – kokain/crack in amfetamini.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Kaukana alkoholin perässä tulevat tässä yhteydessä piristeet – kokaiini/crack ja amfetamiinit.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Pod tym względem środki pobudzające – kokaina,crack i amfetaminy – pozostają daleko w tyle za alkoholem.
Bu anlamda alkolü çok gerilerden de olsa, uyarıcılar (kokain/crack ve amfetaminler) takip etmektedir.Stimulantia – kokain/crack och amfetaminer – kommer långt efter alkohol i detta avseende.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod